Ben Ne Yazmışım, Ne Olmuş?

Şubat 2021'den bugüne
Ben Ne Yazmışım, Ne Olmuş?

Arkadaşlarımız ve ailemizle konuşmalarımızın odağı da işlerimizi erteleme sebebimiz de seçim. Ben de başka bir şey yazmayı düşünemedim. Yani bu yazının ilk sebebi bu. Fakat en önemli sebebi benim bu bültende yazdığım sorunların çözümünün belki de seçimde olması. Bu sorunlar "bir kerelik" sorunlar olmaktan çoktan çıktı. İki sene önce yazdığım yazı hâlâ güncelliğini koruyor. Yani sorunlar münferit değil sistematik.

İşte bu yazıyı seçime giderken "bir ülkede iki üç senede hiçbir şey değişmez mi?" sorusunu ortaya koymak ve değişim için seçimin önemini anlamak amacıyla yazıyorum.

Akademik özgürlük

Aposto’daki ilk yazımı Şubat 2021'de yazdım. Bu yazı Boğaziçi Üniversitesi’nde açılan Hukuk Fakültesi’ne ilişkindi. Bu kararın geri planındaki sebeplerden biri birçoğumuz açısından siyasal olan rektör atamasına karşı verilen mücadeleyi kırmaktı. Boğaziçi bileşenleri mücadeleyi bırakmadı. Fakat hükümet de akademik özgürlüğe müdahale etmekten vazgeçmedi.

Ülkenin önde gelen okullarından birinin başında hâlâ okul bileşenlerinin istemediği bir yönetim mevcut. Üstelik akademik özgürlüğe müdahale yalnızca Boğaziçi Üniversitesi ile de sınırlı değil. O günden bugüne üniversite bileşenlerine danışılmadan birçok fakülte açıldı, akademik yetkinliği sorgulananlar rektör atandı ve kimi hocalarımız eleştiriden her seferinde daha fazla korkar hâle geldi.

İfade edemeyişlerimiz

Günebakan’da en çok yer verdiğim konulardan biri ifade edemeyişlerimiz. Bu konu üzerine ilk olarak Dünya Basın Özgürlüğü günü vesilesiyle polislerin görüntülerinin kayda alınmasını engelleyen genelgeyle yazmaya başlamışım. Aylardan Mayıs, yıllardan 2021. Daha sonrasında ise, Günebakan’ın birinci yaşında, RTÜK’ün muhalif haber kanallarına verdiği hukuka aykırı cezalardan bahsetmişim.

Bugün Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde bir önceki yıla göre 16 sıra gerileyerek 165. sıraya düşmüş durumda. Seçim öncesinde sürekli gazetecilerin gözaltına alındığı haberlerini duyuyoruz. RTÜK ise hâlâ bildiğimiz gibi. Sosyal medya sürekli bir diziye ya da programa getirilen yasakları konuşuyor.

Hayat tarzına müdahale

Konuştuğumuz tek özgürlük ifade özgürlüğü değildi. Haziran 2022'de bireylerin hayat tarzlarına müdahaleyi de konuştuk. Müzik sınırlamaları, festival yasakları, yoga engelleri, hayat tarzına sürekli getirilen vergiler bunlardan bazıları. Sonra yeri geldi sanat özgürlüğünü ve homofobinin teşviklerin geri alınışına yol açmasını konuştuk.

Peki şu an ne durumdayız? Mayıs 2023 itibariyle bu konuştuklarımız değişti mi? Tam tersine, seçim süreci özgürlüklerimizin hiçe sayıldığının göstergesi oldu. Hükümet mensupları seçim sonucunu şampanya ile kutlamayı planlayanları ayrıştırıyor, mitinglerde LGBTQ+'ları yuhalatıyor.

Doğal afetler

Bu bültende doğal (ya da değil) afetlere de yer vermişim. Mart 2021'de iklim iklim krizini, Kasım 2021'de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bulunmadığı COP26 toplantısını ve Ağustos 2021'de hepimizi endişelendiren orman yangınlarını yazmışım. İklim krizi bir gerçek ve Türkiye de bu krizden etkilenen bir durumda. Fakat biz bunlara rağmen orman yangınlarını önleyemediğimiz gibi söndürmekte de geciktik. Yalnız bizim değil gelecek nesillerin olan doğayı da koruyamadık.

Peki Türkiye’nin afetler konusunda tavrı 2021 yılından bu yana değişti mi? Bunu Şubat 2023 yılında çok acı bir tecrübeyle görmüş olduk. Deprem bölgesinde olan bir ülkede onbinlerce insanımızı kaybettik. Gerek bireylerin gerekse kurumların çabasıyla yararlar sarılmaya çalışılsa da canlarını kurtaran insanlar için kurulan yerlerin sular altında kalması gibi haberler seçime doğru afet konusunda da gelişemediğimizin göstergesi.

Sessiz boomer'lar

Bu bültende her yaştan insanı konuşmaya çalıştım. Siyasilerin görece az odaklandığı yaş almış bireyler bunlardan ilki. Yaş almış bireylere ilişkin yazım da neredeyse iki senelik. İki sene önce de bu insanlar yeterli şekilde topluma dahil edilmeye çalışmıyordu.

Bugün de emekliler hâlâ zor durumda. En düşük emekli maaşı 7.500 TL. Bu maaş bugün Türkiye’de sahip olduğunuz evin temel giderlerine (ev sahibi olduğunuz varsayımında) çok zor yeter. Sosyal hayata aktif katılımı desteklenmesi gereken bu bireyler kendilerine yetemeyen maaşlarından bir de torunlarına harçlık vermeye çalışıyor. Zira torunları da desteğe muhtaç.

Çocuklar ve gençler

Bu kişilerin torunları, yani çocuklar ve gençler ve onların karşılaştıkları olumsuzluklar bu bültende çok yer buldu. Beslenme, eğitim veya yurt hak olarak değil önemli bir sorun olarak konuşuluyor. Bunların sorun hâline gelmesinin bir başka yansıması da bağımlılıktı. O yazıyı çok üzülerek yazdığımı hatırlıyorum.

Gençlerin sorunları gündem olunca iktidar ve muhalefet partileri çeşitli çözümler getirdiler. Mesela yurt sayıları arttı. Fakat gençlere ait bu yurtlar da gençlerden alındı. Deprem hasarlarını azaltmak için ilk olarak gençler gözden çıkarıldı. Sayıları artsa da yurtlarına gidip yüz yüze üniversite eğitimine katılamaz oldular. Çocuklara özel yazım ise daha çok yeni.

Son bir ayda neler oldu diye bakmaya korkuyorum. Bu seçimde oy verirken kendileri için henüz oy veremeyen çocukları özel olarak düşünme borcumuz olduğuna inanarak "Ne yazmışım, ne oldu?" bölümünü tamamlıyorum.


Ya Sonra?

Bu yazıyı yazarken bu bültende kadınlara az yer verdiğimi fark ettim. Kadın haklarını annelik üzerine yazarken ya da Altılı Masa’nın metinlerini incelerken ele almışım. Oysa kadın hakları bireysel hayatımda en çok kafa yorduğum konu. Bu yüzden de Haziran 2023’te bu konu üzerine -ülkede yine sürpriz bir gelişme olmazsa - konuşma kararı aldım. Belki de kadının soyadına ilişkin verilen güncel Anayasa Mahkemesi kararını incelerim. Hem zaten bu seçim bir yandan da kadınların seçimi. 15 Mayıs sabahı da umarım kadınların sabahı olur.   

Bu yazının sonuna doğru yazılarıma konu olan şeylerin çözülmek yerine arttığını tekrar fark ediyorum. Bu yüzden de sorunların çözümü için "biz yaptık, oldu" yaklaşımı yerine yeni birilerine yetki verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Her şey bir seçimle tabii ki çözülmeyecek. Ama en azından ben, sorunların kabul edilip çözümler için adım atılacağına inanıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

Sadece Seçim Değil, Aynı Zamanda Geçim

Dört gün sonra herkesin “en önemli” seçim dediği genel seçimler var. Bu seçime daha fazla anlam atfediliyor olması anlaşılır. Zira bugün karşı karşıya olduğumuz şey yalnızca seçim değil, aynı zamanda da geçim.

10 May 2023

http://pinaryargici.blogspot.com/2017/04/oy-ver.html

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR