Açlık çoğunluktadır: Yoksulluğa çare bulmadan obezite sorunu çözülür mü?

Zannedilenin aksine obezite, her zaman çok yemekle ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda yoksullukla da özdeşleşmiş bir sorun. Sağlıklı gıdaya erişimi olmayan kesimler, ulaştıkları gıdalarla yetinmek zorunda kalınca dengesiz kilo alıyor.
Açlık çoğunluktadır: Yoksulluğa çare bulmadan obezite sorunu çözülür mü?

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Obezite, Sağlık Bakanlığı’nın hedefinde. Bakanlık tarafından başlatılan “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında sokaklarda kurulan stantlarda kilo kontrolü yapılıyor ve sağlıklı hayat için tavsiyelerde bulunuluyor. Peki sağlıklı yaşamak kolay mı? Pestisit sorununun Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri hâline geldiği, güvenilir gıdaya erişimin zorlaştığı, çocuk yoksulluğunun arttığı bu dönemde, uzmanlara göre obezite bir sonuç.

“Noodle sevmiyorum ben. O bana ince geliyor. Salçalı makarna seviyorum ama geçen üstüne peynir istedik, patron almadı. Biz bir peynir aldık, o da güzel çıkmadı. Yedik ama çok acıkmıştık.”

Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisi Adem’e ait bu sözler. Adem, günde bazen 9 saati bulan mesailerle döküm atölyesinde çalışıyor ve evden yemek getirmediği zaman işyerinde yaptıkları salçalı makarnayla karnını doyuruyor:

“Bazen annem ekmek arası patates yapıyor ama o da her zaman değil. En iyisi çocuklarla para toplayıp makarna, gazoz almak. Makarnayla iyi doyuyoruz ama tabii sonrasında biraz uyku getiriyor. Valla ben üç yıldır çalışıyorum, bir işyeri dışında yemek görmedim; o gördüğüm yerde de görmesem olurdu diyorum. O kadar kötüydü. Yemeği etin yanında tutmuşlar, o da kendini etli sanıyor.

Burada bazı günler tavuk nugget alıyoruz, ekmek arası onu yiyoruz, bazen çocuklar noodle seviyor ama benim karnım onunla hiç doymuyor. Patatesle uğraşması zor. En güzeli makarna. Hem herkes doyuyor hem de enerji alıyoruz. Bazen paramız olursa çiğ köfte de alıyoruz. O da çok pahalandı gerçi.” 

Sabah yumurta yapıyorlar ama her zaman değil. “Atölye kokmasın” diye yumurtaya çok izin yok.

16 yaşındaki Adem, okulunda da, işyerinde de, evinde de sağlıklı gıdaya ulaşamıyor. Adem için sağlıklı gıda, o an karnını doyuran karbonhidrattan ibaret. 

Zannedilenin aksine obezite, her zaman çok yemekle ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda yoksullukla da özdeşleşmiş bir sorun. Sağlıklı gıdaya erişimi olmayan kesimler, ulaştıkları gıdalarla yetinmek zorunda kalınca dengesiz kilo alıyor. Beslenme alışkanlıklarının değişimi, hayat tarzının bozulmasıyla doğrudan ilgili. 

  • Yayımlandığı dönemde büyük ses getiren That Sugar belgeseli meyve, sebze ve lif ağırlıklı beslenen Avusturalya yerlilerinin şekerli içecekler ve paketli ürünlerle tanıştıktan sonra daha önce hiç karşılaşmadıkları sağlık sorunlarına ve obeziteye maruz kaldığını gösteriyor.

Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında gıda enflasyonunun en çok arttığı ülke. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023'teki "Türkiye Çocuk Araştırması" da çarpıcı veriler ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, her gün meyve tüketemeyen çocukların oranı yüzde 49,5. Her gün sebze tüketemeyenlerin oranı yüzde 67. Her gün et, tavuk veya balık tüketemeyenlerin oranı ise yüzde 87.3.

Nisan 2025 verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 24 bin 35 TL. Bu rakam bir insanın sağlıklı ve dengeli yaşayabilmesi için alması gereken kalori baz alınarak hesaplanıyor. Buna göre, yetişkin birinin alması gereken kalori miktarının maliyeti 6 bin küsür lirayken, çocuklar için bu rakam 4 bin lira.

Hacer Foggo: Obezite tek tip beslenmenin sonucu

Hacer Foggo, uzun yıllardır Türkiye’deki hane yoksulluğu üzerine çalışan bir isim. Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Foggo, Aposto’ya yaptığı değerlendirmede, açlık sınırın Türkiye’de geldiği noktaya dikkat çekiyor: 

“Asgari ücret, açlık sınırının altında. Açlık sınırının altında bir gelirle bir hane geçinmek zorunda kalıyorsan o hanede derin yoksulluk vardır. Derin yoksulluk yaşayan bir hane; barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarına erişmekte zorluk çeker, bu nedenle o hanede aynı zamanda gıda güvencesizliği vardır. Benim tanık olduğum ve derin yoksulluk içinde yaşayan aileler, daha ucuz ve işlenmiş gıdaları satın almak zorunda kalıyor, tek tip besleniyor, öğün atlıyor ve çocuklarına sağlıksız gıda yedirmeye mecbur kalıyorlar. Ülkemizde obezite artıyor çünkü hem obezite hem de bodurluk, yetersiz ve sağlıksız beslenmenin sonucu.”

Foggo da TÜİK verileri üzerinden yaptığı yorumda, gıda enflasyonunun geldiği noktaya işaret ediyor:

“Gıda enflasyonu arttıkça sağlıklı gıdaya erişim azalıyor. TÜİK, 2024 yılı Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu verilerine göre, maddi yetersizlik nedeniyle 15 yaş ve altı çocukların olduğu hanelerde günde en az bir kez taze meyve ve sebze tüketemeyen hane halkı oranı yüzde 10. Bu gıdaların eksikliği hem yetersiz beslenmeye neden oluyor, hem de çocukların okul başarısını etkiliyor. Çünkü araştırmalar yeterli besin tüketemeyen çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerinin etkilendiğini ortaya çıkardı. Bu nedenle Sağlık ve Millî Eğitim bakanlıkları önümüzdeki dönem için hiç değilse sağlıklı ve ücretsiz okul yemeğini bir an önce hayata geçirmeli.”

  • Hacer Foggo’nun işaret ettiği bu gerçeği, Millî Eğitim Bakanlığı verileri de doğruluyor. Bakanlığın verilerine göre 2023-2024 eğitim öğretim yılında 1 milyon 29 bin 250 öğrenciye ücretsiz öğle yemeği verildi. Yine aynı verilere göre Türkiye’de 18 milyon 710 bin 265 öğrenci bulunuyor.

Derin Yoksulluk Ağı’nın araştırması bu konudaki eşitsizliği gösteriyor: Öğrencilerin yüzde 47,3’ü kantinden hiç alışveriş yapamıyor. Yüzde 40,2’si haftada sadece bir kez alışveriş yapabiliyor. Sadece yüzde 32’sinin düzenli beslenme çantası var. 

TTB: Obezite tek sorun değil, bodurluk da var

Türk Tabipleri Birliği, bu konuda Sağlık Bakanlığı’nı eleştirirken 2024 yılında deprem bölgesinde hazırladığı araştırma verilerini de hatırlatıyor. Antakya yöresinde beş yaşının altında 564 çocuğu kapsayan çalışma, çocukların yaşının artmasıyla beraber öğün sayısının düştüğünü, bodurluk ve obezitenin de sağlık sorunu olarak ortaya çıktığını gösteriyor. 

Bakanlığın projesinin ardından açıklama yapan TTB, çalışmaların çok yönlü ve bilimsel normlara uygun olması gerektiğini ifade ederken, beslenme bozukluklarının obeziteyle ilişkisini vurguluyor:

“Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde çocuklarda beslenme yetersizliği ve buna bağlı gelişme bozuklukları görülmektedir. Gıda enflasyonun yüzde 50'lere yaklaştığı bir ortamda ücretlere gelen bu oranın yarısını bulmayan artış, sağlıklı gıdaya ulaşımın önündeki en önemli engeldir. Bu durum yakın zamanda büyük bir felaket yaşanan deprem bölgesinde yani afet alanlarında daha dramatik biçimde kendini göstermektedir. 

Ekonomik sorunların getirdiği sağlıklı gıdaya ulaşamama ve sağlıksız ürünlere maruz kalma, en çok gelişme çağındaki çocukları etkilemektedir. Sağlıksız beslenen çocuklarda büyüme geriliği, obezite, konsantrasyon bozukluğu gibi fiziksel, zihinsel gelişme sorunları ve ilerleyen yaşlarda kronik hastalıklara maruz kalma risklerinde artış olur. Bu da toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdittir. TTB’nin deprem bölgesinde 'çocuklarda beslenme bozukluğuna bağlı bodurluk' ile ilgili bir çalışması yakın zamanda gerçekleştirilmiş ve yapılan çalışma sonucunda deprem bölgesindeki çocuklarda beslenme bozukluğuna bağlı bodurluğun arttığı tespit edilmiştir.”

Patates bile lüks tüketime dönüştü

13 Mayıs 2014'te meydana gelen Soma Maden Faciası’nda kocası Ahmet’i kaybeden Savaştepeli Binnaz’la o gün yaptığımız röportajda en büyük pişmanlığının madene inmeden önce eşine patates yedirememek olduğunu söylemişti:

“Akşam geldi. Yorgundu. ‘Ekmek arası yaptıralım mı, sen de yorulma’ dedi. Yedik, doymadı. Bütün gün yoruluyor, nasıl doysun? ‘Dönünce sana patates kızartırım ben’ dedim. Döndüğümüzde komşu, bebeğini getirmişti göstermeye; kızartamadım. ‘Hanım üzülme, meyve yerim ben’ dedi. Patates kızartacaktım, yiyemedi. Beni hiç üzmezdi, Bağ-Kur’unu yatırmaya çalışıyordu. Ev aldı bize, bir günden bir güne kötülük yüzü göstermedi. Erzurum’dan buraya gelin geldim, 4 çocuk doğurdum, o benim gölgeme sığındı, ben onun gölgesinde durdum. Asıl hasta olan bendim, keşke ben ölseydim. Hakkım helal olsun da, onun bana olacak mı? Patates bile yiyemedi…”

Yazının başında görüşüne yer verdiğimiz Adem ise kızarmış patatesli ekmeği tükettiği zamanları özel sayıyor. Bunun nedenleri arasında annesinin çalışması ve vakitsizliği kadar patatesin eskisi kadar erişebilir olmaması da yatıyor. Adem bu durumu “İyi bir zamandaysa yapıyoruz” sözleriyle özetliyor. 

Bu iki örnek arasında 11 yıl var. TÜİK verilerine göre Nisan ayında patates, aylık yüzde 15,57, yıllıkta ise %22,79 zamla enflasyondan en çok etkilenen sebze oldu. 11 yıl önce doymak için işçilerin aklına ilk gelen sebze olan patates, 11 yıl sonra lüks tüketim oldu. 

Sağlık Bakanlığı'nın kilo kontrol noktaları şehirlerin işlek yerlerinde faaliyet göstermeye devam ediyor. Pazarlar ise bu konuda birbirine laf atan, “Sağlıklı yaşa, yoksa bakanlığa şikayet ederim” diyerek şakalaşan insanlarla dolu. 

Sarımsaklı Pazarı’nda barbunya fasulyenin fiyatı 150, erik 120 liradan satışta. Pazar arabaları dolmazken, pazarın hemen dışında kurulan hayır lokmacısının kuyruğu uzadıkça uzuyor. “Tansiyonum var, şekerim var” diyerek sıraya girenler ama keyiflerinden ama düpedüz karınlarını doyurmak için bekliyor.

İyi yemek de sağlıklı beslenmek de artık pek az insanın ulaşabileceği bir hayal. Turgut Uyar’ın şiiri bugüne de ışık tutuyor:

“Gülü çiğdemi filan bırak
Sardunyayı karidesi filan bırak
Acıyı ve ölümleri bırak
Oy pusulalarını ve seçimleri bırak
Evet
Seçimleri özellikle bırak
Çünkü açlık çoğunluktadır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Ayça Örer

Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta