
Değerli Thiscover Me okuyucuları, bu haftaki söyleşi konuğumuz Avrupa’nın En İyi 100 Kadın Girişimcisi arasında yer alan değerli sosyal girişimci Şule Yücebıyık. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu olan Şule Yücebıyık, gazetecilik mesleğine üniversite yıllarında başladı ve 15 yıl boyunca çeşitli gazetelerde görev yaptı. Ardından Global – Hill & Knowlton Halkla İlişkiler Ajansı’nın Başkan Yardımcısı olarak çalıştı, kariyerine Borusan Holding Kurumsal İletişim Direktörü olarak 12 yıl boyunca devam etti. Profesyonel yaşamı boyunca pek çok konuda projeler ve kampanyalar yürüttü. Şu anda da lise öğrencilerine bilim tutkusunu aşılama ve yetkinlikler kazandırma amacıyla kurduğu Bilim Virüsü adlı sosyal girişimin yöneticiliğini yapıyor, Science of Impact platformu ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne etki eden projeler geliştiriyor ve Kurumsal İletişimciler Derneği’nin başkanlığını yürütüyor.
Bilim Virüsü’nün kendi oğlunun eğitiminde gördüğü bir ihtiyaçtan doğduğunu söyleyen Şule Yücebıyık, başlangıçta iki kişi olarak çıktıkları yolda şimdi çok sayıda destekçilerinin olduğunu ve Türkiye’nin her yerinden pek çok liseli ve üniversiteli gence ulaştıklarını belirtiyor.
Bilim Virüsü’nü sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda/etki yaratma prensipleri üzerine kurduğunu, kendi kendisine işleyen bir yapı olarak kurguladığını belirten Şule Yücebıyık; 190 bin girişim arasından seçilerek Euclid Network tarafından Avrupa’nın En İyi 100 Kadın Sosyal Girişimcisi listesinde yer almalarının ardında, gösterilen bu yoğun çabanın ve yürütülen stratejinin olduğunu düşünüyor.
Sosyal girişimlerin; genellikle toplumun/ çevrenin analiz edilmesi sonucunda fark edilen bir sorundan veya ihtiyaçtan doğduğunun tespitini yapıyor. Sosyal girişimciliğin de bu sorunlara/ihtiyaçlara çözüm üreten ve elde ettiği kazancın büyük bir kısmını daha çok etki yaratmak ve fark oluşturmak amacıyla, tekrar sistemin içerisine aktaran yapılar olduğunu belirtiyor.
Sosyal girişimlerin büyük bir kısmının kar edememesi sorununun, sistemlerin kurgulanması aşamasında daha fazla zaman ayrılmasıyla ve doğru stratejiler oluşturulmasıyla çözülebileceğini belirtiyor. Sosyal girişimcilerin çok büyük bir kısmının kadın girişimciler olmasının da kadınların detaylı gözlemciliğinin ve duyarlılığının doğal bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Girişimcilikte başarıyı, etki etmek ve toplumsal bir fayda yaratmak olarak tanımlıyor. Zengin olmak ve çok para kazanmaktan ziyade, yaratılacak faydaya odaklanıldığında ve bu şekilde yola çıkıldığında başarının da ardından geldiğini ve girişimlerin kendi kendine yetebilen bir sisteme doğru evrilebildiğini belirtiyor. Bu sebeple, finansal başarının da her girişim gibi, sosyal girişimler açısından da vazgeçilmez olduğunu ama mutlaka faydanın ön planda olması gerektiğinin altını çiziyor.
Ülkemizde girişimciliğin önündeki en büyük engelin, genetik kodlarımıza işlenen başarısız olma kaygısı olduğunu ve bu konuda daha çok bilinçlendirme çalışması yapılması gerektiğini belirtiyor. Girişimci olmak isteyenlere; çok farklı alanlardan bilgilerle kendilerini beslemelerini, hemen başlayıp harekete geçmelerini, yaratılacak faydayı başarı göstergesi olarak görmelerini öneriyor ve iyi planlanmış, topluma fayda sağlayacak bir işin mutlaka destek göreceğini belirtiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bilim Virüsü, Yeni Unicornumuz, Ulusal ve Uluslararası Yatırımlar...
28 Mar 2021

YAZARLAR

Thiscover Me
Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.
İLGİLİ OKUMALAR


