Alzheimer’a karşı yeni bir umut


Her an her yerde: Migros Sanal Market Hızlı, kolay ve güvenilir bir alışveriş platformu sunan Migros Sanal Market , pek çoğumuz için alışkanlık hâline gelen online alışveriş trendini Migros güvencesi ve tecrübesiyle buluşturuyor. Nedir? Müşteri odaklı, güvenilir ve yenilikçi yapısıyla market alışverişini hızlandıran ve kolaylaştıran Migros Sanal Market , Migros mağazalarında satılan tüm ürünlerin 7/24 ve 81 ilden sipariş edilebilmesini sağlıyor. Neler var? 40.000’den fazla ürüne tek tuşla ulaşmayı sağlayan Migros Sanal Market , mağazalarda geçerli olan tüm indirim ve kampanyaları kapsadığı gibi Sanal Market’e özel fırsatlarla da alışveriş deneyimine keyif katıyor. Sipariş notlarıyla alışveriş deneyimini kişiselleştirebilen müşteriler; online, kapıda kredi kartı veya kapıda nakit ödeme yöntemlerinden dilediğini tercih edebiliyor. Alışverişlerini planlı bir şekilde yapan müşteriler siparişlerini ister diledikleri saatte ister 45 dakika içinde teslim alabiliyor. Soğutuculu araçlarla ulaşan siparişlerde tazelik ve kaliteden ödün verilmiyor. Siz de Migros Sanal Market ’le kolay ve hızlı bir alışveriş deneyimi için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Yaklaşık 24 milyon insanı etkileyen Alzheimer nedir, genlerimiz hastalığa sahip olmada nasıl etki sağlıyor? Genlerde görülen mutasyon; geliştirilen yeni nesil ilaçlar hastalığa karşı nasıl bir koruma sağlıyor?
Alzheimer hastalığı nedir?
Alzheimer hastalığı hafıza, düşünme, öğrenme ve organizasyon becerilerinde gerilemeye neden olan en yaygın Demans (bunama) tipidir. Bilişsel gerileme ve nöropsikiyatrik davranışsal rahatsızlıklara neden olarak kişinin günlük yaşam faaliyetlerinde bozulmalar ortaya çıkaran bir hastalık olan alzheimer, hastalığa sahip olan bireylerde psikolojik ve fiziksel çökme de meydana getirir.
65 yaş üzerinde %3-11, 85 yaş üzerinde ise %20-47 arasında görülen alzheimer hastalığının 65-85 yaşları arasında görülme sıklığı her beş yılda bir iki katına çıkmaktadır. Hastaların %10’undan azında 40’lı ya da 50’li yaşlarda, erken başlangıç olarak adlandırılan Alzheimer görülebilir; ama bu yaşlarda başlaması çok nadir kabul edilir.
En sık görülen Demans tipi olan Alzheimer hastalığı, yaklaşık 100 hastanın 5’inde görülür. Unutkanlık, evin yolunu bulamama, davranış bozukluğu, kafa karışıklığı gibi bulgularla başlar ama araştırmalara göre, hastalık ilk belirtilerden 10 yıl önce başlayabilir.
Erken Evre olarak adlandırılan başlangıç evresinde; unutkanlık başlangıcı, kendini ifade etmede ve yazmada zorluk, depresyon, yeni beceri öğrenememe, günlük yaşamda hafif aksamalar görülebilir.
Orta Evre ise hastalığın 2-10 yılını kapsayabilir ve hastada geçmişin ve öğrenilmiş becerilerin unutulmasına, sebep-sonuç ilişkisi kurulamamasına, günlük yaşamda yardıma ihtiyaç duyulmasına, yakınları tanımada güçlüğe, yeni bilgi öğrenememeye, olmamış olayları olmuş gibi anlatmaya neden olabilir.
İleri Evre'de hastanın iletişimi ileri derecede bozulmuş duruma gelir ve hasta geçmişi karıştırır, yakınlarını tanıyamaz, yatağa bağımlı hâle gelebilir, yutma sorunları yaşayabilir. Bu evrede hasta artık tamamen bakıma ihtiyaç duyar.
Alzheimer hastalığı nedenleri
Yaş, APOE4 taşıyıcılığı, geçmişte depresyon, damar hastalıkları (kalp krizi, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, vb.), geçmişte ciddi baş travması geçirmiş olmak gibi nedenler kişinin Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artıran faktörler arasında gösterilebilir.
Amiloid ve Tau protenlerinin beyinde fazla birikmesi beyin hücrelerinin ölmesine neden olarak Alzheimer hastalığını tetiklediği bilinmektedir. Bu proteinlerin birikmesi sinir hücrelerinin arasındaki iletişimde kopukluğa neden olarak düzgün çalışmalarını engelleyip ölmelerine neden olarak Alzheimer hastalığının belirtilerini gösteriyor. Sinir hücrelerindeki ölüm genelde beynin hafızayı kontrol eden kısmı olan hipokampüste başlayıp diğer bölümlere sıçrar. Konuyla ilgili birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen neden bu proteinlerin fazla birikerek sinir hücrelerini öldürdüğü bilinmiyor.

Bilim insanları; erken başlangıçlı (40-50’li yaşlarda görülen) Alzheimer’a genetik mutasyonun neden olduğuna, geç başlangıçlı (65 yaş üstü görülen) Alzheimer’a beyinde gerçekleşen kompleks ve yıllara yayılmış, genetik, çevresel ve hayat tarzıyla şekillenen değişimlerin neden olduğuna hemfikirler.
Genetiğin hastalığa etkisi
Yapılan araştırmalara göre, apolipoprotein E (APOE) genine sahip olmak Alzheimer riskini artırıyor. Farklı şekilleri olan bu genin APOE ε4 versiyonuna sahip olmak Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırırken hastalığa erken yaşta yakalanmaya da neden olabiliyor; ancak, bu gene sahip olan birinin hastalığı kesin geçireceğini söylemek yanlış olur. APOE ε4 genine sahip olmayan kişilerin de Alzheimer hastalığına yakalanma riski var. Yakın derece akrabanın (biyolojik anne-baba ya da kardeş) Alzheimer hastalığına sahip olması kişinin hastalığa yakalanma ihtimalini %10’dan %30’a kadar artırabiliyor. 2 ya da daha fazla kardeşi Alzheimer’a yakalanmış kişilerde hastalığın görülme riski 3 katına çıkıyor.
Ailede nesilden nesile aktarılan, presenilin-1 (PSEN1) olarak bilinen mutasyona uğramış ve genç yaşta Alzheimer'a yakalanma riskini yükselten gene sahip olan bir kişinin 72 yaşına kadar hastalık belirtilerini göstermediği keşfedildi. Kolombiya’nın Antioquia bölgesinde yaşamış olan kişinin 74 yaşında ölmesinin ardından Harvard Üniversitesi tarafından araştırmaya alınmasıyla kişinin sahip olduğu gen değişikliğinin sinir hücrelerinin birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan proteinin işlevini geliştirdiği ortaya çıktı. Kişinin beyninde Alzheimer’a neden olan beta amyloid ve tau proteinlerinin fazla miktarda bulunmuş olmasına rağmen hastalığa geç yaşta yakalanmasının nedeni olarak kişide bulunan, sinir hücrelerinin iletişimini sağlayan reelin adındaki proteindeki değişim gösterildi. Yapılan çalışmaya göre, reelin proteininin burnun arkasında yer alan9 entorhinal kortekste bulunması, beyni Alzheimer hastalığına karşı korumada yeterli gözüküyor. Entorhinal korteks’in beynin koku alma duyusuyla ilgili sinyalleri de gönderip alan bir bölge olması ve koku kaybının hafıza ve düşünme güçlüklerine yol açan beyindeki değişikliklerin habercisi olması, Entorhinal korteks’i yaşlanmaya ve Alzheimer’a karşı hassas bir bölge yapıyor.
Eisai firmasından Lecanemab

BAN2401 olarak da adlandırılan Lecanemab, Eisa firması tarafından geliştirilmiş bir bağışıklık artırıcı ilaç. Lecanemab, Alzheimer hastalığının erken evresinde kullanılması için tasarlanmış ve denemelerde gösterdiği başarı ile Ocak 2023’te ABD’de kullanımı için onay almış durumda. Avrupa ve İngiltere’den de onay almayı bekleyen ilaç, piyasalara Leqembi adıyla sürülecek.
İlaç piyasaya sürülmeden önce yapılan 3. evre denemelerde, ilacın Alzheimer’a neden olan amiloid ve tau proteinlerini başarılı bir şekilde beyinden aldığı görüldü. Bu ilaçla, Alzheimer hastalarının düşünme ve hafıza becerilerindeki gerileme %27’ye kadar yavaşlatıldı ve günlük hayatın kısıtlanması %56’ya kadar azaltıldı. Ancak; ilaçın denemlerine katılan hastaların %13’ünün beyninde ödem, %17’sinin beynindeyse küçük kanamalar meydana geldiği gözlendi. New York Mount Sinai Hastanesi’nden Alzheimer uzmanı Dr. Sam Gandy, ilacın beyin kanaması ihtimalini artırması asıl riskin kan sulandırıcı ilaç kullananlarda olacağına vurgu yapıyor.
Eli Lilly’nin geliştirdiği Donanemab
BBC’nin haberine göre, ABD’nin Eli Lilly firmasının bulduğu Donanemab, Alzheimer'ın ilerlemesini üçte bir yavaşlatıyor. Lecanemab ile benzer işleyen Donanemab, beyindeki Alzheimer'a yol açan beta amiloid proteinini hedef alıyor.
İlaç denemelerine 1734 erken evre Alzheimer hastası katıldı ve deneklere beyindeki ayırt edici plaklar kaybolana kadar aylık dozlar halinde Donanemab verildi. Hastaların genelinde hastalığın ilerlemesi %29 azalırken doktorların tedaviye cevap verebileceğini düşündüğü deneklerde ise ilerleme %35 azaldı. İlacın verildiği kişiler güncel olayları tartışabilme, araba kullanabilme veya hobilerini sürdürebilme gibi günlük yaşam aktivitelerine geri döndüğü kaydedildi.
Deneklerin üçte birinde ise ilacın yan etkisi olarak beyinde ödem oluştuğu görüldü. Bu ödem hastaların büyük bir bölümünde sadece beyin taramalarında tespit edilebilecek kadar düşükken hastaların %1,6'sında ödemin tehlikeli seviyelere ulaştığı ve iki hastanın bu nedenle öldüğü görüldü. Eli Lilly Grubu Nörobilim Alanı Araştırma ve Geliştirme Başkan Yardımcısı Dr. Mark Mintun, “Donanemab’ın sağlayabileceği potansiyel klinik faydalar bizi cesaretlendiriyor, ancak ölümcül hastalıklara yönelik birçok etkili tedavi gibi ciddi ve yaşamı tehdit edebilecek riskler de var” ifadelerini kullandı.
Donanemab ile ilgili olan çalışma, Lecanemab gibi sadece hastalığın en erken evrelerinde, beyin çok fazla hasar görmeden kullanıldığında işe yarayabileceğinin de altı çiziliyor.
Yine Eli Lilly’den: Remternetug
Remternetug, Lecanemab ve Donanemab gibi amiloid proteinini hedefleyin bir ilaç ama Donanemab’ten daha etkili olacağı düşünüldüğü için 2. nesil immünoterapi ilacı olarak tabir ediliyor. Diğer ilaçlardan farklı olarak Remternetug, hastanın kliniğe gidip ilacı damar yolundan serumla almasını gerektiriyor. Uzmanlar, bu yolun diğer ilaçlarda kullanılan enjeksiyondan daha etkili olabileceğini düşünüyor.
İlk denemesine 2018’de, 36 sağlıklı katılımcıyla ilacın kana ulaşıp ulaşmadığına bakmak için başlatılmış ama sonuçları yayımlanmamıştı. 2’inci denemesi ise Temmuz 2020’de orta düzeyde Alzheimer’ı olanlarla başlatıldı ve denemenin Ocak 2024’te son bulması bekleniyor. Aynı zamanda, Ağustos 2022’de 3’üncü denemeye daha büyük bir test grubuyla ilacın etkisini ve güvenliğini ölçmek için başlatıldı ve 2025’te bitmesi bekleniyor.
Her ne kadar denemenin sonuçları yayımlanmamış olsa da Remternetug’un, amiloid temizlemede Donanemab’ten daha iyi olacağı bekleniyor. Çünkü testin başlamasından sadece 6 ay sonra test edilen 41 kişiden %75’inin beyninden amiloidin tamamen temizlendiği görüldü; Donanemab’te ise 18 ay sonra hastaların %72’sinin beyinlerinden amiloid temizlenebilmişti.
Pfizer’in Viagra’sı ve Alzheimer
Cleveland Clinic'te yürütülen araştırmada, Viagra markasıyla satılan cinsel gücü arttırıcı sildenafil ilacını kullananların kullanmayanlara oranla Alzheimer hastası olma ihtimalinin %69 daha düşük olduğu ortaya çıktı. Ancak uzmanlar henüz sildenafil ile Alzheimer arasında bir neden sonuç ilişkisinin bulunmadığına dikkat çekerek uyarıda bulundu.
The Guardian gazetesine konuşan Edinburg Ünivesitesi Beyin Bilimleri keşif Merkezi'nden Prof. Dr. Tara Spires-Jones, bu çalışmaya dayanarak Alzheimer'ı önlemek amacıya Viagra kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Alzheimer hastaları için bu sonuçlar ne ifade ediyor?
Normalde tedavisi olmadığı düşünülen Alzheimer hastalığının bulunan Lecanemab ve Donanemab ile yavaşlatılabileceğini ve beyinden amiloid proteinini temizlenebildiğini görmek Alzheimer hastaları için büyük bir umut ifade ediyor.
Bu ilaçların Türkiye’de satışı yapılabilmesi için ise öncelikle Sağlık Bakanlığı’nın onayı olması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
İnsan hafızasının gerilemesinin önüne geçmek mümkün mü? Fiziksel veri depolama teknolojileri geçtiğimiz yüzyılda nasıl gelişti ve nereye doğru yol alıyor?
21 May 2023

YAZARLAR

İdil Yılmaz
Intern at Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





