Bağlanma kuramı nedir?

Bebeklikten yetişkinliğe...
Bağlanma kuramı nedir?

Bu kısımda psikoloji, sosyoloji gibi alanlardan çeşitli konulara ilişkin, Nedir? sorusunu soruyoruz. Bu sayıda “Bağlanma Kuramı Nedir? sorusuna cevap arayacağız.

Bağlanma kuramı, ya da teorisi, bir ebeveyn ile çocuk arasındaki veya romantik ilişki kurduğumuz partnerlerimiz de dahil, insanlar arasındaki uzun vadeli ilişkilere ve bağlara odaklanan bir teori. Bu teoriyi ilk ortaya atan, İngiliz psikolog John Bowlby oldu. Bowlby, bağlanmayı "insanlar arasında kalıcı bir psikolojik bağ" olarak tanımladı ve özellikle çocukların birincil bakıcılarından ayrıldıklarında yaşadıkları kaygı ve sıkıntıyı anlamakla ilgilendi.

Peki bu kuram sonrası artık her şeyin “annemizle” ya da birincil ebeveynimizle ilgili olduğunu söylemek mümkün mü? Positive Psychology’de Courtney Ackerman tarafından kaleme alınan bir yazıda belirtildiği üzere, Sigmund Freud bu soruya muhtemelen evet yanıtını verirdi. Ancak artık psikoloji, ebeveynlik ve insan ilişkileri hakkında Freud’dan çok daha fazlasını bildiğimiz için, her bir sorunun kişilerin annesine mal olmasını ileri sürmek mümkün değil, çünkü bir çocuğun yetiştirilmesine katılan en az bir kişi daha ve genelde de birden fazla kişi daha mevcut. 

Courtney Ackerman’ın yazısına göre, Bowlby, bebeklerin bir ebeveynden ayrılmaktan kaçınmak için veya fiziksel olarak ayrı bir ebeveynle yeniden bağlantı kurarken giriştikleri aşırı davranışların - ağlama, çığlık atma ve tutunma gibi - evrimsel mekanizmalar olduğunu varsaymıştı. Bowlby, bu davranışların çocuğun hayatta kalma şansını artırdığını düşündü.

Bowlby'nin bağlanma teorisi üzerine yapılan araştırmalar, ebeveynlerinden ayrılan bebeklerin, ebeveynleri ile yeniden bir araya geldiklerinde genellikle üç yoldan biriyle tepki vereceklerini göstermiş:

  • Güvenli bağlanma: Bu bebekler ayrıldıktan sonra sıkıntı gösterse de,   ebeveynleri geri döndüğünde kolayca rahatlamışlardır. 
  • Kaygılı-kararsız bağlanma: Bebeklerin daha küçük bir kısmı daha yüksek düzeyde sıkıntı yaşamış ve ebeveynleri ile tekrar bir araya geldiklerinde, hem rahatlık arıyor hem de ebeveynleri onları terk ettikleri için “cezalandırmaya” çalışıyor gibiydiler.
  • Kaçınan bağlanma: Üçüncü kategoride yer alan bebekler ise, anne babadan ayrıldıktan sonra hiçbir stres ya da minimum düzeyde stres göstermemiş ve yeniden bir araya geldiklerinde ya anne babayı görmezden gelmiş ya da anne babadan kaçınmışlardır. 

Daha sonraki yıllarda, araştırmacılar bu listeye dördüncü bir bağlanma stili eklediler: Önceden tahmin edilebilir bir bağlanma davranışı örüntüsüne sahip olmayan çocuklara atıfta bulunan düzensiz-yönelimsiz bağlanma stili.

Buradan anlaşılacağı üzere, bir çocuğun bağlanma stili, büyük ölçüde, çocuğun ilk yıllarında aldığı bakımın bir sonucu olabiliyor. Bununla birlikte, bağlanma teorisi, çocuklarda bağlanma hakkında bildiklerimizi yetişkin olarak girdiğimiz ilişkilere uygulayarak bunu bir adım daha ileri götürüyor. Bu ilişkiler (özellikle çok yakın olan ya da romantik ilişkilerimiz) aynı zamanda çocukken bağlanma tarzlarımızla ve birincil bakıcılarımızdan aldığımız bakımla da doğrudan ilişkili oluyor ve belki de bazen kendimize dahi açıklayamadığımız yetişkin davranışlarımıza ışık tutuyor. 

Bu noktada, yetişkin bağlanma stilleri de, yukarıda açıklamış olduğum aynı genel kalıbı takip etmektedir:

Güvenli BağlanmaBu yetişkinlerin ilişkilerinden daha memnun olmaları, kendilerini güvende hissetmeleri ve her zaman birlikte olma ihtiyacı hissetmeden partnerlerine bağlı olmaları daha olası. İlişkileri muhtemelen dürüstlük, destek, bağımsızlık ve derin duygusal bağlantılar içeriyor.

Kaygılı-Kaçıngan Bağlanmaİki tür yetişkin kaçınmacı bağlanmadan biri olan bu bağlanma stiline sahip kişiler genellikle diğerlerinden uzak duruyorlar. Hayatta kalmak veya gelişmek için insan bağlantısına ihtiyaç duymadıklarını hissedebiliyor ve bağımsızlıklarını ve diğerlerinden izole olmalarını sürdürmekte ısrar edebiliyorlar. Bu kişiler, partnerleriyle ciddi bir tartışma veya ilişkilerinin devamına yönelik bir tehdit gibi potansiyel olarak incitici bir senaryo ortaya çıktığında genellikle duygusal olarak “kapanabiliyorlar.”

Kaygılı-Dirençli Bağlanma: Partnerleriyle daha az güvenli bağlar kuranlar, sevgi veya şefkat için çaresiz hissederek, partnerlerinin onları “tamamlaması” veya sorunlarını çözmesi gerektiğini düşünebiliyorlar. Romantik ilişkilerinde güvenlik özlemi duysalar da, partnerlerine karşı davet edici olmak yerine onları uzaklaştıracak şekilde davranabiliyorlar. 

Korkulu-Kaçıngan (veya Düzensiz) Bağlanma: İkinci tip yetişkin kaçınmacı bağlanma, izolasyondan ziyade kararsızlık olarak kendini gösteriyor. Bu bağlanma stiline sahip kişiler genellikle duygularından kaçınmaya çalışıyorlar çünkü duygularına kolayca kapılıyorlar. Öngörülemeyen veya ani ruh hali değişimlerinden muzdarip olabiliyorlar ve romantik bir partner tarafından incitilme korkusu yaşayabiliyorlar.

Courtney Ackerman, bu tarzların her birinin, belirli bir insan tipinden ziyade, bağlanma davranışlarının bir sürekliliği olarak düşünülmesi gerektiğini belirtmiş. Genel olarak güvenli bağlanma stiline sahip biri, zaman zaman diğer tiplere daha uygun davranışlar sergileyebilir veya kaygılı-kaçıngan stiline sahip biri, belirli bir kişiyle güvenli bir bağ kurabilir diye belirtiyor. 

Tüm bunlardan şunu çıkarabiliriz; bağlanma kuramının bize vermiş olduğu çıktılar sonucunda, bir kişinin bağlanma stiline bağlı olarak, yakın ilişkilere, evliliğe ve ebeveynliğe yaklaşım şekli büyük ölçüde değişebilir. Bu kuramın uygulanmasında ortaya çıkan durumlar, ilişkilerin iki (veya daha fazla) kişiyi gerektirmesi gerçeğiyle birleşip genişliyor. Yani bir kişinin sergilediği herhangi bir bağlanma davranışı, diğer insanların bağlanma davranışlarını etkileyecek ve onlardan etkilenecektir.

Neticede, çocukken deneyimlediğimiz durum ne olursa olsun, bizim yetişkin dünyamızda gördüğümüz haliyle, her ilişkide farklı bağlanma seçenekleri içinde bulunmamız mümkün gözüküyor. Zaten ilişkiler de birbirini etkilemek ve birbirinden etkilenmek için var olmuş gibi değiller mi? 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

SEN, BEN VE DİĞERLERİ

İlişkideyiz

11 Eyl 2022

pixabay

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR