Ben bir hipernesne miyim?

İklim krizinin başlıca örneği olduğu hipernesneler, karşımızdaki kişinin suratına, bir şeylerin kanıtı olarak kolayca çarpabileceğimiz bir kavram değil.
Ekolojik teorisyen ve çevre filozofu (çok havalı title değil mi?) Timothy Morton, bu fikri ilk olarak ortaya koyduğu “Hipernesneler - Dünyanın Sonundan Sonra Felsefe ve Ekoloji” adlı kitabında, hipernesnelerin “insanlara göre zaman ve mekânda çok büyük miktarlarda dağılmış nesneler” olduğunu söylüyor.
İnsan algısını aşıyorlar fakat etkilerinin sürekli olarak içinde yaşıyoruz . Onları bir portakal gibi kolayca ağaçtan toplayamıyoruz. Tıpkı Bob Dylan'ın Bay Jones'u gibi.. Bir şeyler olduğunu hissediyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz.
Dünyadaki tüm plastikler, doğal petrol rezervleri, kuraklık, evrim, internet, görelilik ve iklim değişikliği hipernesnelere birer örnek olarak gösterilirken “Aaa” dediğinizi duyar gibiyiz. Evet. Dilimizin ucundaki bir şey, göremediğimiz, dokunamadığımız bir şey.
Ve şimdi biz, içinde mi, dışında mı olduğumuzdan emin olamadığımız hipernesneler tarafından yutuluyoruz.
Metaforlar içinde boğulmaya hazırsak ve kemerlerimizi bağladıysak şimdi de Morton’ın sıraladığı, hipernesnelerin 5 özelliğine bir göz gezdirelim:
Viscous (viskoz): Bir hipernesne hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, onunla o kadar “içli dışlı” olduğunuzu fark edersiniz diyor yazar. Bunu, her zaman hissedebileceğiniz, her yere yayılmış bir etkiler zinciri gibi düşünebiliriz. Daha çok şey bildikçe, daha çok farkederiz.
Non-local (yerel olmayan): Daha önce de bahsettiğimiz gibi hipernesneler, zaman ve mekânda kitlesel olarak dağılır, tek bir yerde bulunmazlar. Örneğin; ABD tarafından bugüne kadar salınan karbondioksit, tüm atmosfere dağılmıştır ve dağılmaya devam eder. Ülkenin hemen üstünde, sınırlar içindeki bir bulut şeklinde kalmaz. Eninde sonunda, gezegenin diğer ucunu da etkiler. Ya da, iklim değişikliğini geniş çapta yayılmış bir fiziksel fenomen olduğu için göremeyiz. Belirtileri, burada sel, başka bir yerde yangın, dünyanın diğer ucunda ise sıcak hava dalgası olarak karşımıza çıkabilir .
Temporally Undulate (zamansal dalgalanma): Hipernesnelerin büyük ölçekli olması, onların zamansallıkla özel bir ilişkisi olduğu anlamına gelir. Beynimizin bir türlü kavrayamadığı bir zamansallığın içerdiği onca mesafede kaybolurlar. Bu bir ölçek ve aynı zamanda perspektif sorunudur. Özne, varlığı binlerce yılı kapsayabilecek devasa bir nesnenin önünde veya içinde ne kadar küçük olursa, onu o kadar az gözlemleyebilir, analiz edebilir ve inceleyebilir.
Örneğin, bir hipernesne olarak plastiği ve çevremizdeki her yerde (cidden her yerde) bulunmasını bir düşünün. Umuyoruz ki artık kullanmayı bıraktığımız plastik poşetlerde, ambalajlarda, ofis koltuklarımızın bazı kısımlarında, spor ayakkabılarımızın tabanında, ne yazık ki içtiğimiz suda bile plastikle karşı karşıyayız. Şimdi öldürücü o darbeyi vurma zamanı. Ürettiğimiz tüm plastiğin büyük bir bölümünün dünyadaki son insandan daha uzun süre dayanacağı gerçeği, onu korkunç bir hipernesne yapıyor; zamansallığında çoktan kaybolduğumuz bir hipernesne.
Phasing (aşamalı): Morton’a göre, hipernesneler diğer varlıkların normalde algılayabileceğinden daha yüksek boyutlu bir alanı kaplıyor. Onları bir bütün olarak deneyimleyemiyoruz; yalnızca anlık bakışlar atabildiğimiz süreçleri yaşıyoruz. Binlerce türün zamanla yok olması veya bir gölün kuruması da hipernesnelerin aşamalı olma özelliğine üzücü birer örnek.
Interobjective (Nesneler Arasılık): Son metaforumuza geldik. Söylenene göre; hipernesneler, doğaları gereği yalnızca diğer nesneler arasındaki ilişkilerde saptanabiliyor. Yani nesneler yalnızca, ortaya çıkan bir hipernesnenin diğer nesneler üzerindeki "ayak izini" algılayabiliyor. Kafaların yavaştan alev almaya başladığını hissederek bu tanıma uygun bir örnek verip konuyu kapatıyoruz. İklim krizi, diğer nesnelerin yanı sıra Güneş, fosil yakıtlar ve karbondioksit arasındaki etkileşimlerden de oluşur. Ama, emisyon seviyeleri, sıcaklık değişimleri ve okyanus seviyeleri aracılığıyla görünür hâle gelir.
İklim krizi, hipernesneler arasında en tehlikeli olanı, çünkü genelde hipernesneler gezegendeki her bir türün varlığını tehdit etmezken, iklim krizi tam da bunu yapıyor. Kavramın soyut doğası, bazılarına onun gerçekliğini tamamen reddetme fırsatı sunuyor ve bu, durumu daha da tehlikeli kılıyor.
Sahi, tam olarak anlayamadığımız bir şeyi nasıl düzelteceğiz? Görmeyen birinden, gözle görülemeyen bir şeyi hayal etmesini nasıl isteriz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Dünyanın en büyük yapbozu 53.700 parça. 8,5 metre uzunluğunda, 1,9 metre genişliğinde. Bizim aklımıza ilk gelen “Bu yapbozu hangi zeminde yapabiliriz, nasıl bir örtü lazım?” gibi düşünceler oldu...
30 Eyl 2021

YAZARLAR

Zeynep Şeniş
Engineer & Science Communicator
İLGİLİ OKUMALAR


