'Ah ile vah ile geçti bu ömür': 'ile' bağlaç / edatıyla şiirler arası bir yolculuk

“ile, gibi, kadar, ama” gibi sözcüklerin tek başına bir anlamı yoktur. Bu sözcükler hangi görevdeyse ona göre bir anlama kavuşur. “Yaptığı işe göre anlam kazanan sözcükler” diyoruz bu tür sözcüklere. Şiirlerden örneklerle "ile" bağlaç / edatını doğru biçimde kullanmanın incelikleri.
'Ah ile vah ile geçti bu ömür': 'ile' bağlaç / edatıyla şiirler arası bir yolculuk

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İçinde “ile” sözcüğünün geçtiği şarkıları araştırdığımızda, 1970’li yıllarda Pop Müziğe damgasını vurmuş olan Ömür Göksel’in klasikleşmiş parçası “Yaşadım mı öldüm mü anlayamadım” karşımıza çıkıyor. Şarkının sözleri “ahla vahla geçti bu ömür” diye yazılsaydı hem prozodiyi (müzik-söz uyumu) tutturamayacak hem de sözler dinleyiciler üzerinde bu kadar etkili olmayacaktı sanırım.

 “… Ah ile vah ile geçti bu ömür
 Yaşadım mı öldüm mü anlayamadım …”

“ile, gibi, kadar, ama” gibi sözcüklerin tek başına bir anlamı yoktur. Bu sözcükler hangi görevdeyse ona göre bir anlama kavuşur. “Yaptığı işe göre anlam kazanan sözcükler” diyoruz bu tür sözcüklere.

“ile”, Türkçe kökenlidir. Birle veya bile sözcüğünden evrilmiştir. “İle” sözcüğünün en eski biçiminin, Orhun Yazıtları'nda (MS 735) birle şeklinde yazıldığı görülür. 

Örneğin; “inim köl tigin birle sözleştimiz” (kardeşim Kül Tigin ile sözleştik) ifadesinde birliktelik anlamında kullanılmıştır. 

ile- < il-e- Kutadgu Bilig’de şu beyitte geçer:

èl asgı tile me öz asıgıŋ tile / kişi asgıŋa bakma turma ile 

(Memleketin faydasını kendi çıkarınla uzlaştır; başkasının çıkarını düşünüp ona bağlanma) 

Beyitteki ile- fiili, emir/istek 2. tekil kişi çekiminde gösterilmiş olup "bağlanmak" anlamıyla karşılanmıştır. Dr. Burhan Paçacıoğlu bu veriden yola çıkarak Sözcüğün il-e- şeklinden geldiğini dile getirmiştir.

13-14. yüzyıl şairi Âşık Paşa’nın Garib-nâme eserinde, “ile” sözcüğüyle karşılaşırız.

Cümle ‘âlem ‘acz-ile kalmış-durur 
Ol deñizde külli gark olmış-durur

(Bütün âlem (varlıklar) acizlik içinde kalmıştır; o (ilahi aşk/hakikat) denizinde tamamen boğulmuş durumdadır.)

15. yüzyıla kadar Türkçede birle ve bile formları yaygın olarak kullanılmıştır. Daha sonra sözcük başındaki "b" ünsüzünün erimesiyle (ünsüz düşmesi) günümüzdeki “ile” hâlini almıştır.

Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi olarak nitelendirilen ve 15. yüzyılda Amasya’da yaşamış olan Zeynep Hatun’un (Zeynünnisa Zeynep) ünlü gazelinde “ile” sözcüğü geçen dizeleri okuyalım: 

Yârâ yolunda ışk ile derdünden öleni
Kim der sana ki hecr ile cânın mükedder it

(Sevgilinin yolunda, aşk acısıyla ölen birine, ‘ayrılık yüzünden canını sıkma, üzülme’ demeye kimin hakkı var?)

  • Rivayete göre, Zeynep Hatun, 2. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) ile çocukluk arkadaşıymış ve Fatih’e platonik olarak âşıkmış. Padişaha ithafen bir divan yazdığı ve kendisine takdim ettiği söylenir.

“İle”, tarihsel süreçte hem bir edat (vasıta, birliktelik bildiren) hem de bir bağlaç olarak iki ögeyi birbirine bağlama görevini üstlenmiştir. Günümüzde sözcüklere eklenerek -(y)lA (vasıta eki) biçiminde de kullanılmaktadır.

  • “Gelmesi ile gitmesi bir oldu.” (bağlaç)
  •  “Onun gelmesi ile işler daha da karıştı.” (edat) 

"İle" sözcüğü, cümlede "ve" yerine kullanılabiliyorsa bağlaç, araç/birliktelik/neden anlamı katıyorsa edat (ilgeç) olur. En pratik ayrım, “ile” yerine "ve" getirmektir; anlamlıysa bağlaç, anlamsızsa edattır. "İle" hem ayrı hem de bitişik (-la/-le) yazılabilir. “İle” bağlaç ve edat ayrımına bakacak olursak bağlaç (ve) kullanımında sözcükleri veya cümleleri birbirine bağladığını görürüz. “ile” yerine "ve" getirilirse cümle bozulmaz.

  • Pazardan elma ile armut aldım. (Elma ve armut)

Edat (İlgeç) kullanımında ise cümleye birliktelik, araç, karşılıklı yapma, neden, durum gibi anlamlar katar. Yerine "ve" getirilirse cümle anlamsız olur.

  • İşten sefer tası ile geldi. (Birliktelik)
  • Ankara'ya tren ile gittim. (Araç)
  • Ahmet arkadaşı ile tartıştı. (Karşılıklı yapma)
  • Hiddetli bakışı ile ödümü kopardı. (Neden)
  • Kızına sevgi ile baktı. (Durum)

Türkçede "ile" sözcüğünün kullanımıyla ilgili yanlışlar genellikle anlatım bozuklukları ve yazım hataları başlıkları altında toplanabilir. En sık karşılaşılan hatalı kullanım biçimlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • "ile" ve "ve" bağlaçlarının gereksiz birlikte kullanımı

"İle" sözcüğü bağlaç olarak kullanıldığında "ve" anlamını karşıladığından cümlede hem "ile" (veya ekleşmiş hâli "-la/-le") hem de "ve" bağlacını aynı işlevde kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar.

Pazardan pırasa ile ve havuç aldım. (Y)
Pazardan pırasa ile havuç aldım. (D) 

veya

Pazardan pırasa ve havuç aldım. (D)

  • Özne-yüklem uyumsuzluğu (tekillik-çoğulluk)

"İle" edatı veya bağlacıyla kurulan öznelerde, yüklemin tekil mi yoksa çoğul mu olacağı sıklıkla karıştırılır.

Kural: Eğer "ile" bağlaç görevindeyse ("ve" yerine geçiyorsa) ve özne kişilerden oluşuyorsa yüklem genellikle çoğul olur.

Hatalı: Ali ile Ayşe yarın gelecek. (Anlam belirsizliği yaratabilir)

Doğru: Ali ile Ayşe yarın gelecekler. 

  • Yazım yanlışları ve ses olayları

"İle" sözcüğü, sözcüğe bitişik yazıldığında ünlü düşmesine uğrar ve büyük ünlü uyumuna uyması gerekir. 

Ünlü ile biten sözcüklerde: Araya "y" koruyucu ünsüzü girer.

Arabayla (Araba ile) > Arabala (Yanlış)

Arabayla (Doğru)

Ünsüzle biten sözcüklerde: "i" ünlüsü düşer.

Bulut ile > Bulutla (Doğru)

Ünlüyle biten sözcüklere “ile” eklendiğinde, “i” ünlüsü, kaynaşma sonucunda y'ye dönüşmektedir: iğneyle iplik, arabayla at, darıyla arpa.

ile, bağlaç görevinde olduğu zaman “ve” bağlacıyla aşağı yukarı aynı görevi yapar: çiçekle yaprak (çiçek ve yaprak), öğretmenle öğrenci (öğretmen ve öğrenci) ateşle barut (ateş ve barut) , güneşle ay (güneş ve ay) gibi.

Burada belirtilmesi gereken bir nokta, ile'nin söyleyişte ve yazımda gösterdiği özelliklerdir. Yukarıda verdiğimiz örneklerde olduğu gibi aşağıdaki alıntılarda da görüleceği üzere, ile, ünsüzle biten sözcüklere eklendiğinde, “i” ünlüsünü yitirmektedir:

  • "Gezginle hastabakıcıyı birleştirirseniz, kişinin alın yazısı çıkar ortaya." ·
  • "Birdenbire, önümde bir adamla bir kadın gördüm."

Ancak, ile'yi ayrı olarak yazan yazarlarımıza da rastlanmaktadır:

  • "Veli ile öbür bahçe sahipleri büsbütün susuz kaldılar." (Necati Cumalı)
  • "Öğle ile ikindinin arasıydı." (Fakir Baykurt)
  • Başlıklarda büyük harf kullanımı

Kitap, makale veya levha başlıklarında sözcüklerin tamamı büyük yazılmıyorsa (sadece ilk harfler büyükse), "ile" sözcüğü küçük harfle yazılmalıdır. 

  • Mai İle Siyah (Yanlış)
  • Mai ile Siyah (Doğru)

(Eğer başlığın tamamı büyükse: MAİ İLE SİYAH)

  • Edat ve bağlaç ayrımı karışıklığı

Cümlede “ile” kullanırken bağlaç / edat ayrımının yapılamaması bazen yanlış noktalama kullanımına neden olabilir. Bağlaç olan "ile"den önce veya sonra virgül konulması yaygın bir hatadır. (Cümle yapılarına göre virgülün konulabildiği kural dışı durumlara yazının ilerleyen bölümlerinde değineceğiz.)

“ile” üzerine ayrıntılı bilgilere geçmeden önce yapılan akademik bir araştırmanın çarpıcı sonucunu da paylaşalım. Bağlaçların öğretimi konusunda bir grup Türkçe öğretmeniyle yapılan yüz yüze görüşmeler sonucunda 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin “ve, ama, fakat” bağlaçlarını sık kullandıkları ve en çok “da / de, ki, ile” bağlaçlarında zorlandıkları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenler genellikle işlevsel dilbilgisi yaklaşımını benimsemekte ve bağlaçların en çok “zıtlık, pekiştirme ve açıklama” işlevlerini öğretmektedir. Öğrenciler konuşmalarında bağlaçları “bilinçli değil ama yerinde” kullanmakta ve kendi kaleme aldıkları metinlerde en çok “eş biçimlilik gösteren bağlaçlar”da (ve / ile; veya / ya da; ancak / ama / fakat / lakin; da / de; ki) hata yapmaktadır. 

TDK Yazım Kılavuzu’na göre ile’nin yazılış kurallarını sıralayalım:

ile (edat / bağlaç) 

  • ile, ayrı olarak yazılabildiği gibi sözcüklere eklenerek de yazılabilir.
  • ile, ünsüzle biten sözcüklere bitişik olarak yazıldığında “i” ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna uyar: bulut-la (bulut ile), çiçek-le (çiçek ile), kuş-la (kuş ile) vb.
  • ile, ünlüyle biten sözcüklere bitişik olarak yazıldığında araya “y” ünsüzü girer ve başındaki “i” ünlüsü düşer: arkadaşı-y-la (arkadaşı ile), çevre-y-le (çevre ile), sürü-y-le (sürü ile), yapı-y-la (yapı ile) vb.
  • ile, bağlaç, edat, durum eki gibi çeşitli kullanımlarıyla farklı dilbilgisi derecelerini yansıtan ögelerdendir. Dil bilgisiyle ilgili çalışmalara bakıldığında ile’nin çeşitli başlıklarda ve dil bilgisi kategorileri altında değerlendirildiği görülür.

Prof. Dr. Muharrem Ergin, bağlaçları edat başlığı altında değerlendirdiğinden ile’yi buna göre önce bağlama edatları bölümünde sıralama edatları alt başlığında ele alarak ile için belli başlı Türkçe sıralama edatlarından olduğunu, aslında son çekim edatı olup sonradan bağlama edatı olarak da kullanılmaya başlandığını belirtir. 

Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, “takılar”, “ulama bağlamları” ve “dış çekim hâlleri” başlıkları altında inceler. Bu başlıklar altında birimin edat, bağlaç ve durum eki derecelerinden söz etmektedir.  

Tahir Nejat Gencan, “ilgeç” ve “bağlaç” kategorileri altında değerlendirir, ad çekiminde değerlendirmez. İlgeç bölümünde birimin sözcükler ya da kavramlar arasında “aracıyla” anlamlı ilgiler kurduğunu belirtir. 

Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, “ile” birimini “edat”, “bağlaç” ve “durum eki” başlıkları altında işlev, görev ve anlamlarına göre ele alır.

Neşe Atabay, İbrahim Kutluk ve Sevgi Özel,“ilgeç” ve “bağlaç” başlıkları altında değerlendirir, durum eklerinde ile’yi almazlar. Edat görevi için sık kullanıldığını, “birlikte olma”, “beraberlik” anlamlarını taşıdığını; bağlaç görevi için görevdeş sözcükleri birbirine bağladığını “ve” bağlacıyla aşağı yukarı aynı görevi yaptığını, kendinden önceki cümleye bağlanabileceğini belirtirler. 

Prof. Dr. Geoffrey Lewis, “durum eksiz veya ilgi durum ekiyle birlikte kullanılan birincil son çekim edatları”, “bağlaçlar” ve “parçacıklar” bölümünde değerlendirir, durum eklerinde ile’den söz etmez. 

Somut adlar ile birleşen ile edatı, "birliktelik, beraberlik, vasıta" ilişkisi kurduğu hâlde, soyut adlar ile birleşen ile, nasıl? sorusuna cevap oluşturacak biçimde, bir oluş veya kılışın nasıl yapıldığını, yapılış özelliğini bildirir. Dolayısıyla tarz bildirme işlevindedir: 

  • “Sabaha karşı büyük bir gürültü ile uyandı.” 
  • “Verdiği konferansta konuyu ana çizgileri ile değerlendirmiştir.” 

Bir nesnenin veya bir organın "vasıta, araç" olarak kullanıldığı anlatımlarda, “ile” edatı "alet" ve "vasıta" olma görevini de üstlenebilir. “Ekmeği bıçak ile (bıçakla) kesmek; ağacı balta ile devirmek; kendi ayağı ile gelmek; kolları ile sarmalamak; yumruğu ile karşı koymak; olayı gözleri ile görmek; tren ile (trenle) seyahat etmek; otobüs ile (otobüsle) yolculuk yapmak; makine ile yazmak” bu duruma örnek olarak gösterilebilir. 

Ölçü ve ağırlık bildiren kullanımlarda da durum aynıdır: “Odunu çeki ile, kömürü kilo ile, sütü litre ile satarlar.” vb.

+mAklA (<mAk+ile):

Bu ek, -mAk ad-fiiliyle ile edatının kaynaşmasından oluşmuştur. İşlev bakımından "…- mak suretiyle" anlamında tarz bildiren zarf-fiiller türetir: “dinlemekle olmaz, beklemekle öğrenilmez, çalışmakla öğrenilir. Kendini okumakla geliştirdi.” 

Merkebin kulağını kesmekle küheylan olmaz (atasözü)

Vasıta Durumu (Fr. cas instrumental; İng. instrumental case) adın belirttiği varlık veya nesnenin fiildeki oluş ve kılışta "vasıta" olarak kullanıldığını veya "birliktelik" ifade ettiğini gösterme durumudur. Eki +(y)IA(<+(y)IE < ile)'dir. +(y )lA eki vurgusuzdur. “ile” sözünün ekleşmesinden kaynaklanan“-la, -le” ekinin kullanıldığı kelimelerde vurgu, ekten önceki hecededir: benimle, arabamla

Ekin dilimizde başlıca işlevleri şunlardır:

  • Fiildeki oluş ve kılışın hangi "vasıtayla" gerçekleştiğini bildirir:

“Asma bir merdivenle küçük avluya inilirdi.” (Tarık Buğra)

  • Adı fiile "birliktelik, beraberlik" ilişkisiyle bağlar:

“Yarım saatte gidecekti. Üç buçuk saat bizimle kaldı.” (A. Hamdi Tanpınar)

  • "Birliktelik" gösteren +lA vasıta durumu ekinin, bu işlevini pekiştirmek üzere kendisinden sonra bir beraber veya birlikte edatı aldığı da görülür:

“Evin çocuklarıyla beraber çıkıp geziyorlar, portakal bahçelerine.”

  • İki çeşit ögeyi birbirine bağlama görevi yüklenir ve genellikle "ve" bağlacının yerini tutar: “İstanbul kaleleri tuzla buz oldu.” (Ömer Seyfettin)
  • “Bu” işaret zamirinden veya -mAk ad-fiilinden sonra gelen +lA eki, beraber edatını da alarak "bununla beraber, -makla beraber" biçiminde iki cümleyi veya bir cümlenin iki parçasını zıtlık ilişkisiyle birbirine bağlayan bir zarf görevi yüklenir:

“Kendisi, İkinci Abdülhamit devri ricalinden olmakla beraber bu servete hiçbir şey ilave etmedi.” (Y. K. Karaosmanoğlu)

  • +lA vasıta durumu eki, adı fiile veya bir diğer cümle ögesine zaman ve miktar bildirme ilişkisiyle bağlar: geceyle, şafakla, tanla, vaktiyle, zamanla, amaçla, arabayla, sürüyle gibi.

Askerler şafakla birlikte sırtlarında çantalarıyla yola koyuldular.

  • +lA eki, çeşitli anlam ve işlev nicelikleri taşıyan tarz zarfları oluşturur:

 “İnsanın bütün içtenliğiyle anılarını yazması bile olanaksız.”

(Aziz Nesin)

ile’nin gündelik hayatta çok rastladığımız bir kullanım hatası da ben, sen, o, biz, siz, onlar gibi zamirler ile birleştirmede yapılan hatadır. "Senle" değil, doğrusu (senin ile) "seninle", benle" değil, doğrusu (benim ile) "benimle", "onla" değil, doğrusu (onun ile) "onunla", "bizle" değil, doğrusu (bizim ile) "bizimle", "sizle" değil, doğrusu (sizin ile) "sizinle" olmalıdır. 

(Çok daha vahim bir hata yaparak “bizlen, senlen, sizlen, onlan” diye konuşan kişilere de maalesef medyada rastlıyoruz.)

ile edatıyla kurulmuş cümlelerde ile'nin yerini kimi zaman -li eki tutabilir: Parayla geldi, Paralı geldi; Üzüntüyle gitmek, Üzüntülü gitmek; Dikkatle çalıştılar, Dikkatli çalıştılar gibi.

ila bağlacı :

Arapçadan geçmiş olan bu bağlaç, tahmine dayanan sayılarda en küçük ile en büyük arasını gösteren bir ortalama işleviyle kullanılır: dört ila beş, on ila on iki, doksan ila yüz gibi.

Yazım Kılavuzu, “ve, ya, ya da, ile, ki” bağlaçlarından önce ve sonra virgül imi kullanılmaz” diyor. Kurallı, olağan, basit cümlelerde bağlaçtan önce ya da sonra elbette virgüle gerek duymuyoruz. 

Ancak araya bir yan cümle ya da sözcük grubu girdiğinde, anlamın karışmaması için bağlaçtan önce ya da sonra virgül kullanmak gerekebiliyor.

"ile" bağlacından sonraki virgül de anlamı değiştirebiliyor. Şu iki cümle arasındaki anlam farkı gibi: 

  • “Burak, Sibel ile var olmanın değerini, yaşamın gizemini keşfedecektir.”
  • “Burak, Sibel ile, var olmanın değerini, yaşamın gizemini keşfedecektir.”

ile üzerine yazımıza 15. yüzyılda yaşamış olan Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi Zeynep Hatun ile başlamıştık. Bir başka kadın şair Nilgün Marmara’nın Kuğu Ezgisi şiirinin son dizeleriyle yazıyı bitirelim.

“…
-bu şiir-
Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılmayanın boyun eğen yansısı,
Sevda ile seslenir sizlere!”

Kaynakça:

  • Doğan Aksan, Sözcük Türleri
  • Meltem Can, İle Biriminin Dilbilgisel Dereceleri 
  • Ömer Demirtaş, Yusuf Tepeli, “Bağlaçların Öğretimi: Öğretim Programı, Ders Kitapları ve Öğretmen Görüşleri”, Turcology Research
  • Zeynep Korkmaz, Türkiye Türkçesi Grameri Şekil Bilgisi
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek