7 Başlıkta IPCC İklim Değişikliği Raporu

Türkiye son iki haftadır orman yangınlarının pençesi altında. Bu yangınlara karşı müdahaledeki eksiklikler ve iletişimsizlikleri geçen haftaki bültenimizde ele almıştık.
Kabul etmemiz gereken bir gerçek var, Türkiye’de orman yangınları olmaya devam edecek ama akıllardaki asıl soru bu devasa yangınların artık yeni normalimiz olup olmadığı.
Birleşmiş Milletlerin son raporu hem Türkiye’de hem de Dünya’da bu yangınların ve benzeri doğal felaketlerin maalesef artacağını öngörüyor.

IPCC yani Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin yayınladığı rapor, insan eliyle oluşturulmuş küresel ısınma ve iklim değişikliğinden kaçışın artık mümkün olmadığının da altını çiziyor.
IPCC’nin yayınladığı bu rapor 6’ncı Değerlendirme Raporu Birinci Çalışma Grubu’nun İklim Değişikliğinin Fiziksel Bilim Temeli başlığına sahip ve iki yüzden fazla biliminsanının 14 binden fazla makaleyi incelediği üç yıllık ortak bir çalışma.
Rapora göre dünyamız Sanayi Devrimi öncesinden bu yana 1,09 derece ısınmış durumda ve küresel olarak izlediğimiz politik ve ekonomik kararlar değişmezse bu artış en kötü senaryoda 5 dereceye kadar çıkabilir.
İklim krizi artık Dünya üzerindeki her kıtayı, bölgeyi ve okyanusu etkileyerek, tüm hava olaylarını kontrol altına almış durumda.
Maalesef, neredeyse 4 bin sayfalık bu raporda felaket senaryoları korkutucu, ama ana mesaj eğer insanlık ŞİMDİ harekete geçerse bu felaketleri en az zararla atlatmanın mümkün olduğu.
Gelin isterseniz bir kaç başlık ile bu raporu inceleyelim.
1. Tartışmasız Bir Gerçek: Gezegeni İnsanlık Isıtıyor

IPCC raporu ilk defa, tartışmasız bir şekilde, yani bir hata payı olmadan, insanlığın küresel ısınmaya sebebiyet verdiğinin altını çiziyor.
İnsanlığın yarattığı küresel ısınma ve atmosferdeki, karadaki ve okyanuslardaki değişimlerin tek suçlusunun biz olduğunu artık kesin bir dille belirtiyor.
IPCC, doğal olayların da küresel ısınmaya yol açtığını kabul ediyor, ama bu 1,09 derecelik artışın sadece 0,02’sini oluşturuyor. 1,07 derecelik artış, yani küresel ısınmanın %98’i insan eli ile salınan sera gazlarına bağlı bir şekilde oluşmuş.
Küresel yüzey sıcaklığı, 1970’den bugüne kadar yani 50 yıllık süreçte, son iki bin yıldaki artıştan daha hızlı bir şekilde artmış durumda. Yani insanlığın 50 yıllık hareketi bile, gezegenin iki bin yıllık dengesini bozmuş durumda.
1950’den beridir küresel yağışlar artsa da, bu dengesiz bir şekilde olmuş. Bazı yerler aşırı yağış alırken, bazı yerler kurak kalmış. Aşırı bir şekilde yağan yağmurların sebebi ise atmosferin artık daha fazla nem tutması.
Küresel ısınma ile beraber, her bir derecelik hava sıcaklığı için artık %7 daha fazla nem tutan bir atmosferimiz var. Bu, bölgeye göre ya aşırı yağışa sebebiyet veriyor, ya da yaşam koşullarını zorlaştırıyor.
2. Karbondioksit Seviyeleri Hızlı Bir Şekilde Artmaya Devam Ediyor

Sanayi Devrimi yani 1750’den beridir karbondioksit seviyelerinin artışı, son 800.000 yıllık dönemdeki ortalama artıştan 10 kat daha hızlı.
Karbondioksit artışının en büyük sebebi ise %85 oranı ile fosil yakıtlar. Geri kalan %15 ise toprak yapısının ağaçsızlandırma ve kalite kaybı ile değişmesinden kaynaklanıyor.
Sadece karbondioksit değil, diğer sera gazları da hızla artmakta. Hayvancılık ve fosil yakıtlardan ortaya çıkan metan ve tarım mahsullerinde kullanılan nitrojen bazlı gübrelerden ortaya çıkan diazot monoksit gazı da insan eli ile hızla atmosfere salınmakta.
3. Aşırı Hava Olayları Artıyor

En sıcak sıcaklar ve en aşırı yağışlar 1950’lerden itibaren çoğu bölgelerde daha sık görülmeye başlandı.
Örnek olarak biliminsanları 2012’deki Avusturalya’daki sıcak hava dalgasının insan etkisi olmadan gerçekleşemeyeceğinin altını çizmekte.
İnsan etkisi, aynı zamanda, aşırı hava olayların bir arada olma olasılığını da artırıyor. Avrupa’da, Afrika’da ve hatta bölgesel olarak bizim de hissettiğimiz şekilde sel, yangın ve kuraklık felaketlerinin aynı anda ve birbirinin etkilerini artırarak gerçekleştiği durumla söz konusu.
4. Okyanuslar Artık Daha Sıcak, Yüksek ve Asidik

Okyanuslar atmosferdeki artan sera gazlarının enerjisini %91 oranında emebiliyor. Ama bu aynı zamanda okyanusların ısınmasına ve sıcak hava dalgalarına yol açıyor.
Okyanusların içindeki bu sıcak hava dalgaları, deniz yaşamının kitlesel bir şekilde yok olmasına, mercanların beyazlamasına, yosun patlamalarına ve canlıların göçünden dolayı dengelerin bozulmasına sebebiyet veriyor.
Maalesef, bu durum artık geri dönülmez bir seviyede. Küresel ısınmayı 2 derecede tutsak bile, okyanuslardaki sıcak hava dalgaları bu yüzyılın sonunda 4 kat daha fazla oranda görülecek.
Sıcaktan en çok etkilenen büz örtüleri ve buzullar ise hızla erimeye devam ediyor. Biliminsanları 1901 ile 2018 yılları arasında deniz suyu seviyelerinin 0,2 metre arttığını belirtiyor. Ama belki de daha önemli bir nokta var, o da bu seviyenin artış hızı.
Küresel ısınmanın artan etkisi buzullar için özellikle son 10 yılda hissedilmiş. Öyle ki, buzulların son 12 yıldaki erime hızı son 105 yıldaki erime hızının 3 katından fazla.
Yani iklim krizinin etkisi özellikle son dönemde daha çok hissedilmeye başlamış.
5. Çoğu Değişimler Artık Geri Alınamaz Durumda

İklim krizine sebebiyet veren sorunları şimdiden durdursak bile, biliminsanları iklim değişikliğinden dolayı ortaya çıkan zararların düzelmesinin, bazı yerlerde imkansız olduğunu ya da yüzyıllar veya bin yıllar gerekeceğini belirtiyor.
Mesela, eğer iki derecelik bir küresel ısınma yaşanırsa, bu iki bin yıl boyunca deniz seviyelerinin iki ve altı metre yükselmesi anlamına geliyor.
Bir başka örnek ise havadaki karbondioksit seviyesinin artışından dolayı ortaya çıkmakta. Karbondioksit seviyesinden dolayı artan okyanusların asit seviyesi de benzer bir şekilde binlerce yıl değişmeden kalacak.
IPCC raporu bu yüzyılın sonuna kadar küresel ısınmayı hızlandıracak eşikleri tam olarak söylemiyor ama bu olasılığı da kabul ediyor. Alaska ve Rusya’daki sürekli buzul halde duran permafrostların erimesi bu olasılıklardan biri.
Geri döndürülemez olan bu erime, artan her bir derecede 66 milyar tonluk bir karbondioksit salınımına yol açacak. Bu rakam dünyanın tüm karbondioksit salımının neredeyse iki katı, yani biz her bir derecelik ısınmada sadece permafrostların erimesinden dolayı 2 yılımızı en baştan kaybetmiş olacağız.
6. Rapor Türkiye Hakkında Ne Diyor?
Raporda özellikle Türkiye hakkında bir bilgi verilmiyor ama Türkiye’den de veriler kullanılmış durumda. Bu veriler özellikle Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz bölgesi için kullanılıyor.
Akdeniz’e komşu olan ülkelerden oluşan bu bölgede ortalama sıcaklıklar, aşırı sıcaklıklar, hidrolojik ve ekolojik kuraklık artıyor, ortalama yağışlar azalıyor.
Buna ek olarak, bu yıl özellikle etkilerini ciddi şekilde gördüğümüz orman yangınlarının çıkmasına uygun hava koşullarının artacağını da belirtiliyor.
7. Hala Bir Şeyler Yapabiliriz

Bütün bu veriler bize 2030’un başlarına doğru 1,5 derecelik ısınmayı aşabileceğimizi, 2050 yılına kadar da Dünya’nın yüzey sıcaklığının artacağını gösteriyor.
Eğer gerçekten sera gazı salımını azaltmaya yönelik çalışmalar yapılırsa, ısınmayı 1,5 derecede tutmak için şansımız şu an %50.
Bunun için karbon salım bütçemizi 500 milyar ton karbondioksit ile sınırlamamız gerekiyor. Ama bu bütçemizin ömrü şu andaki politikalar çerçevesinde sadece 12 yıl.
1,5 derecenin altına inmek istiyorsak hem karbon salımını azaltmalı hem de ya karbon yakalama teknolojileri ya da doğal çözümler ile karbondioksiti atmosferden toplamamız gerekmekte.
Ama şu anki politikalar bunu uygulamamakta. Küresel anlamda şu anda destek bulan ve 2050 yılı civarında karbon salımının net sıfıra ulaşmasını hedefleyen politikalar, küresel ısınmayı 2 derecenin ancak altında tutabiliyor.
Biliminsanları salım yapılan ve yakalanan karbondioksitin eşit olduğu net sıfır konseptinin, iklimin dengesini bulması için kesinlikle gerekli olduğunu ama yeterli olmadığını belirtiyor.
Zira, eğer hiç bir şey yapılmazsa sıcaklıklar 5,1 derece gibi distopik bir noktaya ulaşabiliyor. Şu anda biz sıcaklığın 3,2 derecede kalacağı bir senaryoya doğru ilerliyoruz.

IPCC raporu aslında felaket senaryoları içinde bir umut ışığı da sunuyor. Belki küresel ısınmada 1,5 dereceyi geçebiliriz ama şu an bu ısınmayı 2 dereceden önce durdurup 1,5 dereceye çekmek için önümüzde fiziksel ya da çevresel bir engel yok.
Ama bunun olması için yakın zamanda kömür santrallerini kapatmamız, doğalgaz kullanımını sınırlandırmamız, ulaşımı ve ısınmayı elektriklendirmemiz, et tüketimimizi azaltmamız gerekiyor.
Buna ek olarak tabii ki hükümetlerin bu konularda adım atması, teşviklendirmenin yeniden yönlendirilmesi ve verimli teknolojilerin desteklenmesi gerekmekte. Maalesef küresel anlamda bunu gördüğümüzü söylemek oldukça zor.
Çevreci Geek bülteninden her zaman dediğimiz gibi, teknik bilgiye sahibiz, eksik olan politik irade.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Eğer ŞİMDİ harekete geçersek bir umudumuz var, yoksa doğal felaketler artacak.
11 Ağu 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR



