Ağ tarafsızlığına dair argümanlar

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Ağ tarafsızlığı (net neutrality), İnternet Servis Sağlayıcıları (“İSS”, ör. Türk Telekom) ve hükümetler tarafından internet üzerinde dolaşımda olan tüm verilere eşit muamele yapılması gerektiğini belirtmek için kullanılan bir kavram. İnternet ortamında dolaşımda olan her veri, elektronik sinyallerle taşınan küçük “dijital paket”lerden oluşuyor. Ziyaret ettiğimiz bir sitenin açılma süresi, engellenmeden açılabilmesi veya bir dosyayı indirme hızımız, internet servis sağlayıcı şirketin altyapısından geçerek bilgisayarımıza veya telefonumuza ulaşan paketlere bağlı. Arkadaşlarımızın Instagram sunucularında tutulan fotoğraflarını veya Netflix’te izlediğimiz diziyi elimizdeki cihazlara ulaştıranlar işte bu elektronik paketler.
Ulaşmak istediğimiz içerikleri ilgili sunuculardan cihazlarımıza taşıyan altyapıyı kontrol eden hükümetler veya altyapının sahibi olan şirketler (İSS) elbette bu paketler üzerinde bir yetkiye, hakimiyete sahip. Yetkili tarafların “sakıncalı” görülen paketleri istemci cihazlara ulaşmadan yok etmeleri veya faydalı/kârlı gördükleri paketleri diğer paketlerden daha hızlı teslim etmeleri mümkün. Ağ tarafsızlığı meselesi, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünya çapında bu bağlamda çok tartışmalı bir konu. Kimileri interneti su ve elektrik gibi bir temel kamu hizmeti olarak görmek gerektiğini ve internet altyapısını kullanan hiçbir tarafa ayrımcılık yapılmaması gerektiğini savunurken kimileri ağ tarafsızlığının serbest piyasa ekonomisine aykırı ve çok masraflı olduğunu savunuyor. Örneğin 2015 yılında Obama yönetimi tarafından getirilen ağ tarafsızlığı düzenlemesiyle İSS’lerin:
- Yasal olduğu sürece hiçbir içeriğe yönelik ayrımcılık yapamayacaklarına ve web sitesi veya uygulama engeli getiremeyeceklerine,
- Yasal olduğu sürece hiçbir içeriğe yönelik bağlantı yavaşlatma yoluna gidemeyeceklerine,
- Daha fazla ücret ödemeye razı olanlar için hızlı bir “internet otobanı”, istemeyenlere yönelik ise daha yavaş bir bağlantı sunamayacaklarına hükmedilmişti.
Ancak bu düzenleme Facebook, Google gibi şirketlerin (internet kullanımları için daha fazla ödeme yapmaları gerekebileceğinden) karşı çıkmalarına rağmen, ABD'deki İSS’lerin talepleri doğrultusunda Trump yönetimi tarafından 2017 yılının sonunda kaldırıldı.
- Ağ tarafsızlığının aleyhine argümanlar: “İnternet altyapısını çok yoğun kullanan ve meşgul eden Amazon ve Google gibi şirketlerle büyük boyutlu görüntü transferleri yapan Netflix ve YouTube gibi hizmetlerin, internet altyapısını yoğun kullanmayan diğer şirketlerle aynı ücret ve koşullara tabi olmaları adil değil. Bu şirketler internet trafiği kullanımları için daha fazla ücret ödemeliler.”
- “Daha fazla imtiyaza imkân veren altyapılar için daha fazla ücret alabileceğini bilen İSS’ler yeni altyapı yatırımlarını artırabilir, internet hizmet kalitesi artabilir.”
- “İSS’ler, altyapı bakım ve onarım masraflarını büyük şirketlerden karşılayabilirler, kendi müşterilerine indirim yapabilirler.”
- Ağ tarafsızlığının lehine argümanlar: “İSS’ler kendi müşterilerine indirim yapsalar dahi, daha fazla ücret ödemek durumunda kalan büyük şirketler bu fiyat artışını kendi müşterilerine yansıtacaklardır. Bu yüzden hane halkı, ödediği toplam ücrette bir azalma meydana gelmemesine rağmen birçok içeriğe erişim yavaşlığı veya engeliyle karşılaşabilir.”
- “İnternet altyapısının hızlı ve öncelikli kullanımı büyük şirketler ve devlet kuruluşlarına ayrılırsa hane halkı ve küçük işletmeler çok yavaş bağlantılara mahkûm olabilir. Gerekli ücreti ödeyemeyen veya İSS’lerle politik/ticari gerekçelerle anlaşmaya varamayan işletmeler, tüketiciye ulaşımda veya kendi iç iletişimlerinde endüstri devleriyle rekabet edemeyerek batabilir.”
- “İSS’ler, yönetimlerince nahoş veya zararlı görülen içeriklere erişimi, içerikler yasal olsa dahi keyfî olarak sansürleyebilir veya yavaşlatabilir.”
- “İnternet, günümüz girişimlerinin özellikle de kuruluş ve büyüme aşamaları için gerekli ve görece uygun ücretleri olan bir platform. Girişimciler, büyük rakipleri tarafından ödenen ücretlerle rekabet edemeyeceklerini düşünerek girişim kurmaktan çekinebilirler. Bu da inovasyona ve teknolojik gelişmelere zarar verebilir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Spektrum'un yeni sayısından merhaba, bugün CHP Kurultayı tartışmalarına, ağ tarafsızlığı meselesine ve AB Liderler Zirvesi'ndeki görüş ayrılıklarına odaklanıyoruz.
06 Ağu 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



