"1998'de Gazze'ye inen bir uçaktaymışız"

İrlanda Senatosu'nda araştırmacı olarak çalışan Filistinli Yara Al Agha, Filistin'e dair sorularımı cevapladı.
"1998'de Gazze'ye inen bir uçaktaymışız"

27 Mayıs - Hyundai Tucson - Spektrum
Hyundai ile birlikte

Işığınla fark yarat: Yeni TUCSON Otomotiv Distribütörleri Derneği 2021 ilk çeyrek sonuçlarına göre bu dönemde Türkiye'de en çok C segmenti otomobiller satıldı. Gövde tiplerine göre kıyaslamada ise SUV'ler, ikinci sırayı aldı. Bugün, Türkiye’de bu iki en çok tercih edileni bir araya getiren yeni bir C-SUV tanıtılıyor. Güney Kore merkezli otomotiv devi Hyundai'nin " Duygusal Sportiflik " (Sensous Sportiness) tasarım felsefesiyle tasarlanan ve Türkiye'de en çok tercih edilen C-SUV modellerinden biri olan Yeni Hyundai Tucson ; eski nesline göre daha sert çizgileri, daha geniş gövdesi ve dinamik oranlarıyla sınıfının lideri olma hedefiyle geliyor. Yeni Hyundai Tucson’da öne çıkanlar Daha geniş, daha konforlu : Yeni Hyundai Tucson'un selefine göre daha büyük ve geniş olan gövdesi, arkada oturan yolcular için 26 milimetre artan diz mesafesiyle ferahlığını hemen hissettiriyor. Bagaj hacmi 620 litre , koltuklar katlandığında ise 1.800 litreye kadar çıkabiliyor. 10,25 inçlik dokunmatik ekranla öne çıkan kokpit; kullanılan üstün teknolojiyle Yeni Hyundai Tucson'u bir bilgi ve eğlence merkezine dönüştürüyor. Doğadan ilham alan tasarım : İç mekânda üç farklı renk kombinasyonu sunan Yeni Hyundai Tucson'un orta konsoldan arka kapılara kadar uzanan gümüş çizgileri; şelalelerden ilham alınarak tasarlanan kokpitle bütünleşiyor. Dış mekânda ise keskin çizgiler ve akıcı hatlar; Hyundai teknolojisi Parametrik Gizli Far Sistemi, parlak siyah ön ızgara ve geniş hava girişli ön tamponla birleşerek Yeni Hyundai Tucson’un tasarım felsefesini tam anlamıyla ortaya koyuyor. Performans : Sınıfının en güçlü motorları arasında yer alan Yeni Tucson; 180 beygir güce sahip 1.6 litrelik turbo beslemeli benzinli ve 136 beygir güç üreten 1.6 turbo beslemeli dizel motor seçenekleriyle geliyor. Dileyenler Elite Plus donanım seviyesinde 4x4 çekiş destek sistemine de sahip olabiliyor. Ayrıca hem dizel hem de benzinli motorlar, 7 ileri DCT şanzıman ile satışa sunuluyor. Sürüş konforunu artırmak isteyenler de Elite ve Elite Plus donanım seviyesiyle gelen “shift by wire” yani elektronik vites panelini tercih edebiliyor. Göz alıcı dış görünüşüyle tüm gözlerin size dönmesini sağlayan, sınıfının en iyi güvenlik özellikleri ve gelişmiş sürüş destek sistemleri gibi akıllı teknolojileri bir arada sunan Yeni Tucson’u bu bağlantıdan keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Yara Al Agha, benim TU Dublin'de Kamu İlişkileri ve Siyasal İletişim yüksek lisans programında sınıf arkadaşımdı. Şimdi ise İrlanda Senatosunda araştırmacı olarak çalışıyor, Seçimler İçin Kadınlar'ın ve İrlanda'daki Müslüman kadınların hayat şartlarını iyileştirmeyi amaçlayan Amal Derneği'nin yöneticiliğini yapıyor.

Filistinli bir ailenin İrlanda'da doğan kızı Yara, geçtiğimiz hafta varılan ateşkes sonucu suların durulduğu Filistin'e, abluka ve işgal altındaki ülkesine dair sorularımı yanıtladı:

  • Ailenin hikâyesi nedir?

Babam Gazze, annem ise Batı Şerialı. Babam mimar olmayı hayal etse de, Mısır’da burs kazanmanın Gazze’den tek çıkış yolu olduğunu biliyormuş. Gazze’yi 1977’de 17 yaşındayken Mısır’da tıp okumak üzere terk etmiş. O zamandan beri yurt dışında yaşıyor. İrlanda’ya ise 1994 yılında yeterlilik sonrası akademik çalışmaları için gelmiş ve doktor olarak burada kalmış.

Onun ve bizim Gazze’ye son ziyaretimiz 1998 yılında. Şimdi düşünmesi imkânsız olsa da, o gün Gazze havalimanına inen bir uçaktaymışız.

  • İsrail’i neden apartheid olarak tanımlıyorsun? Filistin’de yaşananları haberlerden ya da oradaki yakınlarından duyduğunda neler hissediyorsun?

Apartheid günümüzde devletleri ve siyasi yapıyı tanımlamak için pek de kullanılan bir tabir değil, daha ziyade geçmişten bir tanım. Bu yüzden akademisyenler İsrail’i tanımlamak için sıklıkla farklı bir tanım kullanıyor: Yerleşimci kolonyalizmi. Bu iki tanım da İsrail’e gayet uyuyor.

Tarihte yerleşimci kolonyalizmi Avrupalıların yerli halkların yaşadığı bölgelerde yeni beyaz milletler yaratma hareketi olarak görüldü. Bu yeni milletler yerleşimcilerin iki taktiği uygulamasıyla oluşturulabildi:

  • Yok etme: Yerlileri tamamen yok etme.
  • İnsandışılaştırma: Yerlilerin yerleşimcilerden az hakka sahip olduğu ve aşağılık şekilde muamele gördüğü bir sistem yaratma.

Bu sistem Güney Afika’da apartheid olarak görüldü. 1948’de Birleşik Krallık tarafından desteklenen Siyonist hareket, İsrail devletinin kuruluşunda da aynı metotları kullandı. İsrail devletine yol açılabilmesi için Filistin devleti ve Filistinliler bir apartheid rejimine ve bugüne dek süren etnik temizliğe maruz bırakıldı. Bugün Şeyh Cerrah mahallesinde yaşananlar, İsrail’in Filistin’i Arapsızlaştırma, Filistinli nüfusun sayısını azaltma ve Filistinlilerin birliğin engellemeyi amaçlayan apartheid pratiklerinin mikro bir örneği.

Yani Gazze ve Doğu Kudüs’te gördüklerimiz sürpriz ya da “mal anlaşmazlığı" değil, 73 yıllık Filistinlileri eşit görmeyen bir apartheid rejimin ürünleri. Buna en büyük kanıt ise Gazze şeridi ve oradaki abluka.

Son bombardıman İsrail’in sivil ayırt etmeksizin saldırması sebebiyle çok rahatsız ediciydi. Kimse güvende hissetmedi, kimsenin saklanacak bir yeri yoktu. Bir noktada Gazze’deki tüm aile üyelerim bir eve toplandı ki, vurulmaları halinde hep birlikte ölsünler ve kimse bir diğerinin acısını yaşamasın. Evdekiler 11 gün boyunca, o esnada bomba gelirse ne yapacaklarını düşünerek tuvaleti kullanmaya çekindi. İnsanlar ayrıca bombardıman halinde enkaz altında kalmamak adına balkon gibi stratejik mekânlarda uyudu.

Gazze bombalama

Kaynak: AA

  •  Bu çatışmaya kalıcı çözümün ne olduğunu düşünüyorsun ve uluslararası kamuoyuna nasıl bir rol düşüyor?

Bence öncelikle anlatıya dikkat etmeliyiz. Yaşananlara “çatışma” demek tarafların, şiddetin ve saldırganlığın eşit olduğu bir durum varmış gibi bir durum ortaya koyuyor. Oysa durum farklı.

İnsan kaybını analiz etmek İsrail’in elindeki gücü ve sorumluluğu anlamak için yeterli. Son çatışmalarda 66’sı çocuk, 39’u kadın 243 Gazzeli hayatını kaybetti. İsrail tarafında can kaybı 12 oldu. Yani dünyadaki en gelişmiş ordulardan birine karşı Gazze’den, bir Orta Doğu gettosundan söz ediyoruz. Bu bir çatışma değil, yerleşimci kolonyalizmin şiddeti olabilir.

Kalıcı çözüm konusuna, özellikle İsrail’in uluslararası hukuku çiğnerken bir diplomatik pazarlık unsuru olarak kullandığı iki devletli çözümü unutarak başlayabiliriz. Batılı güçler, uluslararası hukuka aykırı şekilde 700 binden fazla yerleşimciyi işgal altındaki Batı Şeria’deki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinde yaşatan yerleşimci kolonyalizm projesini görmezden gelerek iki devletli çözümü masada tutuyor. İsrail yetkilileriyse Filistin topraklarına el koymaya, yasa dışı yerleşimleri genişletmeye ve Filistinlilerin evlerini yıkmaya devam ediyor. Batı Şeria’da Filistinlilerin araç ve yaya geçişini sınırlayan ya da kontrol eden 705 kalıcı engel bulunuyor. Gazze şeridindeki abluka da sürüyor. Yani İsrail, Filistin topraklarını tamamen kontrol altında tutuyor. Bu sebeple iki devletli çözüm ihtimal dışı kalıyor.

İki devletli çözümden bahseden herhangi kimse, sahadaki durumun gerçekliğinden; sorunun ırk, ayrımcılık, baskı ve politik çatışmanın ötesinde bir insan hakları meselesi boyutundan habersiz durumdadır. Sahada iki tane devlet, yerleşimcileri geri çekmeye ve Filistinlilere bir devlet vermeye meyilli bir İsrail yok. Yine de iki devletli çözümün ölü olması, tek devletli bir çözüme yakın olduğumuz anlamına da gelmiyor. Tek devletli bir realitemiz var ama bu bir çözüm değil. Her iki toplumu içeren tek bir devleti nasıl yaratacağız, bu zor bir soru ve cevaplamaya kimse başlamadı bile. Benim görmek isteyeceğim tek çözüm işgalin bitmesi, Filistinlilerin geri dönüş hakkının tanınması ve eşitlik sağlanmasıdır.

Bu hafta ABD’nin Tigray savaşı sebebiyle Etiyopya’ya, 27 AB ülkesi de bir uçağın zorla indirilmesi ve bir gazetecinin tutuklanması sebebiyle Belarus’a yaptırım uyguladı. İsrail 73 yıldır işgal ve etnik temizliğe devam ediyor, uluslararası hukuku çiğniyor. Ne AB, ne de ABD tek bir yaptırım uygulamadı. Kınama mesajları, Filistin bayraklarının sallanması ise apartheidi bitirmiyor. İsrail devletini yaptırıma tabi tutmak, sistematik insan hakları ihlali ve savaş suçları için boykot uygulamak ise apartheidi bitirecektir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

ABD'de parti içi krizler, Filistin'e dair bir röportaj

Bu hafta ABD'de Cumhuriyetçilerin ve Demokratların yaşadığı iç tartışmalar ile çoklu parti sistemi tartışmasına dair bir yazıya ve İrlanda Senatosunda araştırmacı olarak çalışan Filistinli Yara Al Agha ile bir sohbete yer veriyoruz.

27 May 2021

Hyundai ile birlikte
Latuff

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Faik Bulut

·

20 Tem 2026

Sahne önü ve arkası: NATO Zirvesi hakkında akla takılan hayati noktalar
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?