Bir yılın ardından Ukrayna: Kısa ve orta vadede ne beklemeliyiz?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Av. Selin Yılmaz - YATA International Başkanı
24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgali ile başlayan Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Bölgede yarattığı insanlık krizinin yanı sıra dünya çapında da büyük etkiler doğuran bu savaşın hızı yakın zamanda kesilecek gibi de durmuyor. Peki kısa ve orta vadede savaştan ne beklemeliyiz?
Kara savaşından hava savaşına
Öncelikle söylemek gerekir ki savaşın kısa vadede çözüme kavuşarak sona ermesi beklenmemekte. Şu ana kadar kara ağırlıklı ilerleyen savaşın da yakın zamanda yön değiştirerek hava üzerinden devam etmesi önemli bir olasılık olarak görülmekte. Reuters, şubat ayında Avrupalı ülkelerin istihbarat raporlarına ve Avrupalı bazı yetkililerin açıklamalarına dayanarak Rusya'nın teklediği kara savaşından uzaklaşarak savaşı havaya çekmek için bir süredir Ukrayna sınırına uçak yığını yaptığına ilişkin haber yapmıştı. Ukrayna ise bu konudaki endişesini Zelenski’nin ani Avrupa seyahatinde Batılı liderlerden talep ettiği hava savunma sistemleri ile göstermekte. Keza ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Şubat ayında yaptığı açıklamasında Rusya’nın kara kuvvetlerinin çok güç kaybettiğinin fakat Rusya’nın elinde hala kuvvetli bir hava savunma sisteminin bulunduğunun altını çizdi.
Bu sebeplerle savaşın kısa vadede hava sistemleri üzerinden devam etmesi, en büyük beklenti.
Orta vadeli planlar ise her şeyden önce savaş sonrasında Ukrayna’nın nasıl yeniden ayağa kaldırılacağına ilişkin.

Ukraynalı çocukların savaş çizimi - Reuters
21. yüzyılın Marshall Planı
Bu konuda yapılan tartışmaların ve beklentilerin en temel noktasını ise 21. yüzyıla adapte edilmiş bir Marshall Planı oluşturmakta. Marshall Planı, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa ekonomilerinin yeniden ayağa kaldırılması için Amerika Birleşik Devletleri’nin bir girişimiydi. Ortaya çıktığı dönemde ekonomik bir kalkınma programı olmasının yanı sıra yardımın gönderildiği ülkelerde demokratik istikrarın da sağlanması amacını taşıyan girişimin günümüz şartlarına uyarlanması kaçınılmaz. Bu durumda Ukrayna’ya ve Ukrayna’nın günümüzdeki durumuna göre hazırlanmış bir planın çeşitli ana başlıkları olacaktır.
Öncelikle, savaş boyunca milyonlarca Ukraynalı canlarını kurtarmak için başka ülkelere göç etti. Milyonlarca vatandaşın finansal ve fiziki ihtiyaçlarının karşılanması da Ukrayna ve Avrupalı ülkelerde maddi bir yük doğurmaktadır. Ukrayna’nın ileriye yönelik ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra an itibarıyla de ekonomik ve insani ihtiyaçları başta olmak üzere güncel yardıma da gereksinim duyduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bu sebeple yeni Marshall Planının 3 aşamalı olarak hayata geçirilmesi uygun olacaktır: Yerel, bölgesel ve ulusal seviye.
Güncel yardımların büyük bir kısmı insani ve ekonomik olarak adlandırılsa da Avrupa Birliği üyelik başvurusu yapmış olan Ukrayna’nın politik olarak da stabilite sağlanması hususunda desteğe ihtiyacı olacaktır. Bunun için uluslararası bir anlaşma yapılarak düşünce kuruluşları, politikacılara kapasite geliştirme yapılması gibi çalışmaların da Ukrayna’da gerçekleştirileceği öngörülebilir. Bu çalışmaların G7 ülkelerince atanacak bir koordinatör ile yapılması gerekliliği German Marshall Fund gibi düşünce kuruluşlarının raporlarında öngörülmektedir.
Ukrayna AB'ye
Ukrayna’nın Avrupa Birliği ve NATO üyelikleri konularına ilişkin ise farklı yollar söz konusu. Öncelikle belirtmek gerekir ki Ukrayna’nın kısa yahut orta vadede NATO üyesi olması mümkün gözükmemekte. Bunun temel sebeplerinden biri ise sıcak çatışma ihtimali, Ukrayna’nın politik olarak istikrarsız durumda olacağı ve birliğin gayrisafi milli hasılanın %2’sini ödemesinin pek de gerçekçi olmaması.
Ayrupa Birliği konusunda ise net konuşmak şu aşamada kolay değil. Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğinin NATO üyeliğinden daha yüksek ihtimalli olduğunu vurgulamak gerekir. Ukrayna’nın bu süreçte aldığı destek, Zelenski’nin yapmış olduğu Avrupa ziyareti ve Avrupa Birliği’nin süreçteki tutumu bizlere Avrupa Birliği’nin Ukrayna’nın üyeliğine daha sıcak baktığını göstermektedir. Dolayısıyla savaş sonrasında müzakerelerin hızlanması ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne girmesi muhtemel denilebilir. Ayrıca bu durum yalnızca doktrinde öngörüldüğü üzere yalnızca bir Marshall Planı ile değil, Avrupa Birliği’nin de fon ve hibe destekleriyle Ukrayna’nın daha hızlı ayağa kaldırabilir.
Putin'in akıbeti, nükleer tehdit
Tabi savaşın kısa ve orta vadedeki beklentilerini konuşurken Rusya’nın da nasıl sonuçlarla karşılaşabileceğini tartışmak lazım. Fakat ne yazık ki savaşın akıbetinin bu kadar net olmadığı bir senaryoda Putin’in akıbetini ele almak pek de kolay olmayacaktır. Genel kanı, Putin’in akıbetinin Rusya’nın savaştan elde edeceği sonucun Rusları ne denli tatmin edeceğine göre şekilleneceğidir.
Son olarak nükleer tehdit konusunun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Rusya’nın nükleer silah kullanma ihtimali göz ardı edilemeyecek bir senaryodur. Fakat bunun doğuracağı yıkımla baş etmek ne Rusya için ne de dünyanın geri kalan kısmı için kolay olacaktır. Rusya’nın kontrolsüzce nükleer bombaları kullanma tehditleri endişelendirici bir seviyededir. Batı blokunun bu tehditlere cevabı ise Rusya’ya kıyasla imtinalıdır, keza olası talihsiz senaryoda Rusya’nın “yerle bir edileceği” ifade edilse de bunun konvansiyonel silahlar ile icra edileceği belirtilmiştir.
Özetle Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın kısa vadede sıcak bir savaş olarak, orta vadede de soğuk bir savaş olarak devam etmesi tahmin edilmektedir. Bölgedeki istikrarın yeniden sağlanması için tarafların sulh ile masaya oturması yalnızca savaşın tarafları için değil bütün dünya için en iyi sonuç olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ukrayna'da kısa ve orta vadede ne beklemeliyiz? İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği ne sonuçlar doğuruyor?
12 Nis 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



