Boğaziçi’nin “Mega Revması”

Adnan Tetikol 

Boğaziçi şüphesiz dünya üzerindeki en önemli suyollarından biri. Ticari öneminin ötesinde seyir zevki ve yaşattığı deneyim giderek artan beton egemenliğine rağmen nostaljik bir tat bırakıyor. Bu tadın alındığı en istisna noktalarından biri ise şüphesiz Arnavutköy’dür. Boğaz akıntısının en güçlü olduğu yerlerden biri olacak ki Rumlar burayı Mega Revma “büyük akıntı” adıyla yaşamışlar.

Arnavutköy, tanıklık ettiği her dönemde farklı bir anlam üstlenmiş. Bizans döneminde Konstantiniyye’nin din adamlarının bir kısmı kentin bu kadar uzağındaki yeri, inzivaya çekilmek için kullanmışlar.  Ancak 17. yüzyılda zevk ve saz ile anılmaya başlanmış olacak ki; Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde burası için,”Rum güzelleri seçkindir. Ekmeği ve peksimeti beyazdır. Yahudileri ehl-i zevk ve ehl-i sazdır. Özellikle Benli Yahudi saz ve tanbur çalmada herkesten ustadır. Rum keferelerin çoğu Laz kavmidir, Cemaat-i Müslim azdır” demiş.*

Osmanlı Dönemi’nde Arnavutköy iki simge ediniyor kendisine. Biri ardındaki tepelerde ilk kez Aleksandros Ipsilantis tarafından 1798’de ekilen çilekler, diğeri ise bu çileklerin kokusu altında yükselen yalılar. Bu simgelerden biri maalesef günümüze gelmemiştir, yalıların oluşturduğu güzel görüntü ile avunmak kalıyor bizlere.

Yalılar demişken... Günümüzdeki Arnavutköy’ün kuruluş adımları onlarla atılmıştı. Birçoğu Rum tüccarlar tarafından yaptırılmışlar. Boğaz boyunca uzanan yalıların yanında yer alan Arnavutköy İskelesi -tarihi iskele bugünkü iskelenin hemen karşısında yer alan parkta yer alıyordu- önündeki çilek tezgâhları ile bu sevimli Boğaz köyünün merkezi konumdaydı.

Cumhuriyet Dönemi’nde ise kıt kaynaklar yeni başkentin inşasına ayrılırken savaş sonrası İstanbul’un çoğu yerindeki harabe görüntü Arnavutköy’de de vardı. 1950’lerde ise İstanbul’a doğru başlayan göç, Arnavutköy’ü de etkilemiştir. Bugünkü Arnavutköy’den epey uzak olan o görüntüyü ailesiyle beraber buraya yerleşen Gün Zileli, Arnavutköy kitabında şöyle anlatmıştı:

“… Arnavutköy’ün daha yukarılarına tırmandıkça yoksul Türklerin ve Kürtlerin yaşadığı tenekeden yapma tek tük gecekondulara rastlardınız. Bu tür teneke evlerde oturmazdı Rumlar. Onların da evleri çok yoksuldu ama bu evler sonradan yapılma derme çatma şeyler değildi. Yoksullukları yeniliklerinden değil, eskiliklerinden geliyordu. İki katlı ahşap evlerdi bunlar genellikle…”**

Arnavutköy’ün bugününe gelince...

Arnavutköy’ün demografisi; 1950’lerden sonra buraya gelenler, 1960’lar ve 1970’lerde buradan gidenler ile artık çok farklı durumda. Semtin içinde yer alan ve eskiden yoksul Rumların yaşadığı evler, teker teker restore edilerek üst gelir grubundan yeni sahiplerine kavuşuyor. Boğaziçi’nde olması, Etiler, Levent gibi bölgelere yakınlığı ise Arnavutköy’ü günümüzde önemli bir eğlence mekânı hâline getirmektedir.

Çilek tarlalarının ve o tenekeden yapılma gecekonduların yerinde kapalı siteler yer alırken yalıların önemli bir bölümü ise eğlence mekânına dönüşmüş durumda. Arnavutköy İskelesi, yapılan kazıklı yolun ardına taşınmış ve Rum mutfağıyla beraber Mega Revma adı ise sadece birkaç eğlence mekânının tabelasında yaşamakta.

Arnavutköy’e ulaşmak için ise bugün; kira arabası (atlı), Şirket-i Hayriye vapuru ve Eminönü’nden kalkıp Ortaköy ve Couroutchechme (Kuruçeşme)’den geçip buraya gelen 22 numaralı tramvay yerine kazıklı yoldaki yoğun trafiği aşarak otomobil ya da otobüsle gelmek zorundayız. Ama Arnavutköy’e gitmek için Eminönü’nden günde 4 sefer yapan Şehir Hatları motorunu tavsiye ederim. Kıyılarında çilek kokusu, iskelede çilek sepetleri artık bizi karşılamasa da yalıların önünden bir yolculuk bu nostaljiyi bir nebze de olsa bize yaşatacaktır. Belki de en daldığımız anda bu güzel görüntüye, bir Mega Revma bizi selamlayarak az da olsa tedirgin eder…


*Evliya Çelebi, Seyahatname (1. Cilt), 5. Basım, Yapı Kredi Yayınları, 2003, s.414.

**Gün Zileli, Orada Bir Köy Var Uzakta: Arnavutköy, Heyemola Yayınları, 2010, s.24-25.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Arnavutköy’de çilek borsası #36

çilek borsası, arnavutköy, mega revma, makyajlı meyve, ayazma

28 Haz 2022

Osmanlı çileği

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR