Avrupa'da Yeşil Dalga

Yeşiller hareketinin Avrupa'da giderek artan bir desteğe sahip olması, siyasette dönüştürücü bir etki yaratıyor.
Avrupa'da Yeşil Dalga

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Andrew Heywood’un temelinde her şeyin çevre ile bağlantılı olduğunu iddia eden “ekolojizmin” bulunduğunu söylediği, 1970’lerde şekillenmeye başlayan, ekolojik ve çevresel amaçlara önem veren, toplumsal adaleti savunan, şiddeti reddeden katılımcı demokrasi üzerinde biçimlenmiş bir ideoloji olarak tanımlan yeşil siyaset, özellikle Avrupa’da kurumsallaşmış demokrasinin içerisinde, biraz da dönüşerek kendine önemli bir yer buldu. 

  • Yeşil Duyarlılık: Küresel ısınmanın dünyanın sonunu hızla getireceğini savunan ve çoğunlukla gençlerden oluşan kalabalıklar, geçtiğimiz yılın sonunda düzenledikleri “Extinction Rebellion” eylemleriyle uzun süre Avrupa’da meydanları doldurmuşlardı. Dünya liderlerini çevre politikaları konusunda oldukça sert eleştiren 16 yaşındaki Greta Thunberg gençler için bir rol modele dönüşmüş, Thunberg’in başını çektiği "Friday’s for Future" hareketinin küresel ısınmaya dikkat çekmek için düzenlediği okul grevlerine oldukça yüksek katılım sağlanmıştı.
     
  • 2019 Avrupa Parlamentosu Seçimleri: 2019 yılında gerçekleşen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde tarihte ilk kez merkez sağ ve merkez sol partiler çoğunluğu kaybederken yeşil partiler büyük bir çıkış yakaladı. Almanya’da ikinci, Fransa’da üçüncü sıraya yerleşen; Finlandiya’da oyların %16’sından ve Birleşik Krallık’ta %12’sinden fazlasını alan yeşil partiler, toplamda 69 sandalyeye ulaştı. Bu durum, yeşil partilerin giderek “ana akımlaştığı” yorumlarına sebep oldu.
     
  • İrlanda: Şubat ayında gerçekleşen seçimlerden sonra hükümetin yeni kurulabildiği İrlanda’da oyunu %4,5 artırarak %7’ye çıkaran Yeşiller, “sorumluluktan kaçmamak isteyenlerin” “kapitalistlerle iş birliği yapmak istemeyen” parti içi muhalefete baskın gelmesi sonucu ülkenin en köklü iki merkez partisi Fianna Fáil ve Fine Gael ile üçlü koalisyon kurarak hükümet ortağı oldu. Yeşiller’in yükselişi, oy kaybetmek istemeyen diğer partilerin de kampanya boyunca küresel ısınmayla daha sert mücadele edilmesi gerektiğini düşünmesine sebep olmuştu.
     
  • Almanya’da Yeşiller: 1976’da kurulan ve dünyadaki en köklü yeşil partilerden olan Almanya’daki Yeşiller Partisi, haziran ayında gerçekleştirdiği kongrede 2021’de yapılacak genel seçimlerde iktidar olmaya hazırlandığını duyurdu. Parti programında değişiklik yaparak bugüne dek sıcak bakmadıkları NATO’yu “Transatlantik ilişkiler ile güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir parçası” ilan eden Yeşiller’in bu hamlesi, siyasi programlarının sadece çevre veya tüketici hakları ile sınırlı olmadığını gösterme ve siyasi merkezde oluştuğu düşünülen açığı doldurma çabası olarak yorumlandı.
     
  • Fransa’da Yeşiller: Fransa’da Yeşiller Partisi (EELV) bazı şehirlerde Sosyalist Parti’nin (PS) de yer aldığı sol ittifakla haziran ayının sonunda gerçekleşen yerel seçimlerde Lyon, Bordeaux, Strazburg, Poitiers, Besançon ve Marsilya gibi büyük şehirlerde yönetime geldi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi LREM varlık gösteremezken bu sonuç Yeşil – Sol dalganın zaferi olarak yorumlandı.
     
  • Yeni Küresel Değerler Ağı: Milliyet gazetesi yazarı Verda Özer, Avrupa’daki yeşil dalgayı çevre, iklim, gelir dağılımı, çocuk işçiler, cinsiyet eşitliği, sağlık, eğitim gibi konulara duyarlı yeni bir küresel değerler ağının ortaya çıkışı olarak yorumluyor. Yeşil partilere olan toplumsal desteğin, merkez sağ ve soldaki partileri de yeşil partilerin duyarlı olduğu konularda daha hassas olmaya ittiğinin altını çiziyor. Özer’e göre kurulan bu “yeni medeniyetin” üyeleri, “yeni dünyanın” kazananları olacak. Üye olmak içinse herkesin “kendi yeşilinin tonunu koyulaştırması” gerekecek.
     
  • Yeşil siyasetin geleceği: Demokratik seçimlerde giderek yükselen performanslar ortaya koyan yeşil partiler, yakın gelecekte İrlanda örneğinde olduğu gibi “düzen karşıtı” geçmişlerine rağmen bazı tavizler vererek hükümet ortağı olma şansına sahip olacaklar. Bu, partilerin kendi içinde “küresel ısınma konusunda acil önlem alınması için sorumluluk almak gerektiğini” savunanlarla, “küresel ısınmaya sebep olan düzen partileriyle iş birliği yapmamaktan” yana olanlar arasında şiddetli tartışmalar doğuracaktır. Görülen o ki, hükümete girilen ülkelerde istenilen etkinin yaratılamaması hâlinde hareket inandırıcılığını kaybetme tehlikesi yaşayabilir, öte yandan hükümete girilmemesi hâlinde korkaklıkla suçlanabilir.
     
  • Türkiye’de Yeşil Siyaset: Türkiye’de 1988’de kurulup 1994’te kapanan Yeşiller Partisi, 2002’de yeniden kurulmuş, 2012 yılında ise aynı yıl kurulan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne katılmıştır. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi aynı zamanda Halkların Demokratik Kongresi üyesi, dolayısıyla HDP bileşenidir. Seçim barajının yüksekliği ve güncel anketler şu an için yeşil hareketin Türkiye’de kitleselleşmesinin güç olduğunu gösterse de Avrupa’yı saran yeşil dalganın Türkiye’deki siyasi partileri de “daha yeşil olmaya” itmesi muhtemel.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Avrupa'da Yeşil Dalga, Çoklu Baro Tasarısı, Lübnan

Spektrum'un ikinci sayısından merhaba. Bu sayımızda Avrupa'da yükselen yeşil dalgaya, baroların yapısında değişiklik öngören yasa tasarısına ve iç karışıklığın giderek arttığı Lübnan'a odaklanıyoruz.

09 Tem 2020

avrupada-yesil-dalga-coklu-baro-tasarisi-lubnan

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR