Akdeniz’de savaş çığlıkları… Bizim gündemimiz iç politika

Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama girişimleriyle başlayan gerginlik, Yunanistan’ın yaz başından bu yana devam ettiği çeşitli stratejik anlaşmalarla bugün başka bir boyuta taşınmış durumda. Gelin, sessiz ve derinden sürmesine rağmen ciddi bir sarsıntının öncülleri olarak okuyabileceğimiz bu sürece biraz daha yakından bakalım.
Macron’un Merkel’siz Avrupa hayalleri
Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de birlikte hareket ettiği ülkelerin başında Fransa geliyor. Enerji devi Total’le bölgede doğalgaz arama faaliyetlerini sürdüren Fransa, ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesinden ve Merkel sonrası doğan boşluktan faydalanarak aktif bir dış politika benimsedi.
Bu strateji doğrultusunda Yunanistan’la Doğu Akdeniz’de askeri tatbikatlarla başlayan yakınlaşma, bir güvenlik paktına evrildi.
Yunanistan, Fransa’ya 18 uçak ve 3 fırkateynlik 5 milyar dolar tutarında sipariş verdi. Ancak güvenlik paktında daha kritik olan, anlaşmanın ülkelerden birinin saldırı altında olması halinde diğerinin duruma müdahale etmesini öngörmesi.
Oysa NATO Anlaşması’nın meşhur 5. maddesi, üye devletlerden birinin saldırıya uğraması durumunda, tüm üyelerin müdahale etmesini “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” ilkesiyle düzenliyor.
Bu durumda, söz konusu güvenlik paktının ancak iki NATO ülkesinin birbirine saldırması durumunda devreye gireceği düşüncesini getiriyor. Zaten Yunanistan merkezli yetkililer, anlaşmanın yapılma sebebi olarak üstü kapalı bir şekilde Türkiye’yi işaret etmeyi sürdürüyor. Fransa cephesi ise daha diplomatik bir dil tercih ediyor. Şimdilik.
Anlaşmaya NATO bile karşı çıktı
Gelişmeden sadece Türkiye değil, NATO da kaygılı. Örgütün Genel Sekreteri Stoltenberg, Fransa ve Yunanistan arasındaki bu anlaşmaya Avrupa içi bu tür savunma anlaşmalarının ittifakı zayıflatacağını ve Avrupa’yı böleceğini gerekçesiyle karşı çıktı.
Fransa-Yunanistan anlaşmasının NATO’nun “gerekli” durumda müdahaleyi öngören 5. maddesinden daha “derin” bir ilişki betimlemesi tüm NATO ülkelerini germiş durumda.
Amerikan askeri Türkiye’nin burnunun dibinde
Bir başka savunma anlaşması ise yine çok yakın bir tarihte ABD ile Yunanistan arasında var olan bir güvenlik anlaşmasının kapsamı genişletilerek yenilendi. ABD, Girit ve Selanik başta olmak üzere Türkiye’ye yakın bazı noktalarda asker bulundurmaya başlayacak. Yunanistan bu noktalarda bazı askeri üsleri ABD’nin kullanımına sunacak.
Türkiye, anlaşmaya Savunma Bakanı Hulusi Akar aracılığıyla tepki gösterdi. ABD’nin bölgede en yakın müttefiki olarak Yunanistan’ı seçtiği yorumlarına sessiz kalınması zaten mümkün görünmüyordu.
Yunan tarafı: “Kolaysa saldırın”
Yunanistan tarafı “Bize saldırmayı düşünecek ülke, ABD askerlerinin ülkemizde bulunduğunu göz önüne almak zorunda kalacak” diye yorumluyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın “ABD, Türkiye’nin tepkisinden çekinseydi Türkiye topraklarına bu denli yakın iki noktayı üs olarak seçmezdi” açıklaması da yangını körükler nitelikte.
ABD: F-16 verelim, çok sinirlenmeyin
Fakat öyle görünüyor ki, ABD Suriye ve Doğu Akdeniz’de öfkelenen Türkiye’yi hesaptan tamamen çıkarmak istemiyor. Bu nedenle de Türkiye’nin S400 alımıyla iyice rayından çıkan ve ABD’nin Yunanistan hamlesiyle diplomatik krize doğru yol alan iki ülke ilişkilerine küçük bir rot-balans ayarı yapılması için Amerikan tarafından yeni bir hamle geldi: Biz de size F-16 verelim!
Malum, Türkiye üretim partneri olduğu son teknoloji F-35 uçaklarından 100 adetten fazla sipariş vermiş fakat S400 alımıyla Türkiye partnerlikten çıkarıldığı gibi, F-35’lerin de kendisine satılmayacağı ortaya çıkmıştı.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından ABD’ye F-35’ler için ödenen 1 milyar 400 milyon doların akıbeti merak konusuydu. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aktardığına göre ABD masaya yeni bir kart açtı: Gelin size 1 milyar 400 milyon dolar karşılığında F-16 ve F-16 modernizasyon kiti verelim.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, F-35 anlaşmazlığının çözümü için istişarelerin sürdüğünü, ABD'nin Türkiye’nin F-16 taleplerine herhangi bir finansman teklifinde bulunmadığını açıkladı.
Sonuçlar
1. Doğu Akdeniz meselesi Yunanistan-Fransa ittifakıyla yeni bir boyut kazanacak gibi görünüyor. Türkiye şimdilik doğalgaz arama gemisi Oruç Reis’i Antalya açıklarına demirledi ama faaliyetler yeniden başlarsa ne olacağını kestirmek güç.
2. Yunanistan yakın bir zamanda masaya 12 mil meselesini getirebilir. Türk tarafı 6 milin üstünü “casus belli” (savaş nedeni) sayacağını 25 yıl önce belirtmişti. Ama değişen şartlarda “Ege’de sular ısınabilir”.
3. Bizzat NATO yetkilileri son gelişmeler ışığında NATO’nun çatırdamaya başladığını belirtiyor. Kriz büyük! Britanya ve ABD gibi “büyük abilerin” müdahalesi Fransa’ya geri adım attırılabilir mi? Yoksa Türkiye, NATO üyeliğini tartışmaya açabilir mi?
4. ABD, Yunanistan anlaşmasının PR’ını Çin ve Rusya’ya karşı bir hamle olarak yapmaya çalışıyor. Tabii, Rusya ve Çin’in de bu anlaşmadan faydalanarak Türkiye’ye “hadi bırak onları, gel yanımıza” yönündeki ısrarlarını artırması beklenebilir.
5. Yunanistan’da Türk hükümetinin olası seçimlerde avantajlı duruma geçmek amacıyla kendisiyle sıcak çatışmaya girme ihtimali ciddi ciddi masaya yatırılıyor.
6. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısındaki cephe; İsrail, BAE, Mısır, Yunanistan ve Fransa’dan müteşekkil. Bu ülkeler arasında “Dostluk Forumu” gibi toplantılar yapılıyor. Cepheleşme büyük hızla artıyor.
7. Şansölye Merkel sonrası AB’nin patronluğuna soyunan Macron daha birleşik ve bir arada bir Avrupa için tüm üyelerle ilişkileri iyi tutmak niyetinde. Bu niyet Rum Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de kapsıyor. Adada da sıcak gelişmeler olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Özgür Mumcu ve Eray Özer'in hazırladığı OnYirmiOtuz'un ikinci sayısı yayımda.
20 Eki 2021

YAZARLAR

Eray Özer
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


