Bulutu temiz tutmak

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Teknolojinin günümüz uygulamalarında kendine fazlasıyla yer bulan bulut teknolojileri, her geçen gün büyüyen bir endüstri hâline geldi. Çoğu işin yapılma hızını artıran ve aynı zamanda ucuzlatan bulut teknolojisinin çok konuşulmayan bir olumsuz etkisi var, karbon ayak izi. Terminolojik olarak çevresel etki konusunda yanıltıcı bir isme sahip olan bulut teknolojisi, cihazların kablosuz bir şekilde bağlandığı görünmez bir merkeze işaret etse de teknik olarak bu tabi ki mümkün değil. Fiziksel olarak belli alanlara konuşlanmış altyapılara sahip olan bulut sistemi, işlem görevine bağlı olarak bir tenis sahasının 40 katı büyüklüğünde bir alanda yer alan bilgisayar sunucularından da oluşabiliyor.
- Etkinin çapı: The Shift Project’in yaptığı araştırmaya göre, bir cihazın bulut teknolojisiyle olan etkileşiminin karbon emisyonuna yansımasını hesaplamak mümkün. Fosil yakıtların işlemden geçmesi sonucu oluşan elektriği tüketen üç ayaklı bağlantıyı ele alan araştırma topluluğu; şarj olan bir telefonun, yine elektriğe bağlı olan bir internet sağlayıcısına erişimi sonrası bağlandığı internette yükleyeceği dosyaların veri merkezinde saklanmasını kapsayan bir hesaplama yaptı. Bu hesaplamaya göre araştırma, telefondan veri merkezine kadar gelişen sürecin gelecek yılın sera gazı salınımının %4’ünü kapsadığını keşfetti. Aynı modele; artan nüfus, donanım kullanımı ve veri depolaması dahil edildiğinde sürecin etkisinin, 2040 yılında sera gazı salınımının %14’lük dilimine denk düşeceği tahmin ediliyor. Bunlara ek olarak, bilgisayarlar tarafından da bağlanılan veri merkezlerinin toplam sayısı 2012 yılında 500.000 iken günümüzde 8 milyonu geçmiş durumda. Instagram, Snapchat, Whatsapp ve Google gibi aklınıza gelebilecek birçok teknolojik ürün bir şekilde bulut teknolojisi kullanıyor.
- Çözüm arayışı: 2018 yılında Microsoft, artan veri merkezi kullanımının getireceği potansiyel sorunları çözmek adına bir deney yapmaya karar verdi. Bu deneyde deniz altına bir veri merkezi konumlandırıldı. Kapasitesinde 864 sunucu ve 27,6 petabyte depolama alanı bulunan veri merkezi, okyanusun 37 metre derinliğine gömüldü. Microsoft’un Natick ismini verdiği bu projede amaç, işlevselliğini koruyan bir veri merkezinin daha verimli enerji kullanımına erişmesiydi. Deney sonuçlarının başarılı olduğunu belirten ekip; yer yüzündeki veri merkezlerinin havadaki nem ve oksijen sebebiyle aşınmaya uğradığını ve düzenli bir sıcaklık kontrol sistemine ihtiyaç duyduğunu, su altında ise bu durumun daha verimli yürüdüğünü aktardı. Enerji tüketimi ve yönetimi konusunda verimlilik arayışında yaşanabilecek en büyük sorunlardan olan işlevsellik de olumlu sonuçlar verdi. Su altında konumlanan merkez, yer üstünde konumlanan bir veri merkezine göre sekiz kat daha az bağlantı hatası verdi. Natick ekibinin sıradaki planı ise sunucuların işlev süresinin tamamladığında kolayca kaldırılıp, geri dönüştürülmesi.
- Endüstrinin odağı: Otomotiv endüstrisinde yaşanan elektrikli araba devriminin geçirdiği sancılı süreci yaşamasına gerek kalmayacak gibi duran teknoloji endüstrisi, sürdürülebilirlik ve çevre alanında lityum piller temelinde henüz yeterli adımları atmamış olsa da bulut teknolojisi konusunda daha duyarlı. Microsoft’un su altı veri merkezinin sonuçlarını açıkladığı aynı gün Google Blog’da paylaşılan gönderide şirket CEO’su Sundar Pichai, Google’ın herkes için temiz bir gelecek planı doğrultusunda tüm veri merkezleri ve kampüsler için 7/24 karbon içermeyen sürdürülebilir enerji kullanımı hedefi koyduklarını belirtti. 2030 yılına kadar Google olarak hedeflerini gerçekleştireceklerini söyleyen Pichai, bu hedefi aynı zamanda şirketin en zorlu mücadelelerinden biri olarak tanımladı.
- Bir başka teknoloji devi Amazon da geçtiğimiz salı günü yaptığı açıklamada şirketin karbon ayak izinin geçen yıla göre %15 arttığını, bunun sebebinin de Covid-19 salgını sonrası artan satış trafiği olduğunu duyurdu. Şirketin açıkladığı verilere göre çevrim içi alışverişin dünyaya zararı geçtiğimiz yıl 51,17 milyon ton karbon salınımı olurken bu miktar 13 kömür temelli enerji santralinin bir yıl boyunca yapacağı salınıma denk düşüyor. Yatırımcıların ve çalışanların ısrarcı tutumu sayesinde şirket tarihinde ilk kez yayımlanan karbon ayak izi raporu, Amazon’u bu konuda hamle yapmaya da zorlamış oldu. Amazon yayımladığı rapor sonrası çevreye olan etkilerini en kısa sürede azaltacaklarını belirtirken, çözüm odağını güneş panelleri olarak belirledi. Bu doğrultuda Amazon, 2025 yılında tüketilen enerjinin %100’ünü güneş panellerinden elde edileceğini açıkladı.
- Neler olabilir? Bir hafta içinde teknoloji dünyasının önde gelen şirketlerinin ardı ardına duyurduğu sürdürülebilirlik kararları etkileyici dursa da artan ihtiyaçlar doğrultusunda artan bir enerji tüketimi olacağı kaçınılmaz. Şirketlerin bulut teknolojisi gibi sistemleri tamamen çevreye zararsız hâle getirmesi de günümüz bilimine göre pek mümkün gözükmüyor. Bu noktada şirketlerin attığı adımlar umut verirken dünyanın teknoloji devrimi başlangıcında tıpkı sanayi devriminde olduğu gibi yüksek karbon emisyonu değerlerine ulaşması da muhtemel duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ortaklaşa kararlaştırmışlar gibi Apple, Alphabet, Amazon, Facebook ve Microsoft; çarpıcı gelişmelerle bültenimizde yer buldu.
16 Eyl 2020

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




