
Benim üniversite sınavına hazırlandığım yıllarda hukuk okumak çok popülerdi, hukuk fakültesini bitirmek “altın bilezik” sahibi olmak olarak görülüyordu. Toplum (daha doğrusu üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin çevresi) hala bu şekilde görüyor mu ya da avukatlık gerçekten “altın” bir bilezik sunuyor mu soruları bir yana avukatların çok fazla sorunla başa çıkmaya çalıştığını gözlemliyorum. Bu yazı kapsamında bu sorunları maddi sorunlar ve saygınlık sorunları olarak ele alıyorum. Sizlerin aklınıza başkaca sorunlar gelirse benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
Hukuk deyince aklıma ilk adalet arayışı gelse ve bir kısım insan paranın ne önemi var diyecek olsa da gerçekçi olmak gerek: çalışma karşılığında para kazanmamız lazım. Oysa bugün ücretsiz çalışan avukat stajyerleri ve asgari ücrete veya çok az üstüne çalışan avukatlar çokça karşılaştığımız bir durum. Bireysel avukatlık yapanların kazançlarına dair net bir fikrim yok. Fakat avukatların müvekkillerden avukatlık ücretini tahsil etmekte zorlandıklarını ve hatta dava masraflarını bile ilk etapta avukatın ödemesini bekleyen müvekkillerin olduğunu biliyorum. Hukuk bürolarında çalışan avukatlar da bazen çok düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar. Bu arada, bu yazı kapsamda yüksek maaş verdiği düşünülen hukuk bürolarında çalışan arkadaşlarımla konuştuğumda, bu büroların bile bir kısmının karşılaştığımız enflasyon karşısında avukatını korumadığını öğrendim. Yani avukatların ekonomik endişeleri giderek artıyor. Belki başka büroya gitsin diyenleriniz olabilir. Ama avukat sayısının her geçen gün arttığı ve bazı büroların “sen gidersen başkası gelir” yaklaşımına sahip olduğu düşünüldüğünde başka büroya gitme kararı da başka büronun daha iyi olup olmayacağı sorunu da mevcut.
Avukatların karşılaştığı diğer sorun da sanırım saygı ile ilgili. Birçok emek gibi avukatların emekleri de her geçen gün daha çok küçümseniyor. “Alt tarafı iki şey soracağız” yaklaşımı ile sosyal medyadan ücretsiz avukatlık hizmeti alınmaya çalışılması, avukatların kişisel zamanlarına (mesela hafta sonları) gerek müvekkiller gerekse kıdemli avukatlar tarafından (oysa onlar da bir zamanlar gençti) saygı gösterilmemesi veya üçüncü kişilerin avukat ile müvekkilleri özdeşleştirmesi (bu vesileyle haciz sırasında öldürülen Av. Ersin Aslan’ı rahmetle anıyorum) duyulmayan saygının bazı örnekleri. Saygı ile sorunlar yalnızca müvekkillerimiz, çalışma arkadaşlarımız ya da üçüncü kişilerle de ilgili değil. Adliyeye girerken hakim ve savcılardan farklı olarak avukatların çantalarının arandığı, duruşmaya gelmeyen bazı hakimlerin avukatlardan mazeret sunmalarını istediği, mahkeme salonunda eşit seviyede bulunmamız gereken savcıların hakimlerin yanında oturmaya devam ettiği düşünüldüğünde yargının diğer sacayaklarının ya da devletin saygısını bile yitirdiğimizi söylemek gerek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay 5 Nisan Avukatlar gününün ve yüksek lisans eğitimimde aldığım avukatlık etiği dersimin bende düşündürdüklerinden yola çıkarak avukatlık etiği, avukatların sorunları, avukatçılık oynayanlar ve barolar üzerine konuşmaya karar verdim.
10 Nis 2022

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


