

Soru-çözümün yanında
online özel ders ve rehberlik hizmetleri: Kunduz Pandemi okullarından uzak kalan öğrenciler için birçok anlamıyla olumsuz da olsa okul hayatını desteklemek için online olanakların nasıl değerlendirilebileceğini ortaya koydu. Yüz yüze…
Daha fazlasını öğren →
Yurt dışında yaşamanın birçok yolu bulunuyor fakat aralarından sadece bir tanesi size Alice Harikalar Diyarı’nın kapılarını açmayı vaat ediyor. O, kantin masalarında fısır fısır konuşulan gizli bir geçit. Gidenlerin halinden memnun olduğu, seferlerinden dönmediği yerler. Dönenler olursa da ceplerinden yenmiş çikolata kağıtları, damgası basılmamış biletler, bir sürü para biriminin en değersiz demir paraları, alkolün ve 6’lı gofretlerin alt alta yazıldığı fişler çıkarmış. Dönüşlerinde bileklerindeki “ERASMUS DANCE FESTİVAL”, “GRAND WELCOME PARTY WITH ESN” veya “BACK TO SCHOOL PARTY” yazan özel bileklikleri keser, çantalarının en dibine sokuştururlarmış. Tüm bu çabalarına rağmen onları ele veren ise Oktoberfest şapkalı selfieleriymiş.
Bir kantinde doldurduğum başvuru ile Avusturya’nın Innsbruck şehrinde Alice’in diyarını aramaya çıkıp dağlar kızı Heidi’nin diyarını buldum. İki Alp dağının arasında etekleri yeşil, tepesi karlı dağlardan gelen ferah ama bir o kadar da serin havayı soludum. Aradığımı bulamadım, ummadığımı buldum.
130 bin nüfusunun 100 bini yaşlı 30 bini öğrenci olan bir şehir Innsbruck. Avrupa'da gece hayatının daha fazla olacağını tahmin etmiştim. Beklediğim hareketi hissetmedim. 6 tane dans edilebilecek ama pek de hayal edildiği gibi olmayan küçük pub ve bar, akşamüstü 5’te kapanan kafeler ve pahalı restoranlar var. Özel öğrenci yurtlarında kalan arkadaşlarınız sizleri içeri alabiliyor, onların da yemek katları çok eğlenceli oluyor. Mesela 5 katlı yurdun her katında bir bardak bira içerek en üst kata ulaşmaya çalışma yarışması yapıldı. Yarışanların hali pek keyifli görünmese de ben izlerken eğlendim. Keşke olimpiyatları olsa. Yarışmayanlar ülkelerinden getirdiği farklı atıştırmalıkları birbirlerine denettiriyordu. Dışı acı baharatlı bir Meksika lolipopu yedim. Bu olimpiyatlarda olmasa da olur. Yurtta arkadaş ortamı kurunca Latin dans gecelerine de gittim. Erasmus dansı kavramı o gün kafamda oturdu. Yeni gördüğüm tüm dans figürlerini denedim. Sonsuz bir TikTok keşfetinde gibiydim.

İnnsbruck, Avusturya
Fotoğraf: Batuhan Akkuş
Sınıfımdan ve yurttakilerden dışarıda buluşup sohbet ettiğim 4 arkadaşım vardı. Sınıftaki Avusturyalılarla neredeyse hiçbir okul dışı etkinlik yapmadık. Okul kantininde otururuz sohbet ederiz diyordum, okulda kantin yoktu. Millet sırt çantasında ekmek kesme tahtası ve bıçak ile dolaşıyor ders esnasında ekmeğin içine bir şeyler sürüp yiyordu. Öğrenci evinde kaldığımdan 2 tane de ev arkadaşım vardı. Hiçbiri Türk değildi, bu iyi kısmı. Kötü kısmı ise herkesin kendi planları olduğundan yalnız kaldığım çok zaman oldu. Şehirde dolaşıp fotoğraf ve video çektim. Luge sporu yapıldığını ve olimpiyatlar olduğunu öğrenince biraz da orada fotoğraf çektim. Alanın girişinde bir teyze bana bilet hediye etti. Ben de bilet paramı sıcak şaraba yatırdım. Bu bağlantıdan oradaki fotoğraf çekimimi izleyebilirsiniz. Öğrencilere özel 5’li müze bileti ile Avrupa sanatını az biraz anlamaya çalıştım. Sanatla ilgilenmeyi severim ama olaylar burada bitmedi. Sınıftan bir arkadaşımın kendi köylerindeki müzik topluluğu ile sahne aldığı gösterisine gittim. ‘Kültürel bir şeyler çalıyoruz sonrada kek poğaça yiyoruz eğlenirsin gel’ dedi. Elmalı turtamı yerken çalanların Mozart'ın müzikleri olduğu fark ettim. Arkadaşıma sorduğumda, ‘ee bunlar işte bizim yöreler’ dedi.
O zaman yemeğe merak sarmıştım, Couch Surfing’den tanıştığım bir ailenin evine yemeğe gittim. Şansıma kadın tur rehberiymiş, bana şehir turu yaptırdı. Sınıftan bulamadığım arkadaşlarımın yokluğunu tesadüflerle karşıladım. Sadece internetten değil sokakta da insanlarla tanışıyordum. Bir kafenin çıkışında tanıştığım Alman arkadaş grubuyla bir gece geçirdim. Bana Türkçe küfrettiklerinde nasıl bir ortama düştüğümü sorguladım. Alman olsalar da Türkçe küfretmenin ağızlarına daha iyi oturduğundan bahsettiler. Yoksa yedi ceddimi tanımıyorlarmış.
Giderken seçtiğim derslerin haftalık programımda ve müfredatımda sorunlar çıkarttığını görünce, bir ton evrak doldurup programımı düzenledim. Sonradan çok havalı dersler aldığımı fark ettim. "Uygulamalı Robotik" dersi ve "Ürün Geliştirme" derslerinde kendi üniversitemde görmediğim alanlar gördüm. Üstüne üstlük popüler bir robot kolu ile üretim bandı demosu oluşturduk ve bir tane elektronik kart tasarlayıp ürettik. ‘İyi ki almışım’ dedim çünkü şuanki işim bu elektronik kartları tasarlamak ve üretmek. Dil konusunda sıkıntı yaşamaktan endişeleniyordum. Boşunaymış zorda kalınca insan şakıyor. Boşta kalan kredilerimle "Aile Şirketlerinde Girişimcilik" isminde mühendislikle alakası olmayan bir ders aldım. Ben nerden bileyim ekonomi ile ilgili sürekli sunum yapılacağını. Anlamadığım konuları espriye vura vura geçtim dersi.
Çevremde konuşulan dil, bildiğim yerler, arkadaşlarım, kurallar, yemekler ve birçok şey birden değişmişti. Benim dışında neredeyse her şey değişmişti. Kendi evimde uzanırken hayal ettiklerimden farklı deneyimler yaşadım. Bu uyuşmazlıktan gayet memnunum. Her ne sebeple yaşadığınız yerden uzaklaştığınızda muhtemelen hiç tahmin etmediğiniz olaylar yaşayacaksınız. Belki hoşunuza gider, belki gitmez. Orası sizin bileceğiniz iş. En iyisi mi kendiniz yerinde bi görün.
20li Yaşlar Podcast'i dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt dışı, Burçin Tetik, Erasmus dansı ve tuvalet sıkıntıları
07 Eki 2021

YAZARLAR

Batuhan Akkuş
Elektronik mühendisi, amatör fotoğrafçı ve podcast konuşanı.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



