Anne Olmak İstemeyenler Ne Olacak?

Anne Olmak İstemeyenler Ne Olacak?

Beni en rahatsız eden şeylerden biri, kadınların annelikle özdeşleştirilmesi ve herkesin anne olması gerekiyormuş gibi davranılması. Eminim sizler de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bile “tüm annelerin ve anne adaylarının/ geleceğin annelerinin” günü kutlu olsun şeklindeki kutlamalara sosyal medyada rastlamışsınızdır. Oysa bir kişi istediği kadar çocuk sahibi olabileceği gibi (evet bunu eleştiren de var) hiç çocuk sahibi olmak istemeyebilir de. Bunu normalleştirmemiz ve kadının üzerindeki bu beklentiyi kırmamız gerek. Aksi, kişilerin özel hayatlarına karışma (bir başka değişle gereksiz konuşma) anlamına geliyor.

Anne olmak istemeyenlerden bahsederken ele alınması gereken bir diğer konu da bugünlerde Amerika’nın gündeminde olan kürtaj hakkı. Kürtaj hakkı tahmin edeceğiniz gibi Anayasamızda yer alan bir hak değil. Fakat gerek kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme ve gerekse sağlık hakkı çerçevesinde Anayasal temeli oluşturulabilecek bir hak. Kürtajın doğrudan Anayasa’da tanımlanması pek beklenmedik bir şey olsa da, İrlanda Anayasası’nda 2018 yılında yapılan değişiklikle hamileliğin sonlandırılmasının kanunla düzenlenebileceği öngörülmüş durumda. Tabii Katolik nüfusun yoğun olduğu ülkede kürtajın ancak bir referandumla ve 2018’de serbest bırakıldığını da hatırlamak gerek. Buna ek olarak, bazı anayasalarda yer alan kadının cinsellik, üreme ve/veya dilediği sayıda çocuk sahibi olma hakkının da kürtaj hakkının temelini oluşturduğu söylenmekte. Yukarıda bahsettiğim Bolivya, Ekvador, Küba, Nepal, Güney Afrika Anayasaları bu ülkelere örnek gösterilebilir.

Ülkemizde de kürtaj hakkı 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile güvence altına alınmış durumda. Bu doğrultuda gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar istek üzerine kürtaj olunabiliyor. Kürtaj hakkının varlığı önemli olmakla birlikte süresinin yeterli olup olmadığı üzerine düşünülmesi gereken bir konu. Doktor olmadığım için düşüncelerimi kendime saklamakla birlikte, Kolombiya Anayasa Mahkemesi’nin bu sene verdiği bir karar doğrultusunda 24 haftaya kadar kürtaj olma imkanının varlığının tanındığını söylemek gerek. Bu kararın kürtaj imkanlarına erişimi kısıtlı olan sosyoekonomik seviyedeki kadınlar için özel önem taşıdığı da sıkça dile getirilmekte. Sürenin yanı sıra, değinilmesi gereken başka hususlar da var. Kürtajın yasal olmakla birlikte ulaşılabilir olmaması ele alınması gereken sorunlardan biri. Örneğin kanunda öngörülmeyen izinlerin istenmek suretiyle kürtajın engellenmeye çalışılması gibi sebeplerle bu hakkın ulaşılamaz hale getirildiği de çeşitli raporlarda ortaya konmuş durumda. Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin 2020 tarihli raporunu burada paylaşıyorum.

Kürtaj hakkı üzerine yazarken, bir haftadır Amerika’da çokça konuşulan ve sızan bir karar gerekçesinden bahsetmeden olmaz. Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin önünde bulunan ve ülke çapında daha önce bu mahkeme tarafından tanınan kürtaj hakkının tekrar değerlendirildiği karar taslağı 2 Mayıs tarihinde basına sızdırıldı. Bu karar, kürtaj düzenlemelerinin eyaletlere bırakılmasını öngörüyor. Amerikan Yüksek Mahkemesi, 1973 yılında aldığı Roe v. Wade kararıyla özel hayatın gizliliği kapsamında kürtaj hakkını anayasal bir hak olarak tanımış ve Devlet’in gebeliğin ilk üç ayında bireyin kararına müdahalede bulunmayacağına hükmetmişti. Daha sonrasında Planned Parenthood of Southeastern Pennsylvania v. Casey kararıyla bu hak Devlet’e ilk üç ay da müdahale hakkı tanımak suretiyle sınırlandırılsa da kürtaj hakkının varlığını tekrar koruma altına almıştı. Bu kararda söz konusu müdahalenin kadına orantısız yük (undue burden) getirmemesi koşulu öngörülmüştü. Yani, kürtaj hakkı federal düzeyde (içtihadi olarak) neredeyse 50 yıldır korunan bir hak. Medyaya sızdırılan taslak ise Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin içtihadından geri döndüğünü gösteriyor. Bu karar doğrultusunda bazı eyaletler kürtajı tamamen yasaklamaya bile karar verebilir. Bizler de kadın hakları bakımından dünyadaki bir gerilemeye daha maalesef ki şahit oluyoruz.

Üç konu dışında evlat edinme, koruyu annelik, eşcinsel birlikteliklerde çocuk, yalnız yaşayan annelerin konumu…. gibi konular da annelik konuşulurken ele alınabilecek konulardan. Fakat dediğim gibi ben bu yazı kapsamında üç konuyla kendimi sınırladım. Sizlerin de aklına başka konular gelirse benimle paylaşabilirsiniz. Bu vesileyle Anneler Günü’nü tekrar kutluyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

Anneler Gününün Düşündürdükleri

Öncelikle tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun. Bu ay bu gün vesilesiyle annelik ile ilişkilendirdiğim üç başlığı sizlerin cevaplandırması/ düşünmesi için ortaya atmaya ve dünyadan bazı örnekler paylaşmaya karar verdim.

10 May 2022

https://lunamag.com/mum/motherhood-meaning/

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR