Rock im Park'ta bir gün

Almanya’nın en köklü festivallerinden Rock im Park ve Rock am Ring her sene aynı hafta sonu hemen hemen aynı line up ile (tabii ki farklı günlerde) Nürnberg ve Nürburg’da gerçekleşiyor. 2019’da pandemi öncesi planlayıp aldığımız biletleri bu sene bir günlük bilet ile değiştirip festivalin ikinci gününe katıldık.
İkinci günde sahne alan isimlerden en çok ilgimizi çekenler Weezer, Måneskin, The Offspring ve Green Day oldu. Bütün bu performanslar aynı sahnede gerçekleştiği için konser boyunca bu sahne alanından ayrılmamıza gerek kalmadı. İzlemek istediğimiz ilk performans Weezer aşırı sıcak bir günde 15:00’da başladı, sanırım hayatımda daha erken bir saatte konsere gitmemişimdir ama genel olarak Almanya’da konserler de festivaller de alışık olduğumuzdan biraz erken saatlerde gerçekleşiyor. Weezer’ın enerjisi çok yüksekti, Buddy Holly, Island In The Sun gibi klasikleri ve yeni hit’leri olan Africa coverlarını da çaldılar. Bir sonraki isim Måneskin 40 dakika gibi bir gecikmeyle sahneye çıktı, çıkar çıkmaz organizasyonla ilgili bir sorun olduğunu belirttiler. Almanya’da büyük bir kitlesi olan grubun İtalyanca şarkılarına bile herkes eşlik etti. Grubun gecikme dolayısıyla kısa kesilen performansından ve sahneden ayrılmalarının ardından alanda kalanların yaş ortalamasının artışı çok netti. Hemen arkasından The Offspring sahnedeydi. Konser boyunca her şarkı arasında Dexter Holland ve Noodles atışıp durdular, en popüler zamanlarından bu yana aldıkları yaşa rağmen performansları gayet iyiydi. Grubun arkasından The Broilers sahnedeydi, lokal olarak çok sevilen grubun şarkılarına eşlik eden büyük bir kitle vardı fakat biz o kitleye dahil değildik.
Yaklaşık bir saatlik aradan sonra Green Day sahnedeydi. Billie Joe Armstrong’un enerjisi çok yüksekti. Böylesine mega ünlü grupların frontman'leri çok konuşkan olunca şaşırıyorum. Konuşkanlığının yanı sıra bazı şanslı seyircilerle bire bir iletişim bile kurdu. Mesela Know Your Enemy’yi çalarken sözleri bilen biri var mı diye sorup bir seyirciyi sahneye çıkardı. Benzer şekilde setlerinin sonuna doğru ekstra bir gitar getirip kim üç tane akor çalabilir diye sorarak seyircilerin arasından sahneye Julia isimli genç bir kadını davet etti, şarkının gitarlarını birkaç dakikalığına beraber çaldılar ve gitarı Julia’ya hediye etti. İnanılmaz enerji dolu, eski-yeni, popüler olan-olmayan dengeli bir set çalıp festivalin ikinci gününü kapattılar.
Her ne kadar tekniksel anlamda ve performanslar açısından başarılı bir festival olsa da organizasyonda çok büyük sıkıntılar vardı. Büyük çoğunluğun gitmeyi tercih edeceği büyük sahnenin etrafına yiyecek, su ya da bira alınabilecek hiçbir yerin olmaması, uzak bir alanda sadece üç tane yemek standının olması gibi. Festivalde bu kez nakitsiz bir sisteme geçilmiş, girişte alınan bilekliğin üzerindeki karta para yükleyip bununla ödeme yapılması planlanmış fakat para yükleme makinası festival alanının uzağında parkın girişinde, online olarak da yüklemek mümkün tabii ama kalabalıktan ötürü insanların internetinin çekmiyor olması ihtimali düşünülmemiş. İlk gün de kamp alanındaki organizasyonun da çok kötü olduğunu duydum. Rock im Park’a ilk gelişimdi fakat önceki yıllarda düzenli olarak gidenlerden duyduğum kadarıyla organizasyon genelde pürüzlü oluyormuş. İçten içe pek inanmasam da seneye düzeleceğini ve buradan size haber veriyor olacağımı umuyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Yıllar süren aranın ardından sonunda festival alanlarındaydık!
09 Tem 2022

YAZARLAR

Cemre Coşkun
Müzik nereye dokunursa!
İLGİLİ OKUMALAR


