Hipponoes'un makus talihi

Derin bir sessizlik...
Hipponoes'un makus talihi

Toroslar, Olympos ve çevre liman kentleri Likya Yolu’nun uzantısı, unutulmaz  korsan saldırılarının kurbanı, verdiği her mücadeleye karşın olimpiyat ışığının yandığı ilk bölge... Tanrıların kucağı!

Makus talihin tarihe gebe olduğu sıcak günlerden birinde Ephyra Krallığı’nın düzenlediği bir av partisindeyiz. 1000 yıllık ağaçların keskin kokusuyla 20 belki de 30 kişilik toplulukta sıcağın verdiği gevşemeyle günü geçirip tanrıların şiddetinden uzak olmanın verdiği rahatlıkla sohbet ediyoruz. Toplulukta Ephyra Kralı ve onun oğulları Hipponoes ve Belleros da var. Keyiflerine diyecek yok, yavaştan dönme vaktinin geldiğini düşünüyorlardır belki de... Hipponoes bu partide hayli başarılı, kahkahaları hep daha yüksek, heyecanı hep dorukta. Biraz ileride sık çalıların arkasından gelen sese kulak kabartıyor. Yanındayız, seninle birlikte. Bize işaret ediyor ve “Şşş”. Elimizdekileri indirip dikkatle onu seyre geçiyoruz, bu seferkinin büyüklüğü için iddiaya giriyoruz seninle ama ses etmeden. 

Hipponoes bir dizini yere koyup okun yayını çekiyor burnuna. Bugün neredeyse hiç kaçırdığı olmadı, iyi gününde. Hışırtı tekrar geliyor ve çalıların kıpırtısını görüyorsun. Hayvanın arkası dönük görmüyor bizi, "bu iş kolay olacak" diye fısıldıyorum sana, meraklı gözlerini çalılardan almadan kolumu tutup “Şşş” diye cevap veriyorsun. Bazen talih elinizden kayıp hızla bir yüreğe takılır. Okun rüzgarı ikiye bölen sesi tüm ormanın ruhuna darbe vururcasına saplanıyor işte o yüreğe. Garip bir ıkınma sesi duyuyoruz ve av devriliyor. Yalnız bir terslik olduğu kesin, daha önce hiç duymadığımız bir sesle yıkılan ava doğru seğirtiyoruz. 

Çalılara yaklaştığımızda gördüğümüz manzara kanımızın donmasına sebep. Hipponoes sık ve dikenli otların arasından çıkarıyor avını, dehşetle bakakalıyoruz. Hipponoes dizlerinin üstünde, sürünerek geri çekilmek zorunda kalıyor, biz yaklaşamadık bile. "Kimin işi bu?" diyorum sesim kesilmiş, cevap vermiyorsun. Belki de tanrıların konuyla hiç ilgisi yoktur. Şansa da tesadüfe de pek karışmaz onlar. Serin bir rüzgar kara bulutları peşinde getirirken Belleros’un son nefesi göklere karışıyor, görüyoruz.

Çatlayan sesinle yardım çağırıyorsun herkes toplanıyor, Kral Glaukos kafasını ağır ağır çeviriyor ve oğullarının acısını o an hissediyor en derinlerde. Belleros’u yaşatmaya çalışmanın alemi yok, Hipponoes’in oku çoktan aldı onun nefesini, çare yok, dönüş yok.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

LineLine

BÜLTEN SAYISI

Chimera Efsanesi: Yanartaş

Binlerce yıldır Torosların kucağında yanan Çıralı ateşi...

16 May 2021

123rf - Cover

YAZARLAR

Line

Bir bölgeye ait olmak ve ondan ilham almak, onun sahipleriyle aynı havayı soluyarak ortaklıkların ve farklılıkların getirdiklerine “merhaba” demek istersen, Line her hafta bir kenti, bir köyü, bir dünyayı dolaşıyor!

İLGİLİ OKUMALAR