aposto-logo
TR
TREN

Barcelona GP’si değerlendirmesi

Red Bull nasıl kazandı?, Mercedes’in güncellemeleri işe yaradı mı?
Barcelona GP’si değerlendirmesi

Formula 1’de son 3 yılın en sıkıcı sezonunun en sıkıcı yarışını seyrettik. Fakat her zaman açıklamaya çalıştığım gibi Formula 1’de temel konu görünen değil, görünmeyenlerdir. Bu sporda her zaman bir dominasyon, büyük bir kural değişimiyle sora erer. Yerini yeni bir dominasyon alır. Bu kural hiçbir zaman değişmez.

Dominasyonlarda bu sporu izlemeyi bırakmak benim alışkanlığım değil. Her zaman arka planda yatan konuları anlamaya çalışarak başka keyifler ararım. Nitekim bu yarışta kendi dünyasında yarışan lider pilotu ayırdığımızda ve geride kalan pilotlara odaklandığımızda, çok çekişmeli bir mücadelenin yaşandığını görebiliriz.

Tüm bu veriler ışığında soru cevaplarla yarışı anlamaya çalışalım.

Red Bull nasıl kazandı?

Red Bull Racing

2023 sezonunda Red Bull’un kaybedebileceği tek yarış Monako GP’siydi (kaza, istisnai olayların yaşandığı hafta sonları haricinde). Monako’nun Red Bull açısından zorlu geçeceğini düşünme nedenim dar virajları, motor gücünün diğer pistler kadar önemli olmaması gibi faktörlerdi. Ayrıca RB19’un belki de tek zayıf yanı olan şanzımanın zorlanacak olması nedeniyle Monako’yu kaybedebileceklerini düşünüyordum. Ama onu da kazandılar.

Barcelona ise tam olarak Red Bull pisti. Yüksek yere basma kuvveti gerektiren virajlar, yüksek hızlı yön değişimleri, lastikleri yıpratan asfaltı tam Red Bull’un kalitesini göstereceği özelliklerdi. Çok uzatmadan söylemek gerekirse İspanya’yı Red Bull’un kazanması kesin gibiydi. Öyle de oldu.

Verstappen o kadar rahattı ki pite girdiği turlarda bile liderliği kimseye kaptırmadı. Pürüzsüz bir hafta sonunda takım arkadaşı Perez’in şampiyonluk umutlarını neredeyse bitirdi. Son iki yarıştır, belki baskının etkisiyle Perez, beklentilerin çok altında performans göstererek takım arkadaşının şampiyonluk kapısını ardına kadar açtı.

Bir takımın böylesine aşırı baskın olduğu sezonlarda, seyircilerin çekişme konusundaki tek umudu takım içi mücadeledir. Ama Perez’in baskı karşısında ezilmesi ve Verstappen’ın pürüzsüz performansı seyircilerin çekişme konusundaki umudunu da bitirdi diyebiliriz. Kısacası en iyi aracın içinde iyi bir performans gösteren pilotun öncülüğünde geçen bir sezon izleyeceğiz. Son söz olarak geçtiğimiz hafta sonu Horner’ın, “Perez’in lastik kullanımı Verstappen’dan iyi.” açıklamasına değinelim. Kendisiyle aynı düşüncede değilim. Bu sezon Verstappen’ın lastik kullanımı üst seviyede. Belki Perez, aynı hamurlarla Verstappen’dan birkaç tur daha fazla atabiliyor. Fakat Verstappen’ın temposu takım arkadaşının çok üstünde. Bu nedenle lastik kullanımındaki Perez’in lehine olan birkaç turluk farkı doğal karşılamak lazım.

Mercedes’in güncellemeleri işe yaradı mı?

Mercedes

Evet, işe yaradı. Fakat Mercedes’in yarış kazanabilmesi için gitmesi gereken yolun çok uzun olduğunu belirtmem lazım. Yanıldığımı düşünebilirsiniz. İlk bakışta Mercedes çok iyi bir performans göstermiş gibi görünebilir ve yarış sonunda Verstappen ile Hamilton arasındaki 24,09 saniyelik fark çok olumlu bir tablo çizebilir. Çünkü 24 saniyelik fark 66 tura bölündüğünde, iki pilot arasında tur başına 0,363 saniyelik bir fark var gibi görünebilir. Red Bull’un dominant olması gereken bir yarışta tur başına 0,363 saniyelik fark mucize gibi gerçekten.

Ama aslında değil. Yarıştaki bazı etkenler Mercedes’in olduğundan daha iyi görünmesini sağladı. Öncelikle Red Bull, Mercedes’e göre daha sert lastikle yarışa başladı. Mercedes yarışa yumuşak lastikle başlarken, Red Bull orta hamuru tercih etti. Normalde Mercedes’in tur başına 0,500 saniye civarında daha hızlı olması gerekirdi. Ama Mercedes ortalama 0,300 saniye daha yavaştı. Yani ilk bölümde Mercedes aslında Red Bull’dan 0,800 saniye yavaştı. İkinci stintte Red Bull sert, Mercedes orta hamuru tercih etti. Orta hamurun, sert hamurdan tur başına yine yaklaşık 0,500 saniye daha hızlı olması gerekirdi. Ama Mercedes bu bölümde de Red Bull’dan tur başına 0,250 saniye yavaştı. Bu bölümde de lastik farkını kaldırdığımızda Mercedes, Red Bull’dan 0,750 saniye yavaştı. 

Mercedes

Lastik tercihleri son bölüme kadar performans farklarının nedenlerini çok göstermese de yarışın son stinti tüm gerçekleri ortaya serdi. Son bölümde her iki pilot aynı lastiğe ve benzer yakıt yüklerine sahipti. Her iki pilot da en hızlı turu atarak ekstra puanı almak için mücadele ediyordu. Yani arabalarının suyunu çıkaracaklardı. Ve çıkardılar da. Verstappen 61. turda pisti 1:16.330 ile döndü. Hamilton ise 62. turunu (yani Verstappen’dan yalnızca bir tur sonra) 1:16.676 ile tamamladı. Verstappen, Hamilton’dan sadece 0,346 saniye daha hızlı gibi göründü. Ama iki araç arasındaki bu fark aldatıcıydı. Hamilton en hızlı turunun başında Albon’a tur bindirirken hem DRS’si açıktı hem de Albon’un hava koridorundan faydalandı. Bu ilahi destek sayesinde Hamilton start düzlüğünde 0,350 – 0,400 saniye kazandı. Yani aynı yakıt yüküne ve lastiğe sahip iki araba arasındaki fark 0,700 saniye olarak değerlendirilmeli. Kısacası hem yarış temposunda hem de tek turda iki araç arasında tur başına 0,700 saniye civarında fark var. Bu fark, Formula 1 için en az 1 sezonluk farktır.

Şunu kabul edelim: Güncelleme, Mercedes’in Red Bull’a 0,3 saniye kadar yaklaşmasını sağladı. Ama fark hala 0,700 saniye, yani yol daha çok uzun.

Ferrari neden beklentilerin altındaydı?

Ferrari

Her yarışın başında pilotlar araçlarından maksimumu almaya çalışır. Yarış ilerledikçe kendi beklentilerini karşılayamayan pilotların morali bozulur, performansları düşer. Bu nedenle yarışların ilk bölümünü (Monaco gibi düşük tempolu yarışlar haricinde) dikkatle izlemek lazım.

İspanya GP’sinin ilk bölümüne dikkatle baktığımızda Ferrari’nin yarış performansının kötü olmadığını söyleyebiliriz. Ferrari ilk bölümde uçuyor, kaçıyor diye övgülerle bahsedilen Mercedes’ten tur başına sadece 0,150 saniye daha yavaştı.

Yarışın sonunda da benzer bir durum söz konusuydu. Son stintte Sainz, öndeki rakiplerinin aksine sert lastikle mücadele etti. Verstappen ve Hamilton ise yumuşak hamurla pistteydi. Kısacası Sainz tur başına 1 saniye daha yavaş olması beklenen lastiğe sahipti. Oysaki Sainz, son 14 turda, özellikle Hamilton’dan tur başına sadece 0,7 saniye daha yavaştı. Kısacası lastik farkını çıkardığımızda Sainz, Hamilton’dan daha hızlıydı. Şunu da hemen ekleyeyim: Hamilton yarışın sonlarında en hızlı turu alabilmek için aracını zorladı. Sainz ise Perez’e geçildikten sonra kendisini zorlamadı. Sonuç olarak yarışın başında Ferrari’nin temposu Mercedes’e çok yakın, sonlardaysa zaman zaman Mercedes’ten iyiydi. Red Bull ayrı ligde, onu karşılaştırmamak lazım.

Fakat yarış sonunda zaman çizelgesine baktığımızda Hamilton ile Sainz arasındaki fark gerçekten devasaydı. İki pilotun bu kadar yakın hıza sahip olduğu bir yarışta aralarında dünya kadar zaman farkı olmasını biraz inceledim. Farkın nedeni Ferrari’nin performansının yarış içinde devamlı dalgalanması. Bu yarışta da Ferrari orta bölümde medium lastikler takılıyken çok yavaştı. Dikkat edin lütfen, aracın farklı pistlerde, kendisine uygun olmayan pistlerde performans dalgalanması göstermesinden bahsetmiyorum. SF-23 aynı yarışın içinde bile geceyle gündüz kadar farklı. Aracın performansı viraj tipinden bağımsız olarak dalgalanıyor. Bunun nedeni tahminimce SF-23’ün yarış içindeki yakıt yükü değişimlerinde istikrarsızlaşması olabilir. Bu yarışta Sainz ilk bölümde yumuşak hamurla biraz ve son bölümde sert hamurla çok etkiliydi. İkinci bölümde orta hamurla sıradan bir orta sınıf takım performansındaydı. Bu nasıl çözülür bilemiyorum. Belki de pilotların her stintin başında lastiklerine davranış biçimi, o bölümü olumlu veya olumsuz etkiliyor.

Ferrari

Hafta sonu Leclerc taraftarları için ayrıca acı vericiydi. Bir insan hem Fenerbahçeli hem Ferrari taraftarı, son olarak bir de Leclerc severse hayatı ekstra karanlık geçiyor denilebilir. Leclerc sıralamalarda aracının azizliğine uğradı ve yarışa pit yolundan başladı. Yarıştaysa mekanik arızalardan sonra Leclerc’in başının diğer belası olan yarış mühendisi Xavier Padros yarışına adeta tüy dikti. Puan barajının dışında kalan Leclerc, yarışın son bölümünde pit aralığına gelindiğinde, aracına yumuşak lastik takılmasını istedi. Yarış mühendisiyse ilginç yanıtlarla konuyu geçiştirdi. Yarış mühendisiyle Leclerc arasındaki diyalog şu şekilde gelişti:

  • Xavi: Bu tur sert lastik takmak üzere pit yapacağız.
  • Leclerc: Hayır, hayır beyler. Yumuşak hamur takalım.
  • Xavi: Anlaşıldı.
  • (Uzun bir sessizlikten sonra) Leclerc: Pite gelecek miyim?
  • Xavi: Evet evet pite gel, sert lastik takacağız.

Bu nasıl bir diyalogdu, nasıl bir iletişimdi anlayamadım. “Eşek o.urur, yel götürür” misali kimse Leclerc’in isteğini dikkate bile almadı. Leclerc’in sözleri rüzgârda uçtu gitti. Oysa ki Leclerc haklıydı. Yarışın bitimine 23 tur vardı, lastiklerin bu mesafede nasıl davranacağı, yarışın sonuna kadar dayanıp dayanmayacakları bilinmiyordu. Ama en azından ölçülü bir risk alınabilirdi. Yarışın son bölümünde, Leclerc’in önündeki 3 rakip sert lastik kullanırken, Leclerc’in onlara yaklaşması ve geçmesi içten bile değildi. Yarışın sonunda 8. Ocon ve 11. Leclerc arasında sadece 5 saniye fark vardı. Sanırım birkaç yarıştır Xavi’ye tepki gösteren Leclerc taraftarları haklı; Leclerc’in acilen Xavi’den kurtulması lazım.

Beklentinin altı: Aston Martin

Aston Martin

Aston Martin bu hafta sonu beklentilerin çok altında kaldı. Her iki pilot da bu sezon alışkın oldukları podyumdan çok uzaktı.

Alonso’nun sıralamalardaki performansını hasarlanan tabanla açıklayabilsek de yarıştaki performansını anlamlandırmakta zorlanıyorum. Aston Martin yüksek yere basma kuvveti üreten bir araba olarak burada başarılı olmalıydı. Üstüne üstlük lastik kullanımındaki avantajıyla rakiplerini (Red Bull hariç) geride bırakmalıydı. Ama olmadı.

Takımın patronu Mike Krack kötü performansı, “Yumuşak lastikleri çalıştıramadık.” diye açıkladı. Bu açıklama mantıklı olabilir. Çünkü antrenmanlarda çok da kötü görünmeyen Aston Martin sıralamalarda yumuşak lastikle çok zorlanmıştı. Yarışın son bölümünde sert lastikleri takan Aston Martin’in temposu Mercedes ile benzerdi. Yani Mike Krack haklı. Fakat anlamakta zorlandığım bir konu var. Eğer takım yumuşak lastikleri kullanamıyorsa, yarışın neredeyse tamamında neden yumuşak lastikle yarışmakta ısrar ettiler? Bu soruyu yanıtlayabilirlerse Aston Martin taraftarları da mutlu olacaktır.

Son haftaların en gözde takımlarından biri Alpine desem sanırım abartmış olmam. Geçmiş yarışlarda yazdığım gibi Alpine gibi bir takımın hedefi her zaman şampiyonluk olmalıdır. Şampiyonluk çok uzak gibi. Ama en azından podyumun devamlı müşterisi olabilecek bir araca sahip olabilirler.

Son cümlelerimi de piste ayırmak istiyorum. Pistin yeni yapısı son derece kaliteli olmuş. Geçmişte geçiş yapmanın zor olduğu pistte takımlar startta avantaj sağlamak için yumuşak hamuru tercih ettiler. Fakat yarış içinde geçiş yapmak tüm takımların beklediğinden daha kolaydı. Böylece takımlar yanılmış oldular, biz de geçişlerle dolu keyifli bir yarış izlemiş olduk. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

Formula 1

Red Bull

Red Bull Racing

Monako

Barcelona

İspanya

Ver

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Formula 1Punto Formula 1

BÜLTEN SAYISI

ÜYELERE ÖZEL

🏁 Barcelona GP’si değerlendirmesi

Red Bull nasıl kazandı?; Mercedes’in güncellemeleri işe yaradı mı?

08 Haz 2023

Red Bull Racing

YAZARLAR

Fırat Keskin

Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto Formula 1

Yarış öncesi ve sonrası değerlendirme yazılarıyla Formula 1 gündemi, araç incelemeleri ve pit stop’ta olan bitenler.

İLGİLİ OKUMALAR

;