Avrupa Birliği'nin pandemi paketi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Covid-19'un yarattığı halk sağlığı tehdidi güncelliğini korurken diğer yandan yaşanan toplumsal krizin ekonomik yankıları duyulmaya başlıyor. Öyle ki mart ayından bu yana Avrupa’nın gündeminde olan salgın, kıtayı İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük ekonomik darboğazla baş başa bırakmış durumda. Salgının ekonomik etkilerini hafifletmek için ortak eylem planı hazırlama amacıyla 27 AB üyesinin liderleri 17 Temmuz’da Brüksel’de toplandı. 21 Temmuz öğle saatlerine kadar devam eden tartışmalar yirmi yıldan bu yana gerçekleşen en uzun AB liderleri zirvesi olarak tarihe geçti. Avrupa Konseyi başkanı Charles Michel’in “Anlaşma!” tweeti'yle kamuoyuna bitişi duyurulan zirveden liderler kıta tarihinin en büyük ekonomik kurtarma paketi üzerinde uzlaşarak ayrıldılar.
- Kurtarma paketinde ne var? Toplam hacmi 750 milyar avroyu bulacak olan paket, birliğin 2021-2027 dönemi bütçesinin bir parçası olarak oy birliğiyle kabul edildi. Paket ekonomik durgunluğun önüne geçme amacıyla üye ülkelere kredi ve hibelerle nakit akışı sağlamayı hedefliyor. Kurtarma paketinin 390 milyar avroluk kısmı hibelerle, geriye kalan 360 milyar avroluk bölümü ise kredi yoluyla üye ülkeler tarafından temin edilebilecek. Üstünde uzlaşıya varılan planın finansmanını birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu finansal piyasalardan borçlanarak sağlayacak. Komisyon tarafından gerçekleştirilecek borçlanmanın geri ödemesi için birliğin uzun vadede birlik dışından ithal edilen ürünlere ekstra vergiler getirmesi ihtimaller dahilinde. Buna rağmen paketin geri ödemesi noktasında nasıl kaynak oluşturulacağının cevabı hâlâ kesin olarak verilebilmiş değil.
- Paketin arkasındaki fikir ayrılıkları: Salgın sonrası ekonomik resesyonun önüne geçmeyi hedefleyen plana ait ilk teklif Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından zirvenin ilk gününde üye ülke liderlerine sunulmuştu. Teklif ekonomik darboğazdan çıkışın reçetesi olarak 500 milyar avroluk bölümü hibelere ayrılmış, toplamda 750 milyar avro tutarında bir kurtarma fonunun kurulmasını öngörüyordu. Söz konusu teklif ilk olarak Avusturya, İsveç, Danimarka ve Hollanda’dan oluşan birliğin görece stabil ve gelişmiş ekonomik aktörleri tarafından güçlü bir muhalefetle karşılaştı. Hollanda başbakanı Mark Rutte’nin başını çektiği muhalif grubun isteği Covid-19 sonrası toparlanma döneminin ağırlıklı olarak kredilerle finanse edilmesi yönündeydi.
- Kuzeyin direnişi: Üye ülkelerin birlik bütçesine mali katkıları ve finansal programlara desteği AB’nin kuruluşundan bu yana süregelen bir tartışma konusu olarak öne çıkıyor. Dengeli iktisadi yapılarıyla kıtanın deneyimlediği ekonomik sıkıntılardan en hafif şekilde etkilenmeyi başaran kuzey ülkeleri birliğin güney ve doğudaki ülkelerini gerekli yapısal reformları yapmamakla suçluyor. Söz konusu ülkelerde ulusal siyasetin de çizgisi birlik içindeki ekonomik dengesizlik sebebiyle AB karşıtı partiler lehine bir değişim içerisinde. Değişim atmosferinin yarattığı seçmen baskısı, liderleri hibelerin ağırlıkta olduğu bir kurtarma paketini desteklemekten caydıran etkenlerden bir tanesi. Rutte’nin önderliğindeki hibe karşıtı kuzey ülkelerinin direnişi sonucunda salgından en ağır yarayı alan İtalya, İspanya ve Fransa gibi Güney Avrupa ülkeleri krediye ayrılan miktarın daha yüksek olduğu güncel anlaşmayı onaylamak zorunda kaldı.
- Prensiplere uyum: Zirveye damgasını vuran bir diğer tartışma konusu fondan yararlanacak üyelerin Avrupa Birliği’nin demokratik ve hukuki prensiplerine uyumu oldu. Güçler ayrılığı ve demokrasinin süreçteki önemine vurgu yapan batı ve kuzey Avrupa ülkeleri, destekten yararlanacak ülkelerin hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanlarında denetlenmesi yönünde istekte bulundu. Söz konusu düzenleme fondan yararlanacak üyelerin bahsi geçen prensiplerle çatıştığının tespit edilmesi durumunda birliğin diğer üyelerine fonlamanın kesilmesi için veto hakkı verilmesini öngörüyordu. Düzenlemenin hedefinde bulunan Macaristan ve Polonya liderlerinin güçlü itirazları üzerine fonun dağıtımındaki demokratik standartlara yönelik denetleme mekanizması, üye ülkelere herhangi bir ihlal durumunda konuyu Avrupa Konseyi'ne taşıyabilme hakkı verecek şekilde sınırlandırıldı.
- Günün kazananları: Salgından en ağır ekonomik darbeyi alan İtalya ve İspanya ile beraber öncül teklifin mimarları Almanya ve Fransa beklenenden çok daha sınırlı bir hibe bütçesine razı olmak zorunda kaldı. Öte yandan birliğin kuzey kanadı olarak adlandırdığımız Avusturya, Danimarka, İsveç ve Hollanda ise en başından itibaren arzulamadıkları karşılıksız fonlamanın parçası olmakla birlikte, AB bütçesindeki katkı paylarından ciddi miktarda indirim elde etmeyi başardılar. Hiçbir tarafın memnuniyetle ayrılmadığı zirveden en kârlı çıkan ülkeler ise Macaristan ve Polonya oldu. Hâlihazırda bağımsız yargıya müdahaleler ve hukukun üstünlüğü ilkesine karşı uygulamalar sebebiyle AB tarafından soruşturma altında olan iki ülke, bu soruşturmalardan bağımsız bir şekilde kurtarma paketinden faydalanmayı garantilemiş oldu.
Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu Mehmet Can Çetin, Fransa'da Sciences Po Paris'te ekonomi politika ve sosyoloji alanlarında yüksek öğrenimi sürdürmektedir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Spektrum'un yeni sayısından merhaba, bugün CHP Kurultayı tartışmalarına, ağ tarafsızlığı meselesine ve AB Liderler Zirvesi'ndeki görüş ayrılıklarına odaklanıyoruz.
06 Ağu 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


