Belgede Sahtecilik: Kadın ve Tütün

Belgede sahtecilik yapan rahipler, korsan kadınlar...
Belgede Sahtecilik: Kadın ve Tütün

Görsel: Independent 

Can Koyuncu

Tütün tüketimi yakın bir geçmişe dek, erkek egemenliğindeydi. Bu nedenle özellikle 17. Ve 19. yy’lar arası edebi metinlerdeki özgür ve çekici kadınlar tütün tiryakisi olarak resmedilirdi. 

Aldwin Oppel bu konuda şunları dile getiriyor: “Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinin çoğunda tütün tiryakiliği sadece genç ve yetişkin erkeklerin tekelinde olan az sayıdaki imtiyazlardan biridir. Dolayısıyla, bu ülkelerdeki kadınların toplum içinde tüttürmeye başlamaları, eşitlik yolunda atılan bir ilk olarak görülebilir.”

Sahtecilik demişken, konu Kolomb’un 1492 senesinde tütün hakkında yazdığı notları daha detaylı şekilde 1527 yılında yazan Rahip Bartholome de las Casas’a gidiyor. Olayın kahramanları ise, Küba’ya ulaştıklarında Kolomb tarafından keşif gezisine çıkarılan Rodrigo de Jerez ve Luis de Torres. Torres’in seçilmesinin nedeni, birden fazla dili çok iyi biliyor oluşuydu. Kolomb’a göre bu dil zekâsı sayesinde yerlilerin dili çabucak çözülebilecekti. 

“Bu iki Hristiyan yolda pek çok insanla, köyden köye giden kadın ve erkeklerle karşılaştı; erkeklerin yanında tütsüleme için daima belirli otlar ve ateşler vardı. Bu kuru otları bizde erkek çocukların Paskalya’da çatapat hazırlarken yaptığı gibi, bir başka kuru yaprağa sarıyorlar, bunun bir ucunu yaktıktan sonra öbür ucunu emerek, yudumlayarak ya da soğurarak dumanı içlerine çekiyorlar. Bununla uzuvlarını uyuşturuyor, neredeyse sarhoş oluyorlar ve hiç yorgunluk hissetmiyorlar. Bu çatapatlara, ya da adı her neyse, onlar ‘tobacos’ diyor.”

Metinde öncelikle dikkat edilmesi gereken, Casas’ın tütün içme eylemine kelime bulamıyor oluşu. “Emerek, yudumlayarak ya da soğurarak…” gibi tanımlamalarda bulunuyor. Ancak bu yeni tüketim şekline bir türlü ismini veremiyor ve bu durum 17. Yüzyıl Avrupası’na dek çözüme kavuşamıyor. Alman üniversite öğrencilerine burada teşekkür etmeleri gerek. Zira artık ihtiyaç duymadıkları kitap yapraklarını pipo zevki için feda eden öğrenciler, bu eyleme “schmöker” ismini vermişlerdi.

Peki sahtecilik nerede, ne şekilde yapılmıştı? 

Tütünün Avrupa’ya girmesiyle kadınların da zevkle tüttürdüğünü gören Rahip Casas –sonrasında Piskopos– notlarından “mujeres” yani kadın sözcüğünü çıkarmıştı.

Kaynak: Divamag “Birbirlerinden yüzlerce mil uzakta doğmuş olsalar da, hem Bonny hem de Read, çocukluklarında 'yoksulluk, uygunluk ve utançtan' kaçmak için erkek kılığına girmişlerdi.”

Kadın Korsanlar

Kadının tütünle ilişkisinden bahsettikten sonra, 1697 doğumlu İrlandalı kadın korsan Anne Bonny’yi atlamak haksızlık olur. 18. yüzyılın ortalarında yazılan bir kitapta bulunan illüstrasyonda, Anne Bonny, 1685 doğumlu ortağı Mary Read ile birlikte korsan bayrağı altında tütün tüttürüyordu.

Bonny, zengin bir avukat olan babasının, hizmetçisiyle girdiği yasak ilişki sonucu dünyaya gelen bir kız çocuğuydu. Skandalı örtbas etmek için seneler boyunca erkek kılığında babasının yeğeni olarak gezen Bonny, o dönem korsanlık yapan James Bonny’le birlikte bu yeni ve maceralı hayata adım atmaya karar vermişti. Ancak bu evlilik çok iyi gitmeyince, başka bir korsan olan Jack Rackham ile yeni bir hayata başladı. Read ile de bu sayede tanışmışlardı. 

Read’in de hikayesi farklı değildi Bonny’den, belki de bu kadar yakın, hatta sevgili olmalarının ardında yatan buydu. O da annesi ile gardiyanının yasak ilişkisinden meydana gelen ve yine senelerce erkek kılığında gizlenen biriydi. Eşinin ölümüyle tekrardan erkek kılığına giren Read, Karayipler açıklarında John Rackham’ın tayfasına katılmıştı. 

Kaynak: Wikipedia

1778 yılında doğan Mary Ann Talbot da erkek kılığına girerek denizci olmuş ve kadın olduğunu uzun bir süre saklarken savaşlar vermişti. Savaşlardan birinde ağır yara alması sonucu eve dönüşünde kaleme aldığı otobiyografisinde şunları anlatır: “O zamana kadar denizci kıyafetimi hiç çıkarmamıştım. Ama Mrs. Jones’ta kalırken hemcinslerimin giysilerine döndüm; ne var ki denizci alışkanlıklarımı unutamıyor, sık sık tayfa kılığına girip dışarı çıkıyordum.” 

Not: 1800’lerin ortasına doğru Paris’te çıkan bir moda dergisi ise, tütün içen kadınları hedef göstererek şunları dile getirir: 

“Muhakkak ki yakında kadın kalmayacak. Erkek cinsiyetine geçmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Siyasi kargaşa yaratıyor, yeni dinler icat ediyor, en edepsiz yazıları yazıyor, pervasızlık konusunda erkeklerden hiç geri kalmıyor, onların sahip olduğu hakları elde ediyor, bu arada da zevkle purolarını tüttürüyorlar.”

Görüldüğü gibi, kadınların hak arayışı mücadelesinde tütün önemli bir rol oynamıştı. Tütünün sağlık sorunlarına yol açmasını ve 1800'lerin son çeyreğinden itibaren tıp uzmanları tarafından büyük düşman olarak ilan edilmesini bir kenara bırakacak olursam, zannediyorum ki bazı noktalarda toplumsal açıdan gelişmelere vesile olmuş bir ürün. Hâli hazırda birçok şekilde tütün üzerine okuma yapmışken ve bilgim de tazeyken, belki bir bültende de tütünün Osmanlı Rejisi dönemini ele alabilirim. Bu haftalık bu kadar, esen kalın. 

 

 

 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş