Ayrıcalıklarımla yüzleşiyorum: Türkiye’de nepotizm bebeği olmak

Nepotizm bebeklerinden bahsederken dahi insanın Türkiye’de yaşadığını hatırlayası geliyor. Konuya Doğa Rutkay’dan girmek yerine, hükümet eleştirisi yapmadan bu konuyu konuşmak insanın içine sinmiyor sanki. Bu yazıda malum partililik konusuna girmeyeceğim, onun için mayısı bekliyorum. Neyse, işte tam da burada akıllara şu soru düşüyor: Nepotizm bebekliği neden bu coğrafyada bu kadar yaygın? Yoksa ben de bir nepotizm bebeği miyim?
Türkiye sınırları içerisindeyken Hollywood’daki nepotizm bebekleri epidemisini düşününce hafif bir içim cızlıyor. Mesele illa aklımın içinde dönen “Burada her şey sınıfsal, her yerde olduğu gibi ama nepotizm bebeği olmak da çok kolay sanki,” düşüncesi var—bunun sebebi de nepotizm bebekliği durumunu “aileden geçebilen kreatif kapital” gibi bir yerden almam. Burada başka şansım yokmuş gibi geliyor çünkü soruyu İstanbul’un göbeğinde bir yerlerden yazıyorum. En ayrıcalıklısından eğleniyorum bu meseleyle.
Susma, haykır: Sınıfsaldır!
Ailem bana belli bir insan ağı sağlıyorsa—özellikle de kreatif sektörlerde—bu coğrafyada nepotizm bebeği olmak kadar kolayı yok gibi. Hatta öyle ki sanki ben de 4 yaşında Şişli Terakki’ye başlamış biri olarak veya Galatasaray Lisesi mezunu babam sayesinde onlar arasında yetişerek onlardan biriyim. Zira şu ana kadar yaptığım işlerin emeğini veren benim ve 2016 yılından beri hiçbir şey yapmadan tatile çıktığımı pek hatırlamıyorum ama acaba bu sınıfsallık beni nepotizm bebeği yapmıyor mu?
Ailemin tanıdıklarıyla büyüyerek kendime bir kültür kapitali inşa ettiysem nepotizm bebekliğinden yararlanmıyor muyum? Peki yararlanıyorsam bu beni orta sınıf ayrıcalıklısı mı yapar yoksa üçüncü dünya ülkesi olduğumuz için “standart”lar çok düşük ve bu benim nepotizm bebeği olduğumu mu gösterir? Hani ebeveynlerinden daha iyi şartlarda yaşayamayan ilk jenerasyonuz ya—oradan yola çıkıyorum.
Ayrıca etrafımda çok fazla nepotizm bebeği varsa ben de onlardan biri hâline gelmiyor muyum? MEF, ENKA, Terakki, Koç, falan filan—hepimiz belli ağların öğrencileriyken nepotizm bebeği değil miyiz yani? Hani çünkü Türkiye’de özel okul meselesi daha bir eşitsizlik üzerine ya? Bilemiyorum. Bu mesele bu topraklarda oldukça şemsiye bir terim olarak kalmaya mahkum gibi.
Mesela Akmerkez’deki Home Store’da yenilen yemekleri hatırlamak; Mayadrom’da satılan Paul Frank’leri anımsamak; işte efendim Abercrombie’nin dantelli body’sini tişörtünün altından çıkartma akımına katılabilmiş olmak; lisede EYP veya MUN’ci olmak; müzik dersinde Anastasia izlemiş olmak falan… Tam bir nepotizm bebeği anıları uzantısı değil mi?
Türkiye böyle bir yer işte. İnsan “Nepotizm bebeği miyim?” şeklinde saçma sapan bir soruyu “Sınıfsaldır,” diyerek geçemiyor. İlla edindiğin ve tükettiğin burjuva kültürünü de nepotizm bebekliğiyle ilişkilendirmek durumunda kalıyorsun—coğrafya kaderdir, nepotizm bebekliği ise bir şeylerin sözde “şans eseri” oluşu gibi. Neden Popüler Oldu’da söylediğimiz gibi bunların üç sebebi var: toplumumuz, sistemimiz ve gen aktarımı. Podcast bölümünü dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Not: Nepotizm bebeği olup olmadığını öğrenmek için Yasmin’le hazırladığımız ankete katılabilirsin—umarım sonuç moralini bozmaz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR





