Başbakan aranıyor: Fransa'da sırada ne var?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partisinin ciddi destek kaybettiğini görmesinin ardından, kendi ifadesiyle “siyasete netlik kazandırmak” amacıyla nadiren başvurulan anayasal yetkisini kullanarak Ulusal Meclis’i feshedip ülkeyi 29-30 Haziran ve 6-7 Temmuz tarihlerinde iki turlu olarak yapılan bir erken seçime götürdü. Bu kararla Macron, 1958 Anayasası'nın kabul edilmesiyle kurulan Beşinci Cumhuriyet’in siyasi tarihinde 1960’lardan bu yana benzeri görülmemiş bir siyasi çalkantının da fitilini ateşlemiş oldu.
Haziran 2024’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın çatı partisi olan Ulusal Birlik’in (Rassemblement national - RN) %34 oy alması sonucunda Macron bir temsiliyet krizi yaşandığını ileri sürdü. Ulusal Meclis’in yenilenmesi için başvurduğu Fransız halkı, tercihini 2022’den beri ortak bir çatı oluşturma çabasında olan sol ittifaktan yana kullandı.
- Aşırı sağın yükselişine karşı seçmenin merkez sağ lehine mobilize olacağını ve kendisine Ulusal Meclis’te daha çok sandalye kazandıracağını umduğu erken seçim, Macron’a daha önce çoğunluk elde etmek amacıyla 1997 yılında Ulusal Meclis’i fesheden tecrübeli siyasetçi Jacques Chirac’ın karşılaştığı hayal kırıklığının bir benzerini yaşattı.
Sistem neden çıkmaza girdi?
Fransa cumhurbaşkanının Ulusal Meclis’teki siyasi dağılımdan hoşnut olmamasının temel sebebi aslında Beşinci Cumhuriyet'in kurduğu siyasal sistemin yapısıdır.
Nedir? Yarı başkanlık ya da karma sistem olarak adlandırılan bu yapı, Dördüncü Cumhuriyet döneminde yaşanan ve Fransa’yı yeni bir anayasa yapmaya yönlendiren başta Cezayir krizi olmak üzere siyasi krizlerin ve parlamento blokajının önüne geçilebilmesi için yürütmeyi güçlendirmiş ve cumhurbaşkanını halkın seçtiği bir model inşa etmiştir.
Sistem nasıl işliyor? Seçilmiş cumhurbaşkanı, birlikte çalışacağı başbakanı kendi seçer ve atar. Böylece başbakan, cumhurbaşkanının Meclis’teki temsilcisi olur.
Önemli yetkilere sahip olsa da cumhurbaşkanı kendi gündem ve programını uygulayabilmek için yasama organının desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle seçilen cumhurbaşkanının vaatlerini gerçekleştirmesi için Ulusal Meclis’te içinden çıktığı siyasi parti ya da siyasal geleneğin çoğunluğa sahip olması gerekir. Aksi durumda bu karma sisteme özgü bir durum olan cohabitation ortaya çıkar.
Cumhurbaşkanının kendi siyasi partisi/grubu dışında bir siyasal oluşumdan başbakan seçmesini öngören bir çeşit koalisyon yöntemi olan cohabitation yürütmeyi zora sokan bir durum olarak görüldüğü için, 2000 yılındaki bir anayasa reformuyla Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle milletvekili seçimleri, beş yılda bir yakın bir arayla artarda yapılmaya başlandı. Böylece seçmen nezdinde onay almış cumhurbaşkanı genellikle Ulusal Meclis’te de çoğunluğa erişiyor ve başbakanı kendi siyasi grubu içinden atayabiliyordu.
- Fransa’da 2002 yılından beri cohabitation durumu yaşanmamıştı.
2022 milletvekili seçimleri sonucunda her ne kadar kendi cumhurbaşkanlığı koalisyonunu (coalition présidentielle) kurabilmiş olsa da Macron, emeklilik yaşı ve göçmenlere yönelik konularda öngördüğü reformlar gündemini hayata geçirirken 142 sandalyeyle cumhurbaşkanının siyasi grubundan sonra ikinci sırada yer alan farklı bileşenlerden oluşan sol ittifak ve Marine Le Pen’in liderliğindeki aşırı sağ tarafından zorlandı.
Örneğin: Yaklaşık bir buçuk yıla yayılan tartışmaların ardından Ocak 2024’te yasalaşan geniş kapsamlı yeni göç kanununun oluşum süreci, Macron’un mecliste ne kadar zorlandığının en açık kanıtı oldu.
Macron bu deneyimlerin ardından daha sonra bizzat kendisinin açıklayacağı üzere 2024 sonbaharında yapılacak bütçe oylamasının, güvendiği genç Başbakanı Gabriel Attal’ın hükümeti için içinden çıkılamayacak bir süreç olacağını düşünmüş ve Ulusal Meclis’i feshetmiştir.
Çift kanattan baskı
Görünen o ki Macron, tüm çabasına rağmen aradığı çoğunluğu bulamadı ve tam da bütçe görüşmeleri sırasında, yaklaşık üç ay bekleyerek ve meclis çoğunluğuna uyumlu olmayacak şekilde sol ittifaka hükümet kurma görevi vermeden atadığı Başbakan Michel Barnier’nin hükümeti, verilen gensorunun ardından yapılan güven oylaması sonucunda 577 milletvekilinin 331’inin oyuyla düştü.
- Gensoru, 2024 erken seçim sonuçlarının açıklanmasından beri Macron’u halk iradesine saygı göstermemekle suçlayan sol ittifak Yeni Halk Cephesi (Nouveau Front Populaire – NFP) tarafından meclis gündemine getirildi. Aşırı sağcı Ulusal Birlik de oylamada solu destekledi.
Paradoksal bir biçimde, hem ideolojik olarak hem de programlarında ele aldıkları konu ve öncelikler bakımından birbirine zıt iki siyasi grup ortak bir yerde buluştu. Bütçe görüşmeleri sırasında sağlık sigortası kesintileriyle ilgili bütçe düzenlemesi, meclisin itirazına takılınca meclisin direncini devre dışı bırakabilmek amacıyla Başbakan Barnier, konuyu Anayasa’nın 49/3 maddesini devreye sokarak çözmeye çalıştı. Bu tutum sol ve aşırı sağı hükümeti düşürmek üzere ortak hareket etmeye itti.
Barnier hükümetinin istifasının ardından sol ittifak bileşenleri, söz konusu güvensizliğin Başbakan ve hükümeti kadar Cumhurbaşkanı'na yönelik olduğunu ifade ederek Macron’un istifasını talep etti. Buna karşılık Macron 2027’de görev süresi bitene kadar yoluna devam edeceğini söylerken ortaya çıkan siyasi krizden muhalefeti sorumlu tuttu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, 2024 yazı boyunca sandıktan çıkan sonuca rağmen sol ittifakla istişare etmeyi ve onların önerdiği genç kadın bürokrat Lucie Castets’nin başbakan adaylığını kesin bir dille reddetmesi bugün ortaya çıkan siyasi krizin dönüm noktası oldu. Fransa iki aydan fazla bir süre başbakansız kaldı.
- Macron önce Olimpiyat'ı bahane ederek, ardından da Ağustos ayının Fransa’da hemen herkesin tatile çıktığı ve hayatın askıya alındığı bir dönem olmasından faydalanarak süreci uzattı.
Solun kendi iç anlaşmazlıklarında dağılacağını uman cumhurbaşkanının bu tavrı seçmen nezdinde de imajını zedeledi. Zira bu tavır aynı zamanda cumhurbaşkanının soldan kaçarken aşırı sağa yaklaşma ihtimalini de Fransız siyasetinin merkezine taşıdı.
Nitekim: Aslen bir teknokrat olan ve Macron’un tam da bu özelliği nedeniyle meclisin hassas dengelerini yönetebileceğine inandığı Michel Barnier’nin kurduğu hükümet, aşırı sağcı RN’in birçok talebine olumlu yaklaştı. Le Monde gazetesinden Solenn de Royer’in ifade ettiği gibi “aşırı sağ daha önce hiç olmadığı kadar” iktidara yaklaştı. Aşırı sağ, hükümet ortağı değilken bile hükümetin kararlarını etkileyen bir konuma kavuştu. Solun önerilerini görmezden gelen Barnier hükümeti, aşırı sağın taleplerini karşılayarak en azından hükümet nezdinde nötr kalmasını sağlamayı amaçladı.
Sıkışan siyaset: Sırada ne var?
Temmuz 2024’ten beri devam eden tüm bu çaba ve Macron’un siyasi kompozisyonu kendi lehine çevirme girişimleri sonuçsuz kalırken siyaseti birbiriyle konuşmaktan imtina eden üç grup arasına sıkıştırdı. Sol ittifakın seçim başarısını görmezden gelen Macron aşırı sağın gerek kendi iç dinamikleri gerekse başı çeşitli davalarla dertte olan Marine Le Pen’in güç gösterisi arayışlarıyla eskilerin tabiriyle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu.
- Kendisi net bir dille reddetse de gerek siyasi partiler gerekse Fransa toplumunun önemli bir bölümü bu siyasi açmazın sorumlusu olarak Emmanuel Macron’u görüyor.
Macron ise Suudi Arabistan'a yaptığı resmî ziyaretten döndükten sonra, halefi atanana kadar gündelik işleri yönetmeye devam eden Barnier’nin yerine bir başbakan bulmak için temaslarını artırdı. Yaz aylarındaki tutumunu görece yumuşatan Cumhurbaşkanı, bu satırlar yazılırken merkez sol Sosyalist Parti (PS), Fransız Komünist Partisi (PCF) ve Yeşiller (Les Ecologistes – EELV) de dahil olmak üzere siyasi yelpazenin farklı bileşenleriyle görüştü.
- Ancak bu görüşmeler neticesinde hangi yol seçilirse seçilsin sol, merkez sağ ve aşırı sağ olmak üzere üç büyük kampa bölünmüş ve kutuplaşmış bir Ulusal Meclis ile denklemin aynı kalma riski var.
Yeni hükümetin ilk ve en hassas gündemi, 2025 bütçesi olacak. 25 Kasım’dan bu yana Senato tarafından incelenen mali yasa tasarısı tartışmalara açık ve meclisteki kutuplaşmayı artıracak birçok soruyu içinde barındırıyor. Meclisteki üç siyasi grubun liderleri bir uzlaşmaya varamadığı sürece, Barnier hükümetini düşüren tablonun tekrar etmemesi için hiçbir neden yok.
- Üstelik yasal olarak Temmuz ayından önce sil baştan genel seçime gitmek de mümkün değil.
Macron’un 2027’ye kadar görevine devam edip edemeyeceği sorusu bir yana, Fransa siyasetinde esas mesele, Fransa toplumunun gündemini belirleyen temel konular hakkında siyasetin etkili yanıtlar ve politikalar üretememesi. Öyle ki ardı ardına süren grevler, Sarı Yelekliler hareketinden bu yana pek de çözülememiş toplumsal hoşnutsuzluklar, emeklilik yaşının giderek yükseltilmesi, sosyal güvenlik, sağlık ve eğitim alanındaki dönüşümler, göçmenlerin entegrasyonu başlığı altındaki tartışmalar ve bu tartışmalara bağlı olarak gelişen yabancı karşıtlığı ve ırkçılık, Rusya-Ukrayna, İsrail-Filistin çatışmalarının Avrupa ekonomilerine ve kamuoylarına yansımaları gibi konularda somut, gerçekçi ve toplumun taleplerini tatmin edecek politikaların hayata geçmesini beklemek, kutuplaşmaya sıkışmış mevcut siyasi atmosferde pek de mümkün görünmüyor.
Macron’un meclis çoğunluğu aramak için çıktığı bu siyasi maceranın Fransa’da toplumsal krizlerin de önünü açacak bir sarmala dönüşmesi ciddi bir olasılık olarak karşımızda duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İç savaşın ardından ülkesini terk eden milyonlarca Suriyeli Türkiye'ye sığındı. Peki Suriyelilerin ülkelerine güvenli dönüşü nasıl sağlanabilir? İGAM Başkanı Metin Çorabatır’a sorduk.
10 Ara 2024

YAZARLAR

Merve Özdemirkıran Embel
Akademisyen. Uluslararası İlişkilerde, başta ekonomik aktörler olmak üzere, ulus-aşırı (transnasyonal) aktörlerin rolü, Türk Dış Politikası ve Fransa Siyaseti başlıca çalışma konuları arasındadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



