

2022’de Mükellef ile 4.000’den fazla şirket kuruldu 2022’nin son çeyreğine girerken şu ana kadar gerçekleştirilen şirket kuruluş istatistiklerini paylaşan Mükellef , ilk dokuz ayda yurt içinde ve yurt dışında 4.000’in üzerinde girişimciye şirket kurduklarını açıkladı. Mükellef’in verilerine göre 2022 yılının ilk dokuz ayında Türkiye’de en çok şirket kurulan faaliyet alanları e-ticaret , kurye , yazılım , reklamcılık ve danışmanlık oldu. Mükellef’in hizmet verdiği ABD, İngiltere, Estonya ve Almanya'da şirket kuranların büyük çoğunluğunu ise e-ticaret yapanlarla freelancer olarak çalışan tasarımcılar ve yazılımcılar oluşturdu. Şirket kuranların yarısından fazlası 18-25 yaş arasındayken, bu grubu %32 ile 25 - 35 yaş arası ve %11 ile 35 - 45 yaş arası t akip etti. Bu istatistiğin ortaya çıkmasında genç girişimcilere yönelik teşvik ve desteklerin büyük payı olduğu düşünülüyor. Türkiye’de en çok şirket kurulan ilk beş şehir ise sırasıyla İstanbul , Ankara , İzmir , Bursa ve Antalya oldu. Mükellef: Kuruluşundan bu yana yaklaşık üç yıllık sürede 320 farklı faaliyet alanında 15.000’den fazla girişimcinin online olarak şirket kurmasına aracılık eden Mükellef; finansal süreç yönetimi, ön muhasebe, e-dönüşüm sistemleri, sanal ofis ve marka tescil gibi konuları kapsayan geniş bir hizmet yelpazesiyle girişimcilerin hayatını kolaylaştırıyor. Siz de mutlu Mükellef üyeleri arasına katılıp şirketinizi kurarak hayallerinizi gerçekleştirmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Geçtiğimiz gün CHP, "Kadınların Yürüttükleri Mesleğin İcrası Kapsamındaki Kılık ve Kıyafeti Giymek Dışında Herhangi Bir Zorlamaya Tabi Tutulamaması Hakkında Kanun Teklifi'ni" TBMM Başkanlığı'na sundu. 3 maddeden oluşan teklif, yeni yasama yılının ilk günlerinde muhalefet ve hükümet arasında tartışmalara neden oldu.
- Teklif ne içeriyor? İkisi yürürlük ve yürütme maddesi olmak üzere toplamda 3 maddelik kanun teklifinin 1'inci maddesinde "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarına bağlı olarak bir mesleği icra eden kadınlar, yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma vb. dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutulamaz." hükmü yer alıyor.
Neden bu düzenleme?
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bu yana ülkede tartışılan ve siyasi bir mesele hâline gelen konulardan biri "başörtüsü". Öyle ki cumhuriyetin ilk yıllarından bu zamana kadar farklı yönetimlerin farklı algıları nedeniyle değişen kararlarla kadınların giyimlerine (en başta başörtüsüne) daima müdahale edildi. Kısa bir tarihçe verecek olursak:
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 29 Ekim 1923'te anayasada devletin dininin İslam olduğu ibaresi yer alıyordu. 1928'de 24 Anayasası'nın 2. maddesinde yapılan düzenlemeyle bu ibare kaldırıldı. Bu düzenlemelere karşın başörtüsüne yönelik herhangi bir yasal düzenleme yapılmadı.
- Perspektif: Tarihçiler erken cumhuriyet döneminde hâlihazırda "batılılaşmaya" çalışan bir toplum olduğunu, yönetimin de bu batılılaşma çerçevesinde yaptığı inkılaplarla başörtüsü yasağını bir "yasadan" ziyade "kural" olarak konumlandırdığını ifade ediyor. Bu dönemde "modern Türk kadını" algısıyla başörtüsünden "uzak durulduğunun" altı çiziliyor.
Al Jazeera Türk'ün konuya dair haberinde, Türkiye'de başörtüsü tartışmalarının 1960'ların ilk yarısında "başörtülü üniversite öğrencilerinin sayısının artmasıyla" başladığı ifade ediliyor.
- Perspektif: Bu dönemden başlayan ve 80'lerin sonuna kadar devam eden öğrenci hareketlerinin "başörtüsü" üzerindeki etkisini de unutmamak gerekiyor. Türkiye'de "dinî bir sembol" olarak konumlandırılan başörtüsünün, "siyasi bir sembole" dönüşümesiyle devlet, öğrencilere yönelik kararlarında bu konuyu da ele almaya başlıyor.
1978'de Çalışma Bakanlığı ilk kez resmî olarak kadın memurların başörtüsü kullanmalarını yasakladı. Aynı yıl kamu hizmetinde çalışan tüm kadın memurların başörtüsü kullanmaları, erkeklerin de sakal, uzun saç ve kravatsız işe gelmeleri yasaklandı.
1979 yılında başörtülü ve sakallı fotoğraflarla adayların üniversite seçme sınavına kayıt yaptıramayacakları duyuruldu. Bu yıl ayrıca birçok üniversite, öğrencilerin kampüste başörtülü dolaşmalarını yasakladı. 70'li yıllarda ayrıca üniversitelerin getirdiği başörtüsü yasakları nedeniyle meydana gelen çeşitli öğrenci hareketlerinden bazılarına güvenlik güçlerinin müdahaleleri de yoğun oldu. Bu müdahaleler de dönemde büyük tartışmalar yarattı.
12 Eylül darbesinin ardından gelen süreci Al Jazeera Türk şöyle aktarıyordu:
"1980 Darbesinin ardından çıkarılan ve yaklaşık 31 yıldır yürürlükte kalan 'Kamuda Kılık Kıyafet Yönetmeliği' nedeniyle kadınlar kamu kurumlarında başörtüleriyle çalışamadı. Millî Güvenlik Konseyi'nin oluşturduğu bakanlar kurulu tarafından 'Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelik'in 5. maddesine göre, kamuda kadınların başlarının daima açık olması gerekiyordu. Aynı yıl, hem Millî Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurulu benzer bir genelge yayımladı."
Başörtüsü yasağı 80'lerden 90'lara kadar kaldırılıp yeniden yürürlüğe girdi. Kararın iptali talebiyle açılan davalar da reddedildi. Bu süreçte birçok öğrenci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de dahil türlü mercilere başvuruda bulundu.
28 Şubat sürecinde bütün üniversitelerde YÖK tarafından türbanlı öğrencilerin kampüs içinde dolaşmaları yasaklandı. Bu yasağı uygulamayan rektörler hakkında soruşturma açıldı. Al Jazeera Türk o dönemi şöyle anlattı:
"O dönemde, başörtüsü yasağı, zamanın İstanbul Üniversitesi Rektörü'nün başörtüsünü yasaklayan 23 şubat 1998 tarihli genelgesiyle başladı. Bu tarihte üniversitelerde eğitim gören başörtülü öğrenci sayısı binlerle ifade edilmekteydi. Bu öğrenciler okula geldiklerinde güvenlik ekipleriyle karşı karşıya kaldı ve 'ikna odalarında' başlarını açmaya zorlandı. Açmayanlar hakkında davalar açıldı. Öğrencilerin önünde 2 seçenek vardı: ya başlarını açarak yüksek öğrenime devam edecek ya da açmayarak üniversiteye veda edeceklerdi. "
2002'deki seçimlerde AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından 2007'de YÖK Başkanlığı rektörlüklere gönderdiği talimatla yasağı uygulamadan kaldırdı. Kamu personeli için başörtüsü yasağının kalkması ise dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Ekim 2013'te açıkladığı demokratikleşme paketiyle oldu.
Tepkiler neler?
Türkiye'de başörtüsü tartışmalarının tarihini inceledikten sonra, dün CHP'nin sunduğu kanun teklifine yönelik bazı tepkiler şu şekilde oldu:
"Türkiye'de kanunsuz hukuksuz yaratıcısı icracısı iknacısı olduğunuz 'Başörtüsü' yasakları size rağmen nihayet bulmuştur. Onca yıl milyonlarca kadının hayatını mahvettikten sonra ya hakiki özür dileyin ya da sükut edin." -AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Özlem Zengin
"Bu adımı kendi adıma doğru ve anlamlı bulmadım. Başörtüsü bugün askerin, polisin, yargıcın, savcının, Harp Okulu öğrencisinin ve milletvekilinin başında var. Artık başörtüsü takmayanlara dönük taciz ve saldırılar söz konusu. Bazı kimseler, özellikle gerici ve yobazlar, modern kıyafetli kimseler gördüğünde müdahale ediyor, onları tehdit ediyor. Otobüste, metroda, sokakta bu tür yaşam biçimine dönük saldırılar sık sık görülüyor. Onun için hakları güvencede olmayanlar bu kesimdeki insanlardır" -Eski CHP Adana Milletvekili Mehmet Ziya Yergök
"Önceki akşam geç saatlerde CHP Genel Başkanı yaptığı bir açıklamayla, başörtüsü meselesiyle ilgili güya günah çıkartıyor, güya yeni bir teklif getiriyor. Ya Kemal, doğru ol be! Yanına 1-2 tane başörtülü bayanı alıp rozet takmakla bu işi çözeceğini mi zannediyorsun? Adam gibi dürüst ol! İstismar siyaseti yaparak milletin karşısına çıkma. Genelde kılık kıyafet ve özelde de başörtüsü meselesi, ne yasa, ne Anayasa konusu olmaması gereken tabii bir haktır. Bugün Türkiye'nin gündeminde başörtüsü diye bir mesele, verdiğimiz mücadele ve yaptığımız düzenlemeler sayesinde, hamdolsun artık kalmamıştır. Biz daha öte bir teklifle mukabele edelim. Eğer dürüstsen eğer samimiysen, ülkenin gündeminden kati şekilde çıkarmaktan samimiysen gelin çözümü yasa değil anayasa düzeyinde sağlayalım. Kamuda başörtüsünü anayasal güvence altına alalım, aksi yönde uygulamaya gidilemeyeceği kaydıyla çıkaralım" -Cumhurbaşkanı Erdoğan
Tepkilerin nedeni ne?
Erdoğan'ın açıklamasının ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Sayın Cumhurbaşkanımızın grup toplantısında verdiği talimatı aldık. Anayasa değişiklik teklif taslağı hazırlama çalışmalarımıza başlıyoruz." açıklamasında bulundu.
Önümüzdeki günlerde de başörtüsü kullanımının yasal güvenceye alınmasına ilişkin tartışmaların ve çalışmaların devam edeceği düşünülebilir. Bu konuyu özellikle CHP'nin tartışma başlığı olarak ortaya çıkarmasında ise 2 temel neden öngörülebilir. İlk olarak 2023 seçimlerine hazırlanan CHP bu zamana kadar etkileyemediği muhafazakâr tabana seslenmek ve "özgürlüklerini gözeteceklerini" göstermek istiyor.
- Bir anket: MetroPoll Araştırma Şirketi'nin geçtiğimiz yıl yaptığı "Gelecekte dindarlara baskı olur mu?" anketine katılan katılımcıların %33,2'si "Millet İttifakı'nın iktidara geldiği takdirde baskı olacağını düşündüğünü" söyledi.
Bunun yanında "seküler parti" kimliğini taşıyan CHP'nin, geçmişte yaşananlarla barışmak ve bir nevi tarihi telafi etmek için çabalaması 2'nci temel neden olarak gösterilebilir.
- Editörün notu: Ancak görülmesi gereken bir resim mevcut, bu da başörtüsü tartışmaları döneminde bu yasaklar nedeniyle zarar görmüş, yıpranmış mevcut tabanın herhangi bir kanun teklifiyle yeniden sempatisinin kazanılamayacağı. AK Parti dönemiyle "özgürlüğünü kazanmış olan" kesimin, bu düşüncesini kırmak ve değiştirmek için kanun tekliflerinin yeterli olmayacağını bilmek gerekli. Bunun yanında bu adım bir başlangıç olarak da görülebilir…
- Okuma önerisi: Geçtiğimiz gün Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi'nin kendi perspektifiyle kaleme aldığı konuya dair yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kamu işçilerinin günlük yemek yardımları artırıldı. Avrupa Komisyonu doğal gaza tavan fiyatı tartışacağını açıkladı. Migros elektrikli araç şarj şirketi kuracağını açıkladı. Türkiye İsveç heyetinden PKK ve FETÖ üyelerinin iadesini istedi.
06 Eki 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR



