'Bunlar hep sevdiğimden': Seçim kampanyalarında aşk söylemi

Yerel seçim kampanyaları hız kazandıkça her yerde "gönül belediyeciliği", "İstanbul bizim sevdamız" gibi sloganlar; "Sevdik sevdalandık" gibi şarkılar görüyor ve duyuyoruz. Antropolojik perspektiften bu romantik benzetmeler nereye dokunuyor? Devlet ve siyasiler neden oyumuzdan çok aşkımıza talip oluyor?
'Bunlar hep sevdiğimden': Seçim kampanyalarında aşk söylemi

9 Mart - Mey Diageo
Mey|Diageo ile birlikte

Mey|Diageo ’dan tohumdan kadehe uzanan bir dayanışma hikâyesi Bu kadim coğrafyanın sunduğu eşsiz değerlerden beslenerek Anadolu’ya has üzümleri yetiştiren Mey|Diageo , “sorumlu bir sosyal kurum” olma hedefini yerine getiren yepyeni bir adım atı. Neler oluyor? Farklı coğrafyaların zenginliğini yansıtmaya devam eden Mey|Diageo, bölgenin ve Anadolu’nun saklı kalmış kıymetli üzümlerinin kaybolmaması hedefiyle yeni bir dayanışmaya imza attı . Türkiye’de bağcılığın önemini her gün vurgulayan ve bu değeri yaşatmaya devam etmek için tüm gücüyle çalışan şirket, Karkuş üzümünü ön planda tutan projeyle geçmişi yeniden gün yüzüne çıkarmayı ve bu keşfi dünyayla paylaşmayı amaçlıyor. Sadece yerelin değil dünyanın dikkatini üzerine toplayacak bu üzümün yeni yolculuğu için Mezopotamya sınırlarına ulaşan Mey|Diageo, bulunduğu natürel bağları tanımak için Şırnak’taki yerel üretici Midin Şarapçılık ile el ele verdi. Yerel olanı korumak, çoğaltmak ve bu topraklardan tüm sofralara ulaştırmak için ortaya konulan bu emek, bir dayanışma şarabını hayata geçirdi. Neden önemli? Karkuş bol tanenli ve bir o kadar da şekerli, kendine has yeşil bir üzüm çeşidi. Benzer isimlerle sadece Midin’de değil; Mardin’den Cizre’ye, Nusaybin’den Gercüş’e kadar uzanan platoda yetişen üzümün geldiği coğrafyayı ve 150 yıllık kadim geçmişi Mey|Diageo tarafından kadehe sığdırmak amaçlandı. Şarap aynı zamanda Karkuş üzümüyle deneysel bir yaklaşımla ürün geliştiren Mey|Diageo’nun ürettiği ilk natürel şarap olma özelliği taşıyor. Bir içki üreticisi olmanın ötesinde, bir tarım şirketi ve bu toprakların değerli bir kültür temsilcisi olan Mey|Diageo ’yu buradan ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Her yerel seçim döneminde "belediye ve aşk" meselesi tekrar dikkatimi çekiyor. Her yerde "gönül belediyeciliği", "İstanbul bizim sevdamız" gibi sloganlar görüyoruz. Bu "aşk söylemi", genel seçimlerde de kullanılıyor, fakat yerel seçimler söz konusu olunca daha bir absürt görünüyor sanki. Yerel seçimlerden vatandaşlar olarak oldukça pratik beklentilerimiz var çünkü. Deprem riskine karşı alınacak önlemler, şehirlerin altyapı sorunları, ulaşım sıkıntıları, belediyelerin annelere, gençlere, iş arayanlara sağladığı imkanlar... Evet bunlar da konuşuluyor seçim kampanyalarında, fakat propaganda dünyasında seçmeni duygularla coşturmak hepsinin önüne geçiyor. 

Duygu antropolojisinde aşk, nefret, korku, merhamet gibi duyguların politik işlevlerinin analizi yapılır. Bir duygu, bir toplumu nasıl harekete geçirir; hangi duygu nasıl organize eder; nasıl hiyerarşiler kurar ve hangi duygular hangi söylemleri dolaşıma sokar... Korku, otorite talebi olarak işlev görebilir örneğin: "Korkuyorum bize zarar verecekler, baskı uygulayacaklar, kimliğimize saldıracaklar, aile yapısını bozacaklar, işimizi elimizden alacaklar, biz gelmezsek onlar gelecek." 

Tanıdık geldi mi?

Aşk da siyasette bir topluluğu biraraya getiren, zihinlerde sembolik bir aile kuran, zaman zaman küçük fedakarlıklar yapmanı bekleyen bir duygu olarak işlev görür. Zaman zamansa kendini feda etmeni, âşık olunan özne için ölmeni, onun içinde kaybolmanı, bir olup yok olmanı bekleyebilir. Sezen Aksu’nun dediği gibi "Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk." Evet aşkın ölümü meşrulaştırıcı, hatta meşrulaştırmaktan da öte ölüme anlam katıcı bir yanı var. 

Ulus-devletlerle aşk bu yüzden her daim elele yürür, birbirine çok benzer. Devletler romantiktir, bağlılık yeminleri ettirir, kıskanır. "Devlet, işlevselliğinin dışında bizde ne diye yoğun duygular uyandırsın?" diye sorabilirsiniz. Fakat modern zamanlarda bürokrasiler baba gibi işlev görür; devlete baba, toprağa ana denir. "Dövse de sövse de, aile ailedir" demenin imkanı oluşur böylece. Kıskanç bir sevgili gibi davranır bazen. Sürekli ona ihanet ettiğinizi iddia edebilir. Etmediğiniz hâlde. Size kırılır, sonra "Dövüyorum çünkü çok âşığım" diyebilir aşk söylemleri sayesinde. 

AK Parti’nin İzmir tanıtım toplantısında arkada çalan şarkının sözleri şöyle diyor mesela:

"Sevdik sevdalandık
Biz İzmir’e bağlandık
Artık ayrı gayrı
Olmaz olmaz"

Daha sonra konuşma yapan biri mikrofonu alıyor ve şöyle diyor: "İzmir ile aramıza kimseyi sokmadık sokmayacağız."

Başka bir şarkının sözleri şu şekilde devam ediyor: 

"Gönül işi
Bu bir yürek işi
Bu sevda işi
İşte bu Ak Parti."

Genel seçim zamanında, bu yüzden olsa gerek "Bunlar AK Parti’nin kazanmasını istemiyor" söylemi, bir ihanetmiş gibi söylemler arasında yerini almıştı. Demokratik seçimlerin temel mantığının zaten rakip partiden daha fazla oy alarak iktidar olmak olduğu unutulmuş ve bu gizli bir ihanet planıymış gibi konuşulur olmuştu. 

Sosyolog Eva Illouz, Romantik Ütopyayı Tüketmek adlı kitabında aşka dair reklamlarda, fimlerde, şarkılarda gördüğümüz modern imgeler birarada düşünüldüğünde, modern zamanlarda aşkın insanlara hazır kalıplarla mutluluk formülleri sunmaya başladığını söylüyor. Aşkın, tüketimin ve kapitalizmin devamını sağladığı hiyerarşiler, bu şekilde yeniden üretiliyor.

Baudrillard’a göre romantik ütopya kopuk bir şekilde dağılmış olan tüm bu imgelerin kolajı olarak dağınık arzuların somutlaşmış en mükemmel ifadeler bütünü olarak işlev görür. Bu yüzden önemlidir ve bu yüzden bir türlü yok olmaz.

İnsanların aşk tecrübelerini tasvir ediş biçimleri, dinsel tecrübenin tasvir ediliş biçimiyle de benzerlik gösterir:

  • “Daha önce hissedilmeyen yoğun duygular.” 
  • “Arada kurulmuş bir bağ hissetme.”
  • “Âşık olunan kişide kaybolma, bir olduğunu hissetme.”
  • “Maddi boyuttan arınıp, ruhani bir boyutta gündelik kimliğini kaybederek kendi özüne ulaşma.”
  • “Mahremiyet, içe dönme, özlem.”

Hatta modern zamanlarda aşk, tanrı imgesinin de yerine geçer; hayatın nihai anlamının temel sembolü haline gelir. Artık âşıklar birbirinin tanrısı görevini üstlenir. Romantik aşk böylece dinden ve tüm değer sistemlerinden bağımsız olarak kendisi bir değer hâline gelir. Kitlesel kültürler ise onu hızla küresel çağdaş dönemin en yaygın mitlerinden biri hâline getirir (Illouz, 1997).

Böylece seküler bir çağda ulus-devleti birarada tutacak bir tema işlevi görür aşk. Romantizm de seküler bir davranış biçimi olmasına rağmen ritüelistik anlamlarla dolduğunda tecrübe sonuna kadar yaşanabilir ve seküler bir maneviyat biçimi yakalanmış olur.  

Tabii ki bu Türkiye’ye has değil. Dünyanın pek çok yerinde aşk söylemleri siyaset ikliminde sık sık karşımıza çıkıyor. Örneğin antropolog Sara Ahmed, Avrupa siyasetinde "aşk"a bakarken, nefret ile beraber kullanıldığından bahsediyor. Beyaz Avrupalı gruplar "aşk ve aile" kavramları etrafında biraraya geliyor ve bu kavramlar beyaz grupları "öteki"ne karşı organize edebiliyor. Bu tarihten de aşina olduğumuz bir durum. 

"Kimi seviyoruz?"
"Beyaz ırksal ailemizi."
"Öyleyse kimden nefret ediyoruz?"
"…"

Böylece kendine "aşk grupları" adını veren bu grupların aslında nefret grupları olduğunu söylüyor Ahmed. Özellikle sağ, nasyonalist, liberal ideolojilerin nefret söylemlerinin tarihte bu şekilde kurulduğunu biliyoruz.

Bir kördüğüm

Seçim şarkısının orijinali "Sevdik sevdalandık, kördüğümle bağlandık" diye devam ediyor. Psikolojide, aşkın travmalarla ilişkisi kuruluyor. Psikologlara göre o sıkı kördüğümle bağlanılan aşk, size mutluluğu getirmeyecektir aslında. Size travmalarınızı hatırlattığı için sizde derin duygular uyandıran, aslında sizi tam da aynı yerlerden incitecek olan, fakat tanıdık olduğu için içinden çıkmak istemediğiniz bir yoğun hisler bütünüdür bu.  

Ekonomik krize, üzerimizde denenen heterodoks epistemolojilere, kurumsallıkta yaşanan sorunlara rağmen devlet bize, "Bunlar hep sevdiğimden" diyor. Belediye başkanı adayları her gün bizlere ilan-ı aşk ediyor. Ülkemiz bir insan olsaydı en derin travmasının Batı karşısında yenilmek olduğunu söylerdik. Buradan yola çıkarak, Türkiye’deki tüm ideolojilerin aslında "hasta adam"ı iyileştirme çözümleri olduğunu söyleyebiliriz. AK Parti de yıllarca değersiz hissetmiş kitlelere değerli hissetmeyi vadediyor. Ve görüyoruz ki bu istek hâlâ çok güçlü. İnsanları "aşk"la bağlayacak kadar...

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Havadan üretilen çanta, en iyi yemek şehirleri

Coperni, %99 oranında havadan üretilen ve ağırlığının 4 bin katını taşıyabilen “The Air Swipe” isimli çantasını podyumda tanıttı. TasteAtlas dünyanın en iyi yemek şehirleri listesini yayımladı. Listenin 1. sırasında Roma yer alıyor.

09 Mar 2024

Mey|Diageo ile birlikte
Fotoğraf: Coperni

YAZARLAR

Sümeyye Kavuncu

Sosyolog ve yazar.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta