Home ya da Rome

Bir büyük turnuva daha şampiyonu için gün sayıyor; İngiltere mi İtalya mı?
Home ya da Rome

Ada toprakları bugüne kadar birçok kaliteli müzisyen ve kaliteli şarkı çıkardı. Black Sabbath, Queen, Oasis, The Smiths, The Rolling Stones, Pink Floyd, Radiohead, Led Zeppelin, The Beatles… Az önce okuduğunuz efsanevi ‘British Bands’ listesine isteseydim daha çok müzik grubu eklerdim lakin konumuz olan şarkı bu efsanevi gruplardan herhangi birine ait değil. Bu yazının şarkısı ’’Three Lions’’ ya da global ismiyle ‘’Football İs Coming Home’’.  1996 yılında Ian Broudie tarafından yazılan şarkı herhalde o yıldan beri İngiltere’de en çok dinlenen şarkıdır. Bu tezimi herhangi bir istatistiğe dayandıramayacağım ama en azından her turnuva yazında şarkının stadyumlarda on binlerce İngiliz tarafından bağıra bağıra söylendiğini biliyorum. 1996’dan beri dillendirdikleri 1966’dan beri de arzuladıkları futbolu eve döndürme, yani milli takımlar düzeyinde turnuva kazanma hayallerini gerçekleştirmeye ilk kez bu kadar yaklaşmış durumdalar. Tek maç.

Hayallerle mesafesini tek maça indirmeyi başarmış bu İngiltere Milli Takımı’nın hikayesi 2018 yazında başladı denebilir. Southgate’in yönetiminde gittikleri ilk büyük turnuvada yarı finale kadar yükselen, yarı finalde de 109. dakikada Mandzukic’in attığı golle yıkılan ‘Üç Aslanlar’ 2018 Dünya Kupası’na sadece yarı final görmeleriyle değil oynadıkları oyunla da damga vurmuşlardı. EURO 2020 başladığında İngiltere’den beklenti yine güzel futbol ve en az yarı finali görmekti. Lakin gruplarda oynanan ilk maçta, Hırvatistan’a karşı oynanan oyun bize Southgate’in kafasında başka bir şey olduğunu gösterdi. 2018’de önceliği gol atmak olan takım gitmiş yerine önceliği gol yememek olmayan, ehemmiyete aşırı derecede önem veren başka bir takım gelmişti. Turnuvada oynadığı her maçta son şampiyonalar Fransa ve Portekiz’in çizdiği rotayı takip eden Southgate ve İngiltere rakiplerine toplamda 3.20’lik gol beklentisi yaratma fırsatı tanıdı. Bu istatistik ‘turnuvadaki en sağlam defans’ şeklinde okunabilir. Peki, ağırlıklı olarak Shaw-Maguire-Stones-Walker dörtlüsüyle kurulan defansa ve arkalarında bekleyen Pickford’a baktığımızda turnuvanın en iyi 5 defansı arasında bile zar zor sayılabilecek İngiltere geri beşlisi nasıl oldu da bu istatistiğin oluşmasını sağladı?

Gruplarda oynadıkları Hırvatistan, İskoçya ve Çekya maçlarında, eliminasyonda karşılaştıkları Almanya, Ukrayna ve Danimarka maçlarında da savunmayı rakibin pas kanallarını kapatarak sağlayan İngiltere ilk 11’inde öncelikli görevi savunma olan 7 oyuncu oynamakta. Hücumda ise Kane, Sterling, Mount ve oyuna kulübeden giren Grealish’in ayaklarına bakmaktalar. Geride bekleyen 6’lı blok ve sağ kanatta oynayan  -önceliği rakip beki kovalamak- Saka ile rakiple dövüşmek ya da hiç ileri adım atmadan geriye yaslanarak savunmayı kuvvetlendirmek yerine, bu paragrafın ilk cümlesinde de belirttiğim gibi rakibin pas yollarını tıkayarak oyun kurmasına engel oluyorlar. Oyun kurmakta zorlanan ve bir türlü aradığı pozisyonları bulamayan rakiplerinin oluşturduğu ilk açıkta skoru bulup öne geçtikten sonra oyunu komple kilitleyerek soğutan İngilizler finale gelene kadar kalelerinde sadece bir gol gördü. Kalelerinde gördükleri tek golü de yari finalde Darmsgaard’ın muhteşem frikiğinden yiyen adalılar turnuvada en az gol yiyen ve akan oyundan gol yemeyen tek takım konumundalar.

Madalyonun öbür tarafında bulunan İtalya ise 100 yıllık futbol tarihinde çok nadiren görülen hücum gücüyle ön plana çıkmış durumda. Turnuvanın ilk maçında Türkiye’ye karşı stoper Chiellini’ye bile ceza sahası koşuları attıran Mancini, başrolünde Spinnaziola, İnsigne, Berardi, Jorginho ve Locatelli’nin olduğu hücum futboluyla Türkiye, İsçivre ve rotasyonlu çıktıkları Galler maçlarını vura kıra kazanan İtalya’nın karşısına çıkan ilk ciddi engel son 16’da Avusturya oldu. Çok ortada geçen maçın normal süresinde gol çıkmadı. Uzatmalarda Chiesa ve Pessina’nın golleriyle 2-0 öne geçtikten sonra İtalya, rahat bir nefes bile alamadan 114. Dakikada kalesinde golü gördü. Maçı 2-1 kazanan İtalya’da başrollere Berardi ve Locatelli yerine Verratti ve Chiesa geçti. Çeyrek finalde zorlu geçmesi beklenen Belçika maçını hiçte zorlanmadan geçen İtalya’nın canını Spinnazola’nın turnuvayı kapatmasına neden olan sakatlığı sıktı. Mancini’nin sol bekten ziyade neredeyse bir sol kanat oyuncusu gibi kullandığı ve İnsigne’nin içeri girip oyun kurduğu dakikalarda çizgiye inerek oyunun genişlemesini, rakip defans oyuncuları arasındaki mesafenin açılmasını sağlayan Spinazzola’nın kaybının oyunu ne kadar etkilediği İspanya maçında ortaya çıktı. Birkaç kontra atak dışında hücumda varlık gösteremeyen İtalya, taktiksel savaşta İspanya’ya mat olsada turu penaltılarda kurtarmayı başardı ve İngiltere’nin rakibi oldu.

WEMBLEY

Yaklaşık 1.5 yılın ardından tekrardan taraftar önünde futbol oynamaya başlamış oyuncuların 60.000 kişi önünde oynayacağı bu final belkide futbol tarihinde seyircinin en önemli etken olduğu ilk final. İngiliz hükümetinin İtalya-İngiltere arası uçuşları ‘’covid-19’’ önemleri sebebiyle iptal etmesiyle birlikte stadın yaklaşık %99’unu kaplayacak olan İngilizler İtalyanlara mı yoksa kendi takımlarına mı baskı yaratacak herkes gibi benimde finale dair en çok merak ettiğim maddelerden biri.

KİMİN KAZANMAYA DAHA ÇOK İHTİYACI VAR?

1966’dan beri şampiyonluk ve hatta final göremeyen İngiltere’nin, son büyük kupasını 2006’da, son finalini 2012’de görmüş İtalya’ya kıyasla şampiyonluğa daha çok ihtiyacı var. Olayı takımlardan teknik adamlara indirgediğimizde ise karşımıza son Dünya Kupası’na katılamamış İtalya’yı açık ara turnuvanın en sevilen iki takımından biri haline getirmiş Mancini ve 2018’de oynattığı oyunla takdir edildikten sonra EURO 2020’de oynattığı oyunla özellikle İngiliz medyası tarafından eleştiri bombardımanına tutulan Southgate çıkıyor. Mancini hiç şüphesiz ki finali kaybetse dahi başarılı olarak anılıcak ve 2022 Dünya Kupası’nda takımın başında olacak. Southgate her ne kadar 1966’dan bu yana final görmeyen İngiltere’yi finale çıkarsa da oynattığı oyunun, Wembley’de kaybettiği finalin ve acımasız İngiliz medyasının kurbanı olacak gibi gözüküyor olası bir mağlubiyette. Hem ülke hem de teknik adamlar çerçevesinden baktığımızda İngiltere’nin tek çaresi kazanmakken İtalya çoktan gönüllerin şampiyonu unvanının sahibi oldu bile.

TAHMİN

Orta sahası daha güçlü olan İtalya’nın oyun boyunca baskın taraf olmasını ve topla daha fazla oynamasını bekliyorum. İngiltere’nin İtalya’nın arka alanda bıraktığı boşluklara yapacağı hızlı hücumlar dışında herhangi bir varyasyondan gol bulması çok zor durumda. Eğer maçın ilk 25 dakikasında gelen erken bir İtalya golü olmazsa çok sıkıcı ve penaltılara kadar gidecek bir maç bizi bekliyor diyebiliriz. Aklım ve kalbim İtalya’dan yanayken hissiyatım kete tadında geçen 120 dakikanın sonunda penaltılarla gelecek bir İngiltere şampiyonluğu bizi bekliyor demekte.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Union Jack #7: Bölüm Sonu Canavarı İtalya

İngiltere finalde, rakip İtalya, Schmeichel'a lazer, Locatelli söylentisi, NHS'e bağış...

10 Tem 2021

Union Jack #7: Bölüm Sonu Canavarı İtalya

YAZARLAR

Enes Yılmaz

Author @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR