Altılı Masa, temel haklarımıza nasıl bakıyor?

Altılı Masa, temel haklarımıza nasıl bakıyor?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

CHP'nin temel haklara bakışı 

Sıklıkla demokrasi ve laiklik vurgusunun yapıldığı CHP parti programında temel haklar başlığının altındaki ilk cümle "Demokrasinin asıl öğesi özgür bireydir.

Özgür olmayan bireyin, seçme yeterliliğine ve demokrasi bilincine sahip olamayacağının vurgulandığı programda CHP'nin temel amacının; "bireyi özgürleştirmek, bireyin kendisini geliştirmesinin önündeki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel engelleri kaldırmak, bireyin özgürlüklerini bilinçli olarak kullanmasını sağlamak" olduğu ifade ediliyor. 

İnsan haklarının sürekli geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapılan programda, CHP'nin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi başta olmak üzere insan haklarına ilişkin Türkiye'nin taraf olduğu her uluslararası sözleşmenin yükümlülüklerinin "eksiksiz" şekilde yerine getirileceği, bunun "öncelikli hedef" olduğu ifade ediliyor. Temel hak ve özgürlüklerin eksizsiz şekilde uygulanacağına birden fazla kez vurgu yapan CHP programında, yalnızca yasayla sınırlanabilecekleri ifade ediliyor. Sınırlamanın hakkın özüne dokunamayacağının altı çizilirken öngörülen amaç dışında kullanılamayacağı belirtiliyor. "Siyasal, düşünsel, toplumsal, dinsel ve bireysel özgürlükler bir bütündür." ifadesinin yer aldığı programda kimsenin bu özgürlüklerden yargı kararı dışında yoksun bırakılamayacağı belirtiliyor. 

Özgürlüklerin korunması için Anayasa'da gerekli değişikliklerin yapılacağının belirtildiği programda "Bireylerin, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, etnik köken, dil ve benzeri özelliklerine bakılmaksızın, aralarında herhangi bir ayırım gözetmeksizin temel insan hak ve özgürlüklerinden yararlanması sağlanacaktır." deniyor.

  • Bir değerlendirme: CHP, programda yer alan "özgürlüklerin korunması için anayasa değişikliği yapma" akitini, anayasa değişikliği ile değil, başörtüsü hakkında yasa teklifi ile gerçekleştirmeye başlamış durumda. Programda özellikle dinî inanç ve etnik kökenle ilgili vurgular; geçmişte izlenen yanlış politikalara geri dönülmeyeceğini göstermeye çalışır nitelikte. 

Selçuk Demirel/Bianet

Yaşam hakkının kutsal olduğunun vurgulandığı programda hiçbir hak ve özgürlük ihlaline izin verilmeyeceği vurgulanıyor. Programda şu ara başlıklar yer alıyor: 

  • Yaşam hakkı: İnsan varlığının korunmasının temel amaç olduğu vurgulanırken Türkiye'nin farklı bölgelerindeki ortalama yaşam beklentisi arasındaki farkların da giderilmesi için ekonomik ve sosyal önlemler alınacağı belirtiliyor. Öte yandan gözaltında işkence ve işkenceye bağlı ölümler de bu başlık altında incelenirken bunun önleneceği ifade ediliyor. 
  • Düşünce ve ifade özgürlüğü: "Düşünce özgürlüğü"nün demokrasinin temeli olduğunun vurgulandığı programda, şiddet kullanmaya teşvik etmedikçe, yakın ve açık tehlike oluşturmadığı sürece söz, yazı, resim ya da başka yollarla düşünceyi yaymanın engellenemeyeceği belirtiliyor. Suç ve suçluyu övmenin ifade özgürlüğü olmadığı, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların uluslararası anlaşmaların ölçülerini aşmayacağı vurgulanıyor.
  • Din, inanç ve vicdan özgürlüğü: Programda kimsenin inancı nedeniyle kınanmayacağı, baskı altına alınmayacağı ve değiştirmeye zorlanmayacağı belirtiliyor. "Herkes ibadetini, dininin veya inancının gereğini özgürce yapma, öğrenme ve geliştirme hakkına sahiptir." deniyor.  
  • Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı: Toplantılar ve gösteri yürüyüşleriyle düşüncenin açıklanmasının demokratik kitle örgütleri aracılığıyla gerçekleşebileceği vurgulanırken Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nın özgürlükçü bir anlayışla yeniden düzenleneceği ifade ediliyor. 
  • Savunma hakkı: Savunma ve hak arama olanağından yoksun olanlara bu hakkı sağlamanın devletin yükümlülüğü olduğu belirtiliyor. 
  • Yönetime katılma ve örgütlenme hakkı: Siyasal partiler, sendikalar, dernekler ve kooperatifler gibi kuruluşlara üye olmanın demokrasinin gereği olduğu belirtiliyor ve bu kuruluşlara üye olmak isteyenlerin önündeki engellerin kaldırılacağı ifade ediliyor. 
  • Çalışma hakkı: Çalışmanın herkesin temel hakkı olduğu, işsizliğin önlenmesinin devletle sağlanacağı, herkesin iş kurma, çalışma, toplu sözleşme ve grev hakkına sahip olacağı vurgulanıyor; ancak programda bu hakkın istisnai durumlarda yasayla sınırlandırılabileceğinin altı çiziliyor.

Değerlendirme: "Koşullar bağı"

CHP'nin parti programında temel hak ve özgürlüklerden bahsedilirken sıklıkla demokrasi ve laiklik vurgusu yapıldığını görmek mümkün. Bu da partinin "demokrasi ile temel hak ve özgürlüklerin olması gerektiği şekilde sağlanabileceği ve demokrasinin ancak özgür bireylerle işleyebileceği" düşüncesini savunduğunu, temel haklar ve demokrasi arasında bir koşullar bağı kurduğunu ortaya koyuyor. Temel hakların savunulacağını ve korunacağını vurgulayan parti, bunun yanında hak ve özgürlüklerin geliştirileceğini de ifade ediyor. Ancak toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğü belirli koşullara bağlanıyor. Bunun yanında CHP'nin ana muhalefet partisi olarak günümüz koşullarında temel hak ve özgürlüklere daha geniş yer vermesi gerektiği eleştirisinde bulunmak yanlış olmayacaktır. Parti programında yer alan basın özgürlüğünün temel haklar altında incelenmemiş olması da eleştirilebilecek noktalardan biri. 

CHP programına uygun şekilde Türkiye'de yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin çalışmalar da gerçekleştiriyor. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu her ay, ülkede yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin çalışmaları kamuoyuyla paylaşıyor. 

İYİ Parti'nin temel haklara bakışı

İYİ Parti, parti programında "Temel hak ve özgürlükler" başlığı altında CHP ile benzer şekilde sağlıklı işleyen bir demokrasi için özgür bireylere ve bunun yanında ideal bir hukuk sistemine ihtiyaç olduğunu ifade ediyor. 

Devlet gücünün tek bir kişide veya grupta toplanmasının zaman içinde o kişilerde güç zehirlenmesine yol açtığının ve bununda yanlış kararlarla sonuçlandığının ifade edildiği programda, "Çağdaş demokrasiler güç zehirlenmesini, seçilmişlerin görev sürelerini sınırlama, kuvvetler ayrılığı, hesap verme zorunluluğu, denge ve kontrol sistemleri ile çözümlemişlerdir. Kural olarak seçim ile gelen seçim ile gitmelidir." deniyor. 

Bu kapsamda parti, yanlışları ortadan kaldıracaklarını doğru yapılanlara ise sahip çıkacaklarını belirtiyor. "Doğrunun arayışında, adil, tarafsız, bağımsız, çağdaş bir hukuk düzenini, hukukun üstünlüğünü ve birey haklarını esas alan, demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü yeni bir anayasa yapacağız." ifadelerine yer veren İYİ Parti, adil yargılanma hakkını sağlayacaklarını vurguluyor. 

Joan Wong/Foreign Policy/Independent Türkçe

Adalet kurumunun çağdaş ölçütlere uygun şekilde yenileneceğinin belirtildiği programda, hâkim ve cumhuriyet savcılarının objektif kriterlere dayalı olarak ve liyakati esas alarak mesleğe kabulü konusunda yasal düzenleme yapılacağı ifade ediliyor. Hukuk eğitiminin ve stajının iyileştirileceği vurgulanıyor. 

"Parlamenter sisteme geri dönecek, kuvvetler ayrılığı, kontrol ve denge sistemini güçlendireceğiz." ifadelerinin yer aldığı programda HSK'nın da yeniden yapılandırılacağı belirtiliyor. Tarafsız ve bağımsız hâkimlerle ve mahkemelerde vatandaşın makul bir süre içinde yargılanacağı vurgulanıyor. Ayrıca mahkemelerin düşük maliyetli, kolay ve erişilebilir olmasının sağlanacağı belirtiliyor. 

Özgürlüklerin kısıtlanması izin verilmeyeceğinin altının çizildiği programda, bilgi edinme hakkının da en geniş şekilde güvenceye alınacağı, basın özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılacağı ve gazetecilerin "hukuksuzca" tutuklanmasının önüne geçileceği ifade ediliyor. 

KHK ile yönetime derhâl son verileceği belirtilirken KHK'nın yalnızca doğal afet, salgın hastalık gibi toplumsal ihtiyacın zorunlu kıldığı hâller kullanılacağı bildiriliyor.

Tutuklamalarda evrensel ceza hukuku ilkelerinin hakim kılınacağı, ceza soruşturmalarında işkence ve yasa dışı yöntemlerin uygulanmasına izin verilmeyeceği belirtiliyor. İnfaz kurumlarında mevcut şartların iyileştirilmesi için çalışılacağı, cezaevlerinin etkili ve modern bir yaklaşımla yönetilerek ıslah edici, eğitici ve topluma kazandırıcı hâle getirileceği ifade ediliyor.

Yolsuzlukla Mücadele Kurulu oluşturulacağı açıklanıyor. Temel düzenlemelerle toplumdaki rüşvet, irtikap, zimmet gibi suistimal ve yolsuzluklara zemin hazırlayan ekonomik, sosyal ve hukuki ortamı ortadan kaldırmayı hedeflediklerinin belirtildiği programda Suçların Önlenmesine Dair Kanun çıkararak önleyici kolluğun güçlendirileceğine vurgu yapılıyor. Programda konuya ilişkin son olarak şu ifadeler yer alıyor:

"İnsan onuru, hak ve özgürlükleri ve hukuk devleti ilkelerinden taviz vermeden, ülkenin asayiş ve toplumsal barışını hedef alan her türlü suç tehdidini daha suç işlenmeden önce ortadan kaldıracak etkili tedbirleri alarak toplumda güven ve huzur ortamını sağlayacağız."

Değerlendirme: Temel haklara "Türkiyevari" yaklaşım 

İYİ Parti'nin parti programında temel haklar başlangıçta CHP gibi demokrasiyle ilişkilendiriliyor. Ancak programın yapısının ve "temel hakların" CHP'den çok daha farklı şekilde değerlendirildiğini söylemek mümkün. İYİ Parti, programında temel haklar altında özellikle yargıya odaklanıyor. Mahkemelerin iyileştirilmesinden, ceza infaz kurumlarına, yolsuzluğa ilişkin düzenlemelerden suçların önlenmesine ilişkin kanunlara kadar pek çok farklı çalışmayı sıralayan İYİ Parti, programında bireysel temel hak ve özgürlüklerden daha çok toplumun huzuru ve barışına odaklanıyor. 

Parti programında ifade özgürlüğü, yönetime katılma veya gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğü gibi alt başlıkların bulunmaması düşündürücü bir unsur olsa da İYİ Parti'den birçok isim (başta lideri Meral Akşener) ifade özgürlüğüne yönelik hassasiyetlerini günümüzde yaşanan olaylarda dile getiriyor. 

Öte yandan; CHP ve İYİ Parti'nin oluşturduğu Millet İttifakı'nı düşündüğümüzde iki partinin parti programlarının "temel haklar ve özgürlükler" başlığını değerlendirdiğimizde birbirine entegre bir hâl aldığını söylemek mümkün. Öyle ki iki programda da demokrasiye dayanan hak ve özgürlüklerde CHP bireysel özgürlüklere, İYİ Parti ise toplumun huzur ve barışına odaklanıyor. 

DEVA Partisi'nin temel haklara bakışı

DEVA Partisi'nin parti programında temel hak ve özgürlükler "Var oluşla kazanılan, uzun tarihi mücadelelerin sonunda insanlığın ortak değerleri olarak kabul gören, insan onurundan kaynaklı vazgeçilmez ve devredilmez hakları ve özgürlükleri ifade eder." diye tanımlanıyor. 

Partinin "özgürlük, eşitlik, adalet" temelleri üzerine kurulu bir demokrasi savunucusu olduğunun ifade edildiği programda, "Bu itibarla, temel hak ve özgürlükleri etnik köken, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi ve sosyal aidiyet farkı gözetmeksizin tüm insanlar için tanıyor ve iç hukukumuzu bu standartlara göre uyarlamayı hedefliyoruz." ifadeleri yer alıyor. Huzur, güven, adalet, hukuk, insan hakları ve özgürlükler kavramlarının her kesimden insanla buluşturmanın temel hedef olduğu vurgulanıyor. 

Yaşam hakkının en temel ve vazgeçilmez hak olduğunun vurgulandığı programda, düşünce ve ifade özgürlüğünün de açık ve demokratik toplumun vazgeçilmezi olduğu söyleniyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünün varlığının yolsuzluk, adaletsizlik ve ayrımcılık gibi birçok yanlışın ortaya çıkarılması açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Osman Kavala

Ötekileştirmeden kaçınılacağı vurgulanırken "Bu bağlamda Alevi vatandaşlarımızın başta Cemevlerine ilişkin talepleri olmak üzere inanç, düşünce ve davranış temelinde birikmiş sorunlarının çözüme kavuşturulması için gerekli adımları atacağız." deniyor. İnsan onuruna ve demokrasiye zarar veren nefret söylemiyle mücadele edileceği belirtiliyor.

"Türkiye'nin insan haklarına dayalı demokratik bir hukuk devleti olma konusundaki eksiklikleri, Kürt sorununun da kaynağında yatan temel faktördür" ifadesinin yer aldığı programda Kürt sorununun siyasi kanallar açık tutularak, taleplerin rahatlıkla tartışılacağı bir zemin inşa edilerek, özgürlük alanları genişletilerek ve hukukun tahkim edilmesiyle çözecekleri belirtiliyor. Bu kapsamda öne çıkan en önemli konunun "anadilin korunması" olduğu ifade ediliyor ve bunun devletin bir görevi olduğu vurgulanıyor.  

Daha kapsayıcı ve kuşatıcı yeni bir vatandaşlık ile herkesin kendini bu ülkenin eşit ve özgür bir vatandaşı hissetmesinin sağlanacağının ifade edildiği programda, partinin şiddet, sömürü ve ırkçılığı reddettiği bildiriliyor. Gözaltındakilere kötü muameleye karşı çıkılacağı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmelerin ihlali iddialarının soruşturulmasının teminata alınacağı ifade ediliyor. Türkiye'de adaletin tam olarak tesis edilmesi için masumiyet karinesi, hukuki belirlilik, savunma hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde adil yargılanma hakkı gibi birçok kaideden taviz verilmeyeceğinin altı çiziliyor. Kararnameler yoluyla işlerini kaybeden, yargı kararlarıyla suçsuz bulunmuş veya haklarında idari ve adli bir soruşturma bulunmayan kişilerin hak ve itibarlarının iadesi düzenlemesinin ivedilikle yapılacağı belirtiliyor. Cinsiyet eşitliğinin temini için ayrımcılığa yol açan mevzuatın yeniden düzenleneceğinin ifade edildiği programda toplanma, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü alanındaki bütün engellerin kaldırılacağı, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak uluslararası sözleşmelerde yer alan sosyal hakların tanınmasına ve korunmasına önem verileceği belirtiliyor.

"Kamunun gözetleyicisi olarak farklı kaynaklardan bilgi ve düşünceleri yayarak demokratik toplumun vazgeçilmez unsurları olan şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanmasına katkıda bulunduğu" ifade edilen basının özgür olmasının demokratik bir devlet için ne denli yaşamsal bir değere sahip olduğunun bilincinde olunduğu ifade edilerek basın özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılacağı taahhüt ediliyor. RTÜK'ün mevzuatının basın özgürlüğünü genişletecek bir anlayışla yeniden tanzim edileceği, Anadolu Ajansı ve TRT'nin doğru, tarafsız ve bağımsız şekilde yeniden yapılandırılacağı belirtiliyor.

"Devlet; toplum ve birey tarafından tanımlanan değil, toplumu ve bireyi tanımlayan, onun kimliğine müdahale eden, ideolojik tarafsızlığı bulunmayan bir yapı olagelmiştir." diyen DEVA Partisi, son anayasa değişikliğiyle seçimin sandığa indirgendiğini, insan haklarının yoğun olarak ihlal edildiğini, devlet kurumlarının işleyişinin tahrip edildiğini ifade ediyor. Bu bağlamda programda Türkiye'nin bugüne kadarki anayasa deneyimlerinden de yararlanarak, toplumsal talepleri merkeze alan, tüm farklılıkları değerli gören toplumsal sözleşme niteliğindeki bir anayasayı hayata geçirmeyi planladıkları ifade ediliyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesine de vurgu yapılan programda anayasaya ilişkin şu ifadelere yer veriliyor: 

"İnsan onurunun dokunulmazlığını, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı kuvvetler ayrılığına dayanan demokratik bir düzeni, yaşamın temeli olan doğanın ve çevrenin korunmasını, eşitliği ve adaleti, laiklik ilkesini ve hukukun üstünlüğünü, devletin ideolojik tarafsızlığını, yerinden yönetimi ve yerel yönetimler ile sivil toplumun güçlendirilmesini anayasal düzenin temel ilkeleri olarak kabul ediyoruz."

Çoğulculuk

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye için doğru bir tercih olmadığının savunulduğu metinde, 2017 öncesi parlamenter sistemde de sorunlar olduğu bu nedenle "Cumhurbaşkanının ağırlıklı olarak temsili yetkilere sahip olduğu" güçlü bir parlamenter sisteme geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.

KHK gibi TBMM'nin yasama yetkisinin devri anlamına gelen uygulamalara son verileceği, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanacağı belirtiliyor. Seçim yasasında temsilde adaleti sağlamak amacıyla, barajın düşürülmesi ve seçim bölgesinin daraltılmasıyla ilgili düzenlemelerin sağlanacağı ifade ediliyor. Seçim çalışmalarının seçmen ve çevre dostu bir hassasiyetle yürütülmesinin önemsendiği, ayrıca finansman konusunda da şeffaf olunması gerektiği vurgulanıyor. Partilere Hazine aracılığıyla verilen toplam yardım miktarının, dağıtım oranlarının yeniden ele alınacağı ifade ediliyor. 

Gelecek Partisi'nin temel haklara bakışı 

Gelecek Partisi, parti programında İYİ Parti ve CHP gibi temel hak ve özgürlükleri demokrasiyle ilişkilendiriyor. Bu nedenle öncelikli hedefin "temel hak ve özgürlüklerin tartışma konusu yapılmadığı, azınlık ve dezavantajlı toplumsal grupların haklarını hiçbir baskı hissetmeden kullanabildiği, çoğunluğun değil çoğulculuğun esas alındığı bir siyasi iklim inşa etmek" olduğu beyan ediliyor.  

Uluslararası ve bölgesel  insan hakları sözleşmelerine taraf olunacağı, hâlihazırda taraf olunan sözleşmelerin de eksiksiz şekilde uygulanacağı vurgulanıyor. "Hedefimiz can ve mal güvenliğini, inanç ve ifade özgürlüğünü, örgütlenme, eleştiri ve protesto özgürlüğünü tam anlamıyla sağlayan bir hukuk düzenidir." deniyor. 

Tüm kültürel kimliklerin kültürel miraslarını koruma ve kültürlerini geliştirme haklarını temel bir insan hakkı olarak gördüklerinin ifade edildiği metinde, devlet tarafından desteklenecekleri ve anadilde eğitim gibi uygulamalarla vatandaşların aidiyet bilincinin yükseltileceği belirtiliyor. Kürt meselesini yaratanın Kürt vatandaşlar değil, devletin aklına yüklenen korkulardan kaynaklanan kısıtlamalar ve bu kısıtlamaları istismar eden ayrılıkçı çevrelerin terör faaliyetleri olduğu ifade edilirken kimliğe dayalı her türlü ayrımcılığın engellenmesiyle çözümün sağlanabileceği ifade ediliyor.

Laiklik ilkesiyle herhangi bir kesimin devleti bu ilke üzerinden toplumun tümünün ya da bir kesiminin inanç değerleri ile karşı karşıya getirmesinin önüne geçileceği ifade ediliyor. Alevi vatandaşların inanç ve öğreti temelli taleplerinin karşılanacağının, cemevlerine hukuki statü tanınacağının ifade edildiği programda gayrimüslimlerin talep ve sorunları eşit vatandaşlık ve din ve vicdan özgürlüğü ilkeleri temelinde gerekli hukuki düzenlemelerin yapılacağı belirtiliyor. 

Murat Başol

Dinî ya da seküler hiçbir yapının devlet içinde ayrıcalıklı bir konum elde etmesine müsaade edilmeyeceğinin vurgulandığı programda iki temel başlıkta anayasada ve yasaların uygulanması konularında reforma ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Programda şu tespitte bulunuluyor: 

"İnsan hakları da sadece yasal önlemlerle ve mevzuatla savunulamaz. İnsan haklarına duyarlı ve ihlallere karşı tepkili bir toplum demokratik bir ülke için olmazsa olmazdır. İnsan haklarının toplumun tüm kesimlerince sahiplenilmesini, herkes tarafından korunmasını ve bir insan hakları kültürünün oluşup yerleşmesini sağlayacağız. Böylece sadece hukuk yoluyla değil, aynı zamanda kamuoyu gücüyle de korunan bir ülke hâline gelebiliriz."

İnsan haklarının korunmasının partinin öncelikli hedefi olacağı belirtilirken işkencenin insanlık suçu olduğu ve mücadele edileceği vurgulanıyor. Türkiye'de insan hakları alanında çalışmalar yürüten örgütlerle sürekli iletişim ve istişare hâlinde olunacağı ifade ediliyor. Bağımsız ve tarafsız yargının temel hak ve özgürlüklerin uygulanabilmesi için şart olduğu, düşünce ve ifade özgürlüğünün oluşturulacağı ve bu hakkında uluslararası sözleşmelerle güvenceye alınacağı belirtiliyor. Basın özgürlüğünün de özgür fikrin bir gerekliliği olduğunun vurgulandığı metinde, baskı altında olunmayan, keyfi gözaltılara maruz bırakılmayan bir düzen inşa edileceği ifade ediliyor. 

Değerlendirme: Geçmişin hataları

DEVA ve Gelecek, altı parti arasında temel hak ve özgürlüklere programlarında en geniş yer veren iki parti. Öyle ki yaklaşık 2 biner kelimelik bir alandan bahsediyoruz; bunun yanına konuların ele alınışı da son derece geniş. Anayasa değişikliklerinden hükümet sistemine, insan haklarından basın özgürlüğüne, KHK ve adalet sistemine kadar birçok başlığa yer veriliyor. 

Bu noktada iki partinin de AK Parti geçmişini hatırlamakta fayda var. Yıllarca hükümetin önemli kollarında görev yapmış, birçok hukuksuzluğu da ilk elden görmüş iki partinin de programlarında geçmişe vurgu yaparak geleceği inşa etmesinin temelinin buradan geldiğini varsayabiliriz. Öte yandan, geçmiş hataların ve yanlışların yalnızca geleceğin yeniden organize edilerek tolere edilmeyeceğini de bilmek gerekiyor. Birçok insanın ihlallere maruz kaldığı hükümet sürecine ilişkin bireyler bazında da bir geçmişle yüzleşme görmek halka daha samimi gelecektir. 

Öte yandan Gelecek Partisi'nin insan haklarının sadece kurallarla sağlanamayacağı ve toplumun da eğitilmesi gerektiği söylemi son derece doğru bir tespit. Altılı Masa'nın diğer partilerinin odaklanmadığı bir açıyla toplumu iyileştirmeyi de hedefliyor. 

Saadet Partisi'nin temel haklara bakışı 

Saadet Partisi'nin programında bölüm "İnsan hayatını, onurunu ve haysiyetini koruyan en temel değerler hak ve özgürlüklerdir." ifadeleriyle başlıyor. Bu hakların evrensellik, devredilemezlik, bölünemezlik gibi özelliklerinin bulunduğu belirtiliyor. 

Demokrasinin esasının düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunun vurgulandığı programda örgütlenme hakkının da demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biri olduğu belirtiliyor. Devletin ve doğal olarak bu yapı içinde yer alan yasama, yürütme ve yargı erklerinin en temel görevinin insan hakları ve özgürlüklerini korumak, adaleti tesis etmek olduğu ifade ediliyor ve "Saadet Partisi insan haklarının ve özgürlüklerinin teminatı olduğu gibi demokrasinin kâmil manada uygulanmasının da garantisidir." deniyor. 

Türkiye'de yaşayan herkesin hür, onurlu ve haklar bakımından eşit olduğunun ifade edildiği programda, devletin herhangi bir özelliği gözetmeden bütün insan haklarını ve özgürlüklerini garantiye alması gerektiğini belirtiyor. Programda demokrasinin tam anlamıyla teşekkül ettirilmesi için gerekli düzenlemelerin hızla gerçekleştirileceği bildirilirken bir fikir veya düşüncenin ifade edilebilmesi ölçütünün "hakaret ve şiddet içermemesi" olduğu belirtiliyor ve düşünce ile ifade özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılacağı vurgulanıyor. 

Halkın haber alma hakkının garantiye alınacağı, medya organlarının objektif ve tarafsız olmasının sağlanacağı, medya sahiplerinin de sadece medyayla ilgili alanlarda faaliyet göstermesinin sağlanacağı ifade edildi. Kamu yayın kuruluşlarının da kamu yararı için çalışan kurumlara dönüşeceği belirtilirken fiili olarak hiçbir suça karışmamış tutuklu ve yargı baskısı altındaki siyasilerin ve gazetecilerin haklarının korunacağı belirtildi. 

"Bilindiği üzere 'geciken adalet, adalet değildir.' " diyen Saadet Partisi programında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade ediyor. Bu doğrultuda kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünün vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. Adaletin hızlı ve tam tecellisi için gerekli tedbirlerin alınacağı söylenirken yeni bir anayasa hazırlanacağı da ifade ediliyor. Yargı reformuyla bağımsızlığının ve tarafsızlığının tesis edileceği, yapısal reformlarla siyaset ve yürütmenin, yargıya müdahale edemeyeceği, böylece yargının siyasallaşmasının yolunun bir daha açılmamak üzere kapatılacağı belirtiliyor. 

Ayrıca seçme ve seçilme yaşının düşürülmesinin demokratik çoğulculuk için tek başına yeterli olmadığını ifade eden parti, temsilde adaletin sağlanması ve farklı görüşlerin de toplumsal destekleri oranında mecliste temsil edilmesi önem arz ettiğini belirtiyor. Seçim sisteminin adil bir yapıya kavuşacağı, seçim barajının kaldırılacağı, partilere devlet yardımının aldığı oy oranına göre paylaştırılacağı, siyaset finansmanın şeffaflaştırılacağı, seçim döneminde denetimsiz ve hesap verilmeyen kamu harcaması yapılmayacağını, referandum müessesesine daha fazla işlerlik kazandıracak önemli yasaların halkın onayına sunulacağını bildiriliyor. 

KaosGL

Demokrat Parti'nin temel haklara bakışı 

Demokrat Parti kendisini "Barış İçinde Bir Arada Yaşama Projesinin Adı" olarak tanıtıyor. Temel haklar hukuk anlayışıyla birlikte işleniyor. "Vatandaşların gelir düzeyine, dinine, etnik kökenine, fiziksel durumuna, cinsiyetine, cinsel tercihine, yaşadığı ve çalıştığı yere, yaşına, kim olduğuna bakılmaksızın herkes için hak, özgürlük ve fırsatlar düzeni öneriyoruz." diyen parti "önce insan" ifadesini kullanıyor. 

Aileyi yeniden güçlendirmeye yönelik politikalar izleyeceklerinin altını çizen Demokrat Parti, sağlık ve eğitim politikalarının bu konuda önemli destek sağlayacağını ifade ediyor. Programda aile büyüklerinin aile içinde kalmasını desteklemek, üniversite öğrencisi bulunması hâlinde aileye maddi destek vermek, çalışmayan kadınların aile bütçesine katkı sağlaması için girişimlerine destek vermek, konut ve iskân politikaları belirlemek gibi çalışmalar sıralanıyor. 

Temel hak ve özgürlükler başlığında ilk olarak "adalet arama hakkı" yer alıyor. Programda adalet dağıtmayı değil, ekonomik, sosyal ve hukuki olarak "adalet arama hakkı"nı sağlamanın garantilendiği vurgulanıyor. İkinci başlık olarak ise "ifade ve basın özgürlüğü" geliyor. İfade özgürlüğünün garanti altına alınması gereken kutsal bir hak olduğunun belirtildiği programda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çizdiği ifade özgürlüğü çerçevesinin benimseneceği vurgulanıyor. Basın özgürlüğünün de güvence altına alınacağı belirtiliyor. "Eşit eğitim hakkı", her kişinin devletin sağlayacağı olanaklarla bu hakka sahip olacağı, teknik meslek liselerinin düz liseye dönüşeceği belirtiliyor. "Fırsat eşitliği", hiçbir kişi ve zümrenin imtiyazlı olmasına izin verilmeyeceği vurgulanıyor. "Din, vicdan ve inanç özgürlüğü", laiklik vurgusunun yapıldığı bu başlıkta devletin, vatandaşlarının kültürel kimlikleri ile özgür ve güvenli yaşayabilmeleri için gerekli hukuksal ve idari tedbirleri alacağı söyleniyor.

"Herkese hakkaniyete dayalı sağlık sistemi" etkin, sürdürülebilir, ulaşılabilir, kaliteli ve hakkaniyete dayalı sağlık sisteminin kurulmasının temel hedef olduğu ifade ediliyor. "Aile planlaması" ve "doğum kontrolü" bu başlık altında "önemli projeler" olarak tanıtılıyor. "Girişim özgürlüğü", her alanda girişimde bulunman isteyenlerin teşvik edileceği, bu özgürlüğün "vazgeçilmez" olduğu ifadesi yer alıyor. "Siyasi haklar mevcut siyasi partiler ve seçim yasaları", seçme ve seçilme özgürlüklerinin kısılandığı, siyasetin bu nedenle üretici olma vasfını kaybettiği ifade ediliyor. Parti programında ilk hedeflerinden birinin tam demokrasi anlayışını getirmek olduğunu ifade ederek "Yapacağımız düzenlemeler ile “kota” gibi hiçbir özel tedbire gerek kalmadan gençlerin ve hanımların siyasete katılımı artacaktır." diyor.  

Değerlendirme: Muğlak ifadeler

Saadet Partisi ve Demokrat Parti'nin parti programlarında temel hak ve özgürlüklere ilişkin ifadelerin son derece muğlak olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Saadet Partisi temel haklara ilişkin "düşünce ve ifade özgürlüğü" dışında yargı, seçim ve basın gibi alanlar hakkında da açıklamalarda bulunsa da gösteri düzenleme, STK'lara ve derneklere katılma, çalışma ve savunma gibi birçok hakka programında yer vermiyor. Demokrat Parti ise birçok hakkı programında geçiriyor; ancak bu haklara ilişkin yapılacak düzenlemeler için muğlak ve genel ifadeler kullanıyor. Programı okurken "peki nedir bu düzenleme?" sorusu akıllara geliyor. 

Öte yandan Saadet Partisi'nin programında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sorunlu olduğu ifade edilse de net şekilde parlamenter sisteme geçileceği ifadesi yer almıyor. 

Yine de Altılı Masa'nın yayımladığı metinde altı parti de parlamenter sistem üzerinde uzlaşmış durumda. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Pusula: Altılı Masa ve temel haklar

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti, temel hak ve özgürlükleri, parti programlarında nasıl ele alıyor? Hangi reformları öngörüyor?

24 Kas 2022

Çizim: Selçuk Demirel/T24

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR