Düşünme biçimleri

Bir kenti tasarlamak üzerine...
Düşünme biçimleri

Ben tasarımı en çabuk “düşünme biçimi” olarak tanımlıyorum. Belki de onu (naçizane) böyle tanımlamak işime geliyor… Onun hayata geçmesini-geçirilmesini tasarlayanın kendisi ve içinde bulunduklarıyla genişleyerek bir bütüne dönüşmesini düşünüyorum. Bir kenti tasarlamanın içindeki en ufak taş parçasından canlılığın gerektirdiği ne varsa birlikte geliştiğine inanıyorum. İçinde yaşayan insanların düşünme biçimlerinden tutumlarına, üstlerine geçirdiklerinden iş modellerine kadar her şeyin birlikte var olduğu, genişlediği, durduğu, parçalanıp yeniden üretildiği bir alan gibi… İşte bu aşamada öyle kentler geliyor ki gözümün önüne her biri kendi zamanının dokusuyla değiştiriyor tasarım kavramını. İşte bu kentlerden biri de Avrupa’nın atan kalplerinden Brüksel’di benim için.

Bruksel - Eza

Yaşamın büyük binalar arasında akıp gittiği, bürokrasi ve kozmopolitliğin derin çanağı Brüksel, kültür deneyimlerinin yegane mekanlarından biri bana kalırsa. Adımımı şehrin merkezine ilk atışımda koca bir lunaparkta hiçbir şey bilmeyen hevesli bir çocuk gibi etraftaki devinimle bütünleşmek, ondan koparak bambaşka yerden gözlemlemek istemiştim. O koca koca binaların arasında çıkan her ses, duyduğum her koku ve gördüğüm her hareket bir uyarıcıydı. 

Gözümün önünden hiç gitmeyen bir görüntü var ki Belçika’yı bende mistik bir havaya sokan şeydir: soğuk bir Avrupa gününün içinden çıkıp gelen bir kadın ve bir erkeğin endamı arzları! Upuzun boylarıyla sadece şahane diye tabir edebileceğim tarlarıyla bu kişiler, bir ellerinde kahveleri diğer ellerinde çantalarıyla soluk kesici bir beyaz yaka etkisiydi benim için. O cadde bir podyumdu ve açılış yapılmıştı! Simsiyah teninin üstüne çektiği trençkotunu bu denli iyi taşıması, yanındaki adamın klasik olduğu kadar spor duruşuyla ayak bileklerinden görünen renkli çorapları ve iki farklı tenin uyumu, modanın toprak tonlarına kattığı o hengame tam bir bütünlük ifadesiydi. Geçmiş ve geleceğin mimaride hayat bulduğu bir sokakta ışıklı ve kalabalık bir komünün soluk kesen ayrıklığının ilk göstergesiydi benim için ve ben bunu hiç unutmadım!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

LineLine

BÜLTEN SAYISI

Plazalardan Sokaklara Brüksel!

Fikrin hayata dönüşü...

06 Haz 2021

Bruksel - Eza

YAZARLAR

Line

Bir bölgeye ait olmak ve ondan ilham almak, onun sahipleriyle aynı havayı soluyarak ortaklıkların ve farklılıkların getirdiklerine “merhaba” demek istersen, Line her hafta bir kenti, bir köyü, bir dünyayı dolaşıyor!

İLGİLİ OKUMALAR