Aklı başında bir deli: Ferit Edgü'yü uğurlarken

Kaçkınlığın dille estetize edilebilmesi, hemen herkesin zaman zaman kapıldığı "aklı başında bir delilik" hâlinin, hayata çomak sokan muzip bir oyununa dönüşür. Bu oyunu gündelik hayatın içine yedirebilenler farklı alanlarda bu tatlı deliliğin sarhoşluğunu yaşarken bunu edebiyata dönüştürenler yarattıkları humour'un sınırlarını acı bir kahkaha eşliğinde dil üzerinden yeniden belirler.
Ferit Edgü tabiri caizse bu tatlı kaçıklığın Türkçedeki sesi olmayı başarmıştı. Topyekün bir deliliğin eşiğinde durduğumuz bu çağın ironik ve ayrıksı seslerindendi. Hem çağın nabzını toplumsal hareketlilikler üzerinden hem de insanın kendi kendisiyle iç hesaplaşmasını birey üzerinden öykülerine yansıtabilmişti.
20. yüzyılın ikinci yarısına denk düşen en verimli döneminde çağının ve kuşağının dertlerini imgelerine, kelimelerine nakşettirirken yaşadığı çağ üzerine sözünü söyleyen bir yazar olarak hayal dünyasını var etti. Öyle ki henüz 20 yaşındayken kaleme aldığı Kaçkınlar başlıklı kitabı için şunları söylemişti:
"Kuşağımın birçok yazarının ilk yapıtlarındaki boğuntunun, bunaltının, bunalımın, başkaldırının, birey olma çabasının, barışık olmamada direnmenin, yerleşik değerleri sorgulama, yadsıma eğilimlerinin, yalnız özgür düşünce ve aydınlar üzerindeki baskıyı gün geçtikçe artıran siyasal iktidar tarafından değil, sözüm ona ilerici bağnaz çevrelerce de ‘mahkûm’ edildiğini gördüm, yaşadım. Bu açıdan bakıldığında, diyebilirim ki bir yalnızlıkta yazdık. Bireyselliğe yer olmayan bir toplumda, birer aykırı olarak, birer horlanmış olarak yazdık. Kendi benzerlerimizi bulmak için yazdık."
Belki de onu farklı kılan özel yaşamını gözlerden uzak, izole bir şekilde sürdürürken yaşananlara karşı apolitik kalmayışıydı. Kayıtsızlığın tavan yaptığı dönemde politik tavrını bağırmadan gösterebilen bir yazar oluşu onu ayıran özelliklerdendi. Bu gürültülü zamanının ironik ama dingin sesi olarak kendini var etti. 2010'lu yılların politik iklimine karşı geliştirdiği Cahil (Aforizmalar) metni hem sosyal medyada hem gündelik hayatta dilden dile dolaştı:
"Cahillik, başa bela, demiş eskiler.
Bugün tam tersi: Cahillik baş tacı.
Yalnız politikada değil, edebiyat, sanat hattâ akademik yaşamda en çok aranan nitelik (üstün nitelik) cahillik.
Cahil olmayana tüm yollar kapalı.
Bu bir fantezi değil, bir gerçek."
Kişisel bir duygu belirtmem gerekirse Ferit Edgü'yü ilk okuyuşta hissettiğim şey onun hiçbir yazara benzemiyor oluşuydu. Onu ayrıksı kılan üslupçuluğuydu. '50 kuşağı öykücüleri içerisinde yer alan Adnan Özyalçıner, Demir Özlü, Demirtaş Ceyhun, Erdal Öz, Leylâ Erbil, Nezihe Meriç, Onat Kutlar, Orhan Duru, Yusuf Atılgan gibi Ferit Edgü de edebiyatta bilinen dil kalıplarının yavaş yavaş yıkıldığı ve öyküde klasik yapıları sorgulayan bir zamana denk gelmişti.
Toplumsal yaşamın hareketlendiği ve siyasal çalkantıların yoğunlaştığı bu dönemde, hızlanan kentleşmeyle de beraber yaşanan bu kültürel dönüşüm, edebiyat dünyasında bireycilik, toplumculuk, gerçekçilik, öznellik, iç hesaplaşma, yerlilik ve taklitçilik gibi konular etrafında yoğunlaşan tartışmalara ve eserlere sebebiyet veriyordu. Ferit Edgü de öykülerinde farklılaşan içerik öğeleri kullanarak gerçeküstücülük ve varoluşçuluğun izini sürdü ve anlamsızlık, hiçlik, bunaltı, kötücüllük, suç ve intihar gibi izlekler üzerinden bir dünya kurdu.
Yazarın bir diğer özelliği, edebi metinlerinin yanı sıra görsel sanatlarda da eser vermesiydi. Edebi yönünün verdiği yaratıcılıkla görsel imajlara estetik bir yorum getirdiği Görsel Yolculuklar Rembrant'tan Bacon'a, Goya'dan Picasso'ya, Matisse'ten Fikret Muallâ'ya 50'ye yakın sanatçı üzerine yazılarından oluşmuştu. Bir yazarın görsel sanatlara 40 yıl boyunca kuram ve kural dışı bakışının toplamı olan eser, çağdaş sanat dünyasına bir perspektif kazandıran yazarın akılda kalan yapıtları arasında yer aldı.
Yazarın yakın dostları ve sanat dünyasından isimlerle mektuplaşmaları da hafızalarda yer etti. Bunların en ünlüleri arasında Bedri Rahmi (1976), Yüksel Arslan: Bir Dönem 1951-1961 (1978), Eren Eyüboğlu (1981), Ergin İnan (1988), Füreya: Ateş ve Sır (1992), Avni Arbaş (1992), Aliye Berger (1998), Komet: Coşkun Gürkan (1999), Abidin (2003) gibi metinler var.
Ferit Edgü, yayıncılık sorumluluğu üstlenmesiyle de yazın dünyamıza büyük katkıda bulundu. Yazarın 1976 yılında Paris’ten döndükten sonra kurduğu Ada Yayınları 15 yıl içinde 140'a yakın kitap yayımladı. Ada Yayınları, faal olduğu dönemde cüretli biçim denemelerinin ve tasarım estetiğinin ürünü kitaplarıyla modernist ve yaratıcı bir hava estirdi. Ferit Edgü yayınevi için şunları söylüyordu:
"Türkiye’de az sayıda okuyucunun ilgilendiği yazarların, konuların kitaplarını, özenli bir tasarımla, sınırlı bir sayıda gerçekleştirmek istiyorduk. Her kitabın kendine özgü bir boyutu, kâğıdı, kapak düzeni olması gerektiğine inanıyorduk. Bu açıdan işin ticaretini değil, sanatını düşünüyorduk. Ada Yayınları çok zamanımı aldı. Ama hiçbir zaman pişman olmadım."
Ferit Edgü, kendine has diliyle sade, kısa ve öz bir şekilde kurulan bir anlatım biçiminin de avangardı olmayı başardı.
"Bir gün içinde bile, birkaç kez ölebilir insan" diyen Edgü'nün yapıtları, fikirleri ve kelimeleri nesiller boyu okurları etkilemeye ve ilham vermeye devam edecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Edebiyatımızın büyük ismi Ferit Edgü'nün ardından. Kazuo Ishiguro'nun yeni romanından incir ağacının dilinden, ağaçların duygularıyla yazan Elif Şafak'ın "Kayıp Ağaçlar Adası" romanına hafızanın koridorları.
26 Tem 2024

YAZARLAR

Uğur Ugan
Editör ve içerik üreticisi. Gazetecilik eğitiminin ardından habercilik ile başlayan profesyonel kariyeri görsel, işitsel ve dijital medyada editörlük, kültür-sanat muhabirliği, web editörlüğü ile devam etti. Ayrıca kültür-sanat organizasyonları, yayıncılık dünyası, üniversitelerarası işbirliği, doğa, iklim ve çevre temalı etkinliklere basın danışmanlığı ve proje yöneticiliği yapıyor.

Aposto Kitap
Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.
İLGİLİ OKUMALAR



