Bimarhane, Hastane ve Depo

Birkaç hafta evvel Doktor Mazhar Osmanla beraber Bakırköy sinir ve akıl hastalıkları tedavi müeccessini gezdim. Gördüklerimi ve duyduklarımı üç yazı halinde bundan evvel kısaca yazdım.

Yazan: Ahmet Emin Yalman


Birkaç hafta evvel Doktor Mazhar Osmanla beraber Bakırköy sinir ve akıl hastalıkları tedavi müeccessini gezdim. Gördüklerimi ve duyduklarımı üç yazı halinde bundan evvel kısaca yazdım.

Bugün de Bakırköy ziyareti neticesinde vardığım umumî intıbaları, bir memleket meselesi vazifesiden ifadeye çalışacağım.

Her işimize iki istikmaetten bakmak lâzımgelir. Biri eskiye nisbetle aldığımız yol, ikincisi de bizi ideal şekilden ayıran mesafesidir.

Toptaşına nisbetle Bakırköy iftihar edilecek bir adımdır. Mühim bir ileti gidiştir. Sıhhiye Vekili Doktor Refiğin çok anlayışlı yardımından istifade ederek Doktor Mazhar Osman ve arkadaşları güzel bir eser yaratmışlardır. Bakırköy susuzluk içinde yanarken, burada arteziyen kuyularile bol su bulunmuş, yeşil bir mamure vücude getirilmiştir.

Bakırköy müessesesi dar bir saha içinde iki bin hasta ile meşgul oluyor ve tedavinin en modern şekillerini tatbik ediyor. Hastalar arasındaki tâli hastalıkların herbirine karşı ayrı ayrı tesisatı vardır. Bundan başka Bakırköyünde Tıp Fakültesi talebesi, takım takım tatbikat görüyor. İlmî araştırmalarla da çok ciddi bir suretle uğraşılıyor.

Fakat bütün bu iyiliklere rağmen Doktor Mazhar Osmanın Bakırköyün bimarhane halinden kurtulduğuna ve tam bir akıl hastanesi olduğuna dair ısrarla ileti sürdüğü iddiâyı kabul edemiyeceğim. Bakırköy modern bir akıl hastanesi diye düşünülmüş ve kurulmuştur. Fakat bunun ortasında bir bimarhane de devam edip gidiyor.

Doktor Mazhar Osman, memleketteki sinir ve akıl hastaları için 18 bin yatak bulunması lâzımgeleceğini söylüyor. Bakırköyünden başka Manisada ve Elâzizde daha küçük ölçüde akıl hastaneleri vardır. Birçok memleket hastanelerinde de sinir hastaları için yataklar ayrılmıştır. Fakat bunların hepsi nihayet dört bin yatağı geçmez.

14,000 yataklık bir ihtiyaç açık kaldığına göre, memleketin her tarafından hergün Bakırköye resmî ve hususî telgraflar yağıyor:

"Hasta göndereceğiz. Yer var mı?"

İster istemez menfi verap veriliyor. Çünkü Bakırköyündeki yataklardan çoğu, ya şifa kabul etmiyen veya çok uzun tedavilere ihtiyaç gösteren hastalar tarafından işgal ediliyor. Bu yüzden müessesenin verimi çok azalıyor. 

Bugün akıl hastalıklarından bir çoğu doğru bir teşhis ve tedavi ile şifa bulduğuna göre teşkilât noktanı, belki de birçok kıymetli vatandaşların şifa imkânından mahrum kalmasına, ârızî bir sinir rahatsızlığının delilik halini almasına sebep oluyor.

Bundan başka tedavi müessesesile şifa bulamıyan hastalara mahsus deponun bir arada olması, hastanenin iyi bir surette vazife görmesine mâni oluyor.

Müşterek kovuşlarda veya biribirine yakın bir komşu binalarda akıl ârızalarının öyle tezahürleri var ki, bu muhitte şifa bulmak şöyle dursun, akıllı bir adamın aklını oynatmaması çok güçtür.

Diğer bir mahzur da bu dar sahada bilhassa şifa kabul etmiyen delileri meşgul etmek imkânı bulunmamasıdır. Bakırköyünde çalıştırılan deliler vardır. Fakat miktarca çok azdır. Halbuki modern müesseselerde hemen her nevi deliyi meşgul edecek elişleri bulunuyor, bunun tedaviye de faydası oluyor. Sabahtan akşama kadar meşgul edilemiyerek haykıran, bağıran bir deli, şifa bulabilecek akıl hastaları için çok elemli ve sıkıntılı bir komşudur.

Ben Bakırköy hastanesini ziyaretten sonra şu kanaate vardım ki, yapılacak iş, tedavi kabul etmiyen veya uzun tedavilere ihtiyaç gösteren hastalar için memleketin sinirliler için müsait iklimli, ucuz bir yerinde, kır ortasında bir depo vücude getirmektir. Hastalar bu depoda hem bakılır, hem tedavi görürler, hem de çalıştırılarak yiyeceklerinin, giyeceklerinin büyük bir kısmını kendileri yetiştirirler. Bu deponun şimdiki hastanenin bazı kısımlarından daha insanca bir manzarası olabilir.

Bakırköy hastanesinin yataklarını senelerdenberi işgal eden arızalılar böyle bir depoya nakledilince büyük sinir ve akıl müessesesemizin verimi derhal yükselir. Buraya her hasta gelir, karantina ve müşahade zamanını geçirir. Teşhis kondurulur. Kısa bir tedavi ile iyi olacaksa muhafaza edilir. Aksi halde depoya gönderilir.

Memleketin muhtaç olduğu 18 bin yatağı vücude getirmek için çok zaman ister. Fakat depo usuliyle bir kısım hastalar tecrit edilirse davanın büyük bir kısmı halledilmiş olur. O zaman Bakırköy tam bir hastane olur ve yatakları devamlı bir surette dolup boşanarak muvakkat ârızalara uğrıyan vatandaşlara müessir bir surette el uzatmak imkânı bulur.


Kaynak: Tan, 31 Temmuz 1937, Sayfa 1 ve 9.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

KupürKupür

BÜLTEN SAYISI

İstanbul'da Sinir Hastaları

Toptaşı Bimarhanesi, Bakırköy Akıl Hastanesi ve Tan başmuharririnden bir öneri.

27 Oca 2023

Prf. Mazhar Osman

YAZARLAR

Kupür

Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.

İLGİLİ OKUMALAR