Angelica Mesiti: Zaman aslında akıp gitmiyor (mu?)

Angelica Mesiti’nin “Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi” başlıklı kişisel sergisi Arter'de açıldı. Dinlemenin ve birlikte hareket etmenin önemini hatırlatan sergiyi Mesiti'den dinledik.
Angelica Mesiti: Zaman aslında akıp gitmiyor (mu?)

Yağmurlu bir İstanbul günü. Arter sanat ekibi heyecanlı zira performans sanatının önemli isimlerinden birini ağırlayacak. Bahsettiğimiz isim, 2019'da Venedik Bienali'nde Avustralya'yı temsil etmesiyle tanınan Paris merkezli Avustralyalı sanatçı Angelica Mesiti. Sanatçı, İstanbul'a da aşina bir isim. Belki hatırlayanlarınız olacaktır, Mesiti 2013'te Anne Ben Barbar Mıyım? başlıklı 13. İstanbul Bienali'nin konuğu olarak İstanbul'a gelmişti. 

  • Dili, sesi, bedeni ve performansı merkeze aldığı işleriyle tanınan Mesiti'nin yolu bir de ıslık çalan dilin eski bir biçimini belgelediği The Calling filmiyle İstanbul'a düşmüştü.

Sanatçının “Her gelişimde değişmiş buluyor ve bir kere daha etkileniyorum” dediği İstanbul’a bu seferki yolculuğunun vesilesi, Arter’de açılan Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi başlıklı kişisel sergisi. 

Nilüfer Şaşmazer'in küratörlüğünü üstlendiği sergi iki bölümden oluşuyor. Arter'in -1. kat galerisinde konumlanan sergi, fosilleşmiş yağmur damlalarının fotoğraflarından oluşan baskı serisi ve bir performans videosundan oluşuyor.

Hazır oradayken: Salona giderken hemen solunuzda, giriş atriumunun duvarında Can Aytekin'in yeni açılan mekana özgü yapıtı "Duvar Çizimi"ni de görebilirsiniz.

Genç Güneş'in Solgun Işığında Yağan Yağmur, Angelica Mesiti

Mesiti’nin farklı kaynaklardan topladığı, fosilleşmiş yağmur damlası fotoğraflarını renkli fonlar üzerinde tekrar fotoğraflayarak ürettiği "Genç Güneş’in Solgun Işığında Yağan Yağmur" başlıklı serisi, sizi karşılayacak. O sırada kulağınıza gelen yağmur seslerini de duymaya başlayacaksınız. Peki bu gerçekten yağmurun sesi mi?

Karşınıza çıkan siyah-beyaz video, sergiye de ismini veren bir performans videosu. 11 icracının yer aldığı video, aslında doğayı taklit ediyor. Sakince başlayan ve ardından güçlü bir kreşendoyla fırtınaya dönüştükten sonra yavaşlayarak sönümlenen yağmurun sesini duyuyorsunuz ama yağan bir yağmur değil. Bir grup genç yetişkin ellerini ve bedenlerini kullanarak ama en çok da birbirlerini dinleyerek yağmuru taklit ediyor.

Performansı izlerken bu seslerin özverili bir birlikteliğin ürünü olduğunu fark edeceksiniz. Zira tek başına yapmanın imkansız olduğu bir eylem, kolektif şekilde yapılınca bambaşka bir dünya yaratıyor.

Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi, Angelica Mesiti

Krizler çağındayız. Göstermek, orada olmak, kendini anlatmak belki de hiç olmadığı kadar önemli. Üstelik bir o kadar kolay da... Peki ya dinlemek? Karşımızdakini ne kadar dinliyoruz? Birlikte ses çıkarmanın yaratabileceği etkiyi biliyorken o kalabalık arasında tiz bir ses olmayı kendimize ne kadar yedirebiliyoruz? Ya da şöyle soralım. Dinlemeye ve bir kolektifin parçası olmaya ne kadar cesaretimiz var?

Tüm bunlar cevapları değişken ve bir o kadar da belirsiz sorular. Mesiti'nin çalışması tam da bu rahatsız edici soruları akla düşürdüğü için değerli. Geçen hafta Arter’de kapılarını açan Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi'ni Angelica Mesiti’den dinledik.

Çok uzun süre dans eğitimi aldığınızı biliyorum. Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi de beden ve sese odaklanan bir performans. Dans geçmişiniz, bu işinizi nasıl etkiledi?

Evet, çok uzun süre dans ettim. Bir bursla 18 yaşında Londra’da dans eğitimi aldım. Dans, hayatımdaki en önemli şeylerden biriydi. Daha sonra sanat eğitimiyle devam ettim. Uzun yıllar video performansları ve sinemaya da ilgi duydum. Daha sonra kendi performansımı sergilemek yerine, bu performanslar üzerinde çalışmaya başladım. Bence dans eğitimim, bu ilgimin, beden dili ve ritim duygumun temelini oluşturdu. 

Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi'nin çıkış noktası nedir?

Bu çalışma aslında bir çocuk oyununa dayanıyor. Okulda öğretmenler, çocuklar arasındaki sosyal etkileşimi ve birbirlerini dinleme alışkanlığını pekiştirmek için bu oyunu oynatıyor. Böylece cevaplamayı, bir bütünün parçası olmayı ve bireysel eylemlerle birlikte üretebileceklerini görüyorlar. Ben de bu çocuk oyunundan yola çıktım.

Videodaki icracıların genç yetişkinler olduğunu görüyoruz. Ortak bir özellikleri var mı? Kim bu insanlar?

Genç yetişkinlerle çalıştım. İcracıların hepsi performans geçmişi olan genç yetişkin öğrenciler. Aslında özellikle oy verme yaşına gelmiş ya da daha yeni bu yaşı geçmiş yetişkinleri tercih ettim. Bir diğer ortak özellikleri de bu. Zira hareketlerimizin doğaya etkisini görmek ve göstermek istediğim bu çalışmada bir amacım daha vardı. Demokratik sürece katılımı irdelemek istedim. Çünkü bir kolektif olarak çıkarttığımız ses, bununla yükseliyor. Aralarında bir bağlantı kurmak istedim.

Sese ve birlikte uyum içinde olmaya dayalı bu performansı izlerken günümüz dünyasında dinleme konusunda ne kadar da hevessiz ve bir o kadar da beceriksiz olduğumuzu düşündüm. Sizin bu konudaki fikriniz nedir? Çalışmanın bu konuya değinen bir yönü var mı? 

Dinleme konusundaki fikirlerinize ben de katılıyorum. İşlerimin büyük bir bölümü, Amerikalı feminist besteci Pauline Oliveros'un "derinlemesine dinleme” teorisine dayanıyor. Bu teorinin özü gereği, büyük bir ses çıkarmak için birbirimizi dinlememiz gerekiyor. Tam anlamıyla politik bir tercih. Çünkü bu yöntemle, bir otoritenin sesini yüksek şekilde duymak yerine yaratıcı ihtimalleri, birlikte üreterek çeşitli bir ses çıkarıyoruz. Kutuplaşmış, birbirini dinlemenin zor olduğu, derinlemesine dinleme fikrinin arka plana atıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Çalışmanın bir yönü de buna değiniyor.

Videoya eşlik eden "Genç Güneş’in Solgun Işığında Yağan Yağmur" serisini nasıl anlatırsınız?

Bu seriyi videoyla eşleştirmemizin amacı milyonlarca yıl önce oluşmuş yağmur damlalarının fosilleri aracılığıyla zamanın uçucu olmadığını göstermekti. Aslında zaman bir yerde sabit kalıyor. Zamanın değişkenliğinin de akıcı olduğunu göstermek istedik. Bu görüntüler zamanında çamura ya da bataklığa düşmüş yağmur damlalarının fosil görüntüleri. Yağmur gibi geçici olduğunu düşündüğümüz bir olayın bile aslında bir iz bıraktığınız görüyoruz. Bir başka deyişle yaşadığımız an ne kadar geçici olsa da kalıcı olabilir. Bir yerlerde, farklı formlarda da olsa kalmaya devam edebilir. Ben de bunu göstermek istedim.

İstanbul'a daha önce geldiğinizi biliyorum. Şehri nasıl buldunuz, burada olmak nasıl hissettiriyor?

Bu üçüncü gelişim. Her seferinde sanat ve işlerimle ilgili geliyorum. Her geldiğimde çok keyif alıyorum. Şehrin değişimini görüyor, bundan da çok keyif alıyorum. Yağmurlu ve soğuk havaya rağmen!

  • Not almalı: Angelica Mesiti’nin Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi sergisini Arter’in -1. kat galerisinde ziyaret edebilirsiniz.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto SanatAposto Sanat

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⏳ Mesiti'nin zamanı, Hokusai'nin hayalet dalgası

Angelica Mesiti’nin “Gelecek Zamanın Süregelen Hikâyesi” sergisi, Arter'de kapılarını açtı. Espas'ta Nis Tuğba Çelik, Hokusai ve Han Kang'ın izine düştü.

24 Oca 2025

YAZARLAR

Ilgaz Gökırmaklı

Kültür-sanat editörü.

Aposto Sanat

Şehri saran yepyeni sergiler, kimi eserleri görmek için son şanslar, performanslar, kültür-sanat projeleri, atölyeler, sanat dünyasından gelişmeler, nitelikli incelemeler ve söyleşilerden oluşan bir seçki.

İLGİLİ OKUMALAR