"Bir çoban ateşi": Boğaziçi Üniversitesi direnişi

"Bir çoban ateşi": Boğaziçi Üniversitesi direnişi

19 Ağustos - instax
instax ile birlikte

instax : Dünya Fotoğrafçılık Günü’nde çekmek yetmez, paylaş . instax Mini LiPlay Anda yakaladığımız güzellikler; bir gülümseme, bir dokunuş, bir vedanın yarattığı hüzün veya tabaktaki dizilişiyle gülen surat yaratan patates kızartmaları… Hepsi biricik ve o anın şahitleri kadar değerliler. O anları yakalıyor ve bir fotoğraf çekiyoruz; çünkü hayatın her karesinin özel olduğunu biliyoruz. Yalnızca dijital bir galeride mahsur kalmayı hak etmediklerini de. Çekmek yetmez, paylaş diyen instax ’a katılıyor ve gerçek dünyaya bu eşsiz anlardan izler bırakmayı seviyoruz. Hatıraların yalnızca dijital hafızada yer etmesinin ötesinde, onları o an sevdiklerimizle, buzdolabı kapağıyla veya duvardaki panoyla paylaşmayı değerli buluyoruz. instax: FUJIFILM ’in şipşak fotoğraf makinesi markası instax, 24 yıldır keyifle hatırlanacak anların birikmesinde rol oynuyor. 'Paylaşma' kavramının düşünceli ve cömert tavrına dikkat çeken instax; yenilikçi, eğlenceli ve interaktif özelliklere sahip kamera ve akıllı telefon yazıcı ürün gruplarıyla eşsiz anlardan alınan keyfin geleceğe aktarımını üstleniyor. Dikkat dikkat: Kullanıcılarının hayatlarına, deneyimlerine keyif katan bir “sosyal bağlayıcı” olan instax, hayatın her karesini unutulmaz kılan ürünlerini Dünya Fotoğrafçılık Günü’ne özel %15 indirim fırsatıyla sunuyor. Anların cazibesini yakaladıkça paylaşmak, paylaştıkça ölümsüzleştirmek isterseniz bu bağlantıyı ziyaret edebilir ve 21 Ağustos'a kadar geçerli %15 indirim fırsatından yararlanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

2016 yılında, Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanan 18 yaşında bir genç olarak Kilyos'taki hazırlık kampüsüne gittiğimde Türkiye'nin çok farklı yerlerinden gelen, çok farklı siyasi görüşlere sahip ve farklı sosyo-ekonomik sınıflara ait olan yaklaşık 1500 kişiyle bir arada olduğumuzu gördüm. Her ne kadar Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanmak o günlerde benim de dâhil olduğum binlerce kişi için bir gurur ve heyecan kaynağı olsa da Boğaziçili olmanın ne demek olduğunu veya bu köklü kurumun neyi temsil ettiğini anlamam uzun sürmedi. 

Boğaziçi Üniversitesi’nin son seçilmiş rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, okulun ilk gününde yeni gelen öğrencilerle tanışmak için Kilyos kampüsüne geldiğinde bize ilk sözleri şu oldu:

“Artık siz bir Boğaziçilisiniz, bir bireysiniz. Bu okulda kendiniz olmayı öğreneceksiniz.”

Fikir özgürlüğü, farklılıklara saygı, akademik özerklik, demokratik bir yönetim ve haklı olmanın bilinciyle her türlü hukuksuzluğa karşı direnme olarak özetlenebilecek Boğaziçi değerleri aynı zamanda özgür, çoğulcu, demokratik ve laik bir Türkiye'nin yeniden inşa edilebilmesi için de gerekli olan değerler.

Boğaziçi'ne baskılar başladı

Yaklaşık 150 yıllık bir süreçte ilmek ilmek işlenerek kazanılan ve uygulanan bu değerler, 2 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm teamülleri ve değerleri hiçe sayılarak Melih Bulu'nun üniversiteye rektör atanmasıyla geniş çaplı bir baskıya maruz kalmaya başladı. Bulu, hiçbir zaman kabul edilmediği ve benimsenmediği rektörlük görevinden yaklaşık 6 ay sonra alınsa da yerine atanan Naci İnci, Boğaziçi'nin temsil ettiği tüm değerleri yok etme projesine hız kesmeden devam ediyor.

Atatürk Enstitüsü’nün seçilmiş müdürü Prof. Dr. Cengiz Kırlı'nın hiçbir gerekçe gösterilmeden rektörlük kararıyla görevinden alınması Boğaziçi'nin akademik özerklik ve liyakat ilkelerine sıkı sıkıya bağlı akademisyen kadrosunun tasfiye edilmesi ve yerlerine iktidara sadakat ölçüsünde atamaların yapılması sürecinin devamı niteliğinde. Aposto olarak kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşide Cengiz Kırlı şunları söylüyor:

"Enstitü müdürlüğü 3 yıl süren bir görev ve benim görev sürem de 2023 yılının Ekim ayında sona erecekti. Ancak, hiçbir gerekçe gösterilmeden rektörlük kararıyla görevden alındım ve görevden alındığımı bir elektronik duyuru sistemi üzerinden öğrendim. Bu en azından bürokratik bir nezaketten yoksun bir hareket. Enstitü müdürlerinin görevden alınması ya da atanması rektörün tasavvurundadır ancak en azından gerekçe gösterilmesi gerekir."

"Mikro düzeyde gerçekleştirilen müdahaleler"

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin, rektör Naci İnci döneminde gerekçe gösterilmeden görevlerinden alınmasına dikkat çeken Kırlı, "Üç fakülte dekanımız bu yılın başlarında YÖK tarafından açılan bir disiplin soruşturması nedeniyle görevlerinden alındılar. Görevden alınma nedeni büyük oranda Üniversite Yönetim Kurulu ve senatodaki çoğunluğun ele geçirilmesiydi. Görevden alınmam aynı zamanda üniversite senatosunda bir koltuğun daha rektörlüğün kontrolüne geçmesi anlamına geliyor. Benim görevden alınma kararımı ise mikro düzeyde gerçekleştirilen müdahaleler olarak yorumluyorum.” ifadelerini kullandı.

Emekli olmalarına rağmen Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermeye devam eden akademisyenlerin de bazılarına ders açma izni verilmediğini belirten Cengiz Kırlı, “Emekli hocalarımız maddi bir karşılık beklemeden ders veriyorlar. Kendi birikimlerini öğrencilere aktarmak istiyorlar. Ancak, rektörlük tarafından bu da engelleniyor.” dedi.

Rektör Naci İnci tarafından, akademisyenlerin rektörlüğe sırt dönme eylemlerinin öğretim görevlerinin aksatıldığı şeklinde eleştirilmesine karşın Kırlı, "Biz, direnişimiz sürecinde okuldaki hiçbir görevimizi aksatmıyoruz. Rektörlüğe sırt dönme eylemi de öğle arasında yapılıyor. Üniversitemiz, bu şekilde başarısını sürdürebiliyor. Burayı hocalarımız inşa etti. Demokratik kültürümüz ve hocalarımızın duruşuyla Boğaziçi, Boğaziçi oldu." açıklamasında bulundu.

Boğaziçi direnişi tüm Türkiye için umut ışığı oldu

Boğaziçi direnişinin tanınan isimlerinden olan ve geçtiğimiz günlerde rektör Naci İnci tarafından geçen sene olduğu gibi bu sene de mahkeme kararına rağmen görevinden uzaklaştırılan Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden Can Candan da Aposto'nun sorularını yanıtladı. Candan öncelikle, akademik kariyerine dair kısa bir bilgilendirmede bulunarak kendisine yöneltilen akademik yeterliliği olmadığı için görevden uzaklaştırıldığı yorumlarına karşı şu yanıtı verdi:

"1999 yılında ABD’de Temple University’den film ve medya sanatları alanında aldığım güzel sanatlar diploması ABD’de bu alandaki en yüksek seviyedeki nihai diploma. Türkiye’ye döndüğümde de 2001-2005 yılları arasında Bilgi Üniversitesi’nde akademisyenlik görevime ek olarak Sinema ve Televizyon bölümünün de başkanlığını yaptım. Boğaziçi Üniversitesi’nde de 15 yıldır akademisyenlik yapıyorum. Dolayısıyla, akademik yeterliliğime dair tartışmaları yersiz, gerçeklikten uzak buluyorum."

Candan, Naci İnci tarafından sözleşmesinin yenilenmeyerek görevden uzaklaştırılmasını da şu sözlerle açıklıyor:

"YÖK’ün, ABD’den aldığım nihai güzel sanatlar diplomasını Türkiye'deki 'sanatta yeterlik' diplomasının dengi olarak görmemesi Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi kadrosunda istihdam edilmeme neden oldu. Öğretim görevlisi kadrosu süresinin de belirli aralıklarla yenilenmesi gerekiyor. Naci İnci rektör olarak atanana kadar 14 yıl boyunca benim haberim bile olmadan kadro sürem otomatik olarak yenileniyordu. Bu yıl da kadro süremin yenilenme zamanı geldi ancak rektörlük geçen sene olduğu gibi bu sene de yine süreyi yenilemedi. Ben de geçen yıl olduğu gibi yine bu işleme dair dava açtım."

Candan, Boğaziçi direnişine verdiği desteği ve bu süreçteki tutumunu, "Kendimi hiçbir zaman sansürlemedim, doğru bildiğim şeyleri söyledim ve bunu yaparken de asgari nezaket ve saygı çerçevesi içinde yaptım. Rektörlüğün, görevden uzaklaştırma hamlesiyle direnişin sembol isimlerini hedefe alıp direnenleri korkutup bezdirmek istediklerini düşünüyorum." ifadeleriyle açıkladı. 

Can Candan, okuldaki akademik görevine ek olarak Boğaziçi BÜLGBTİ+ kulübünün de akademik danışmanlığını yapıyordu ve kendisi bir LGBTİ+ ve insan hakları savunucusu olarak tanınıyor. Bu kimliğinin de rektörlük tarafından hedefe alınmasında önemli bir paya sahip olduğunu düşünüyor.

Üniversitedeki kadrolaşma hareketlerine ilişkin "Başından beri, biz Boğaziçi Üniversitesi'ni ele geçireceğiz ve kafamızdaki biat eden üniversiteye dönüştüreceğiz projesi vardı. Biz de bu projeye karşı 20 aydır başarılı bir şekilde direniyoruz." diyen Candan, tüm çabalara karşın istedikleri gibi kadrolaşamadıklarını düşündüğünü belirtti.

"Boğaziçi direnişi bir çoban ateşi"

Üniversiteye verilen zararların, mevcut yönetim gittiğinde çok kısa bir sürede telafi edilebileceğini belirten Can Candan, son dönemde yaşanan hukuksuzlukların ve okuldaki gerginliklerin en çok öğrencileri etkilediğini de belirtiyor. Candan, Boğaziçi direnişinin tüm Türkiye için bir umut ışığı hâline geldiğini, "Bir hocamızın söylediği gibi bir çoban ateşi Boğaziçi direnişi. Türkiye'de toplumsal muhalefet ve demokratik hareketler için bir umut ışığı oldu. Bu kadar istikrarlı ve uzun süreli bir direnişi Türkiye akademisinde pek görmedik daha önce. Boğaziçi’nden böyle bir direniş ateşinin çıkması bu karanlık ve baskıcı rejim altında bir umut kaynağı oldu." sözleriyle ifade ediyor.

Can hoca, ne olursa olursun direnmeye devam edeceklerini söyleyerek, "Sırtımızı yasladığımız ilkelerimiz ve geleneklerimiz bize yol gösteriyor. Boğaziçililer olarak yapılan hukuksuzlukları ve topluma verilen zararları engellemek için elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız ve yapacağız." diyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

☢️ Çernobil benzetmesi, "Çoban ateşi"

Günaydın. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ve BM Genel Sekreteri Guterres bir araya geldi. TCMB politika faizini %13’e indirdi. Rusya, S-400 sisteminin ikinci parti tedarikine ilişkin uygulamaya geçildiğini açıkladı.

19 Ağu 2022

instax ile birlikte
Demirören Haber Ajansı/T24

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta