Çağımızın Vebası Ghosting: Gerçekten Veba mı? Yoksa Çaresi Var mı?

“Ne yaptım da bu sessizliği hak ettim?”
Çağımızın Vebası Ghosting: Gerçekten Veba mı? Yoksa Çaresi Var mı?

Bir süredir ne zaman kalabalık bir arkadaş grubuyla otursak, masaya yeni bir gönül ilişkisi ihtimalini yatırdığımız arkadaşımızın ağzından şu sözlerden biri çıkıyor: 'şerefsiz, ghostladı beni' veya 'ay, ben o çocuğu ghostlayacağım galiba kızlar.'

Birkaç yıl öncesine kadar hayatımızda olmayan ghosting kavramı, bir türlü Türkçeleştirilemese de varlığıyla hayatlarımızda büyük bir boşluğu doldurdu. 'Aramıyor, mesaj atmıyor' ifadelerinden daha derin bir anlamı var ghosting’in. Çevrimiçi kanallardan güzel güzel iletişim kurarken bir tarafın iletişimi bir anda bıçak gibi kesmesi demek. Tam olarak çevirecek olursak: Hayaletleme. Yani, bence ne güzel sohbet ediyorduk, hayal oldun, gidiyorsun.

Bunları söylemem bile gereksiz çünkü bu yazıyı okuyan herkes ghosting’in ne olduğunu gayet iyi biliyor. Hepimiz hayatımızın bir döneminde kâh ghost’layan, kâh ghost’lanan tarafta olduk. Bu yazıyı yazma sebebim ise sanırım biraz şeytanın avukatlığını yapmak. Bahsi geçtiğinde arkadaşlarıma sorduğum ve grubu her zaman ikiye bölen bir soruyu size de sormak istiyorum: Ghosting her zaman gerçekten bahsedildiği kadar kötü mü?

“Ne yaptım da bu sessizliği hak ettim?”

Okuduğum bir araştırmaya göre, günümüzde flörtlerin yarısı bir tarafın ghosting’e uğramasıyla sonlanıyormuş. Psikolog Dr. Jennice Vilhauer, “Why Ghosting Hurts So Much isimli makalesinde yaşadığımız duygusal bir acı ile fiziksel acının aynı nöral yol üzerinde olduğuna, yani ghosting sebebi ile uğrayacağımız acının tıpkı bir diş ağrısı gibi son derece gerçek olduğuna dikkat çekiyor. Ghosting’e uğrayan kişi karşı tarafın sessizliğini hak edecek bir şey yaptığını düşünmeye başlıyor ve kendi değerini sorguluyor. Sonrasında da suçu kendinde arıyor: 'Yeterince güzel değil miyim?' 'Yeterince esprili değil miyim?' 'Muhabbetim mi baydı?' 'Onu ilgimle çok mu boğdum?' 'Çok mu ilgisiz durdum?'

Bu noktada yıllar önce yaşadığım en yakıcı ghost’lanma deneyimim aklıma geliyor. Klasik hikâye: Çevrimiçi bir mecrada tanıştığım bir erkekle her şey çok yolunda gidiyordu. Bana olan ilgisinden emindim! Ama bir anda mesajlarıma geç cevap vermeye, sonra hiç cevap vermemeye, sonra da telefonlarıma çıkmamaya başladı. Günlerce ondan bir mesaj gelmesini sabırsızlıkla bekledim. Gelmedi. Ama benim bir cevaba, mümkünse bir kapanışa ihtiyacım vardı ve dayanamayıp hesap sormak için telefona sarıldım. Açmadı. Sonra bir kez daha. Yine açmadı! Bir kez daha. En sonunda telefonu açtı ve gülerek şöyle dedi: “Sen beni arayıp duracak mısın böyle?”

O an nasıl da karnıma yumruk yemiş gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Yaşadığım gerçekten de fiziksel olanlar kadar yoğun bir acıydı. Hüngür hüngür ağlayarak en yakın arkadaşımı arayıp flört ettiğim kişinin ne kadar rezil, ne kadar iğrenç biri olduğunu, beni nasıl kandırdığını anlatmıştım. 

Bu bahsettiğim olayın üzerinden sanırım yedi yıl geçti. Geriye dönüp baktığımda bu olayla ilgili kendime ilk sorduğum soru şu: “Ayşe, gerçekten ondan o cevabı duymaya ihtiyacın var mıydı? Yoksa seninle iletişim kurmamayı tercih etmesi de aslında bir cevap mıydı?

Karşımızdaki kişi bize cevap vermiyorsa neden illa sözlü veya yazılı bir yanıt duymak istiyoruz? 

Yanıtsız bırakmak da bir cevap değil mi? Bu davranış, seninle ilgilenmiyorum, seninle konuşmak istemiyorum anlamına gelmiyor mu?  Geçen hafta, ghost’landığı için çok üzülen ve mutlaka flörtünden bir açıklama bekleyen arkadaşıma bunları söylediğimde, “Artık benimle ilgilenmiyorsa bile bunu yüzüme söylesin istiyorum” diye cevap vermişti. Peki, hoşlandığımız birinin yüzümüze karşı artık seninle ilgilenmiyorum demesini hazmetmek bize cevap vermemesini hazmetmekten daha mı kolay? 

Böyle akıl verir gibi konuştuğuma bakmayın. Yukarda bahsettiğim olayda ben de çok üzülmüş, kendimi feci yetersiz hissetmiştim. Mutlaka yanlış bir şey yapmış olmalıydım, belki de yeterince güzel değildim. Özgüvenim paramparça olmuş gibiydi. Ama yıllar sonra bugün kendime ikinci bir soruyu sorabiliyorum: “Özgüvenim alt tarafı birkaç haftadır tanıdığım birinin bir eylemiyle dağılacak kadar kırılgansa, burada asıl mesele benimle mi ilgili yoksa beni cevapsız bırakan o kişi ile mi?”  

Söylemek istediğim şu; evet, hoşlandığımız ve bizden hoşlandığını sandığımız birinin ortada hiçbir şey yokken mesajlarımıza dönmemesi korkunç. Bazen gerçekten canımızı çok fena yakıyor. Ama biri artık bizimle konuşmamayı seçti diye canımızın bu kadar yanması normal mi? Acaba tüm öfkemizi bizi ghost’layan tarafa kanalize etmek yerine bu enerjimizi kendimize yöneltmemiz mümkün mü? Yaralı yerlerimizi sarsak, kırıklarımızı aldırsak, kendimizi iyileştirsek ve bir başkasının ilgisine, sevgisine bu kadar muhtaç olmayacak hâle gelsek? Alt tarafı birkaç haftadır tanıdığımız biri mesajımıza cevap vermediğinde karalar bağlamak, suçu kendimizde aramak yerine aynanın karşısına geçip “Amaaaaaan, elimi sallasam ellisi” deyip kendimize öpücük atabilecek seviyeye gelsek, kendimizi O KADAR SEVEBİLSEK? Nasıl olurdu? 

Dijital flört şiddeti diye bir şey var ve gerçek. Lovebombing, ghosting, gaslighting… Bunları küçümsediğim sanılmasın. Sadece, ilişkilerin iki taraflı olduğunun altını çizmek istiyorum. Elbette ghostlayan kişinin bize niyetine dair bir açıklama yapması daha şık olurdu ancak ışık hızıyla akan günümüz dünyasında seri olarak yazıştığımız, yüzünü bile belki 1-2 kere gördüğümüz, gerçek bir ilişki içinde olmadığımız birine duygu ve düşüncelerimize dair uzun uzun açıklamalar yapmak istenmemesini de rahatlıkla anlayabiliyor ve empati kurabiliyorum. Biri bizimle artık konuşmamayı seçtiğinde bu kararı çoğunlukla bizimle ilgili değil, kendi hayatı ve kendi beklentileriyle ilgili oluyor. Birinin bizimle konuşmamayı seçmesi bizi daha az akıllı, daha az enteresan, daha az yeterli yapmıyor. O kişinin tercihleri bizim değerimizi belirlemiyor. Belirlemesine izin vermemeliyiz. 

Öz Sevgi ve Saygı

Yavaş yavaş 20’lerinin sonuna yaklaşan bir 20’lik olarak altını çizmek istediğim şey bu. Karşımızdakinin davranışlarını kontrol edemeyiz ama bu davranışlardan nasıl etkileneceğimizi kontrol edebilir; bu davranışlara maruz kalmaya devam edip etmeyeceğimizi seçebiliriz. Kararlarımızın sorumluluğunu alabiliriz. Anahtar sözcükler: öz sevgi ve öz saygı. Hiç kimseye ihtiyacımız yok ama bunlara çok ihtiyacımız var. Hayallerimizi süsleyen o harika, rüya gibi insan, her şey on numara giderken mesajlarımıza dönmemeye başladı diye üzülmek kolay. Gelin artık zor olanı yapalım. Bundan çok da etkilenmeyecek kadar güçlü birer birey olmanın yollarını arayalım. Bizi ghost’layan kişi için “pisliğin teki çıktı Rıza Baba,” deyip saçımızı savuralım ve önümüzdeki maçlara bakalım.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Aşk Meşk Fişek no.2

Rıza, sınırlar ve ilişkiler

22 Ara 2022

Aşk Meşk Fişek no.2

YAZARLAR

Ayşe Burçak Tuğrul

Yazar - 20'lik

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR