Çalışanın sosyal medya kimliği ve etik ilkeler

Çalışan adayının sosyal medya hesapları özgeçmişine dahil midir yoksa sosyal medya incelemesi işe alım sürecinden tamamen çıkarılmalı mıdır?
Çalışanın sosyal medya kimliği ve etik ilkeler

(Görsel: İş ve işçi davaları)

Etik kavramı Yunanca ethos kökeninden türemiş olup kişilik, karakter anlamlarına gelirken; Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise “çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü” şeklinde tanımlanmaktadır. Etik kökeni ve tanımı birlikte değerlendirildiğinde; davranışın sahibini temsil eden ve bununla beraber uyulması beklenen davranış standartlarını da belirleyen, bazen (yazılı) yasal düzenlemeler ile örtüşen, bazen de yazılı olmayan ancak genel geçer şekilde kabul gören toplumsal kuralları ifade etmektedir. Hayatımızın her alanında yer alan etik perspektifin, işveren açısından uygun çalışan ve çalışan açısından doğru işveren eşleştirilmesinde nerede durduğunu değerlendirmek, sosyal medya hesaplarının aktif kullanımı ile birlikte daha önemli bir hal almıştır.

Çalışan adayının sosyal medya hesapları özgeçmişine dahil midir?

Çalışan adayları işe başvuru süreçlerinde kendilerine ait kişisel verileri, eğitim ve iş deneyimlerine ilişkin özet bilgileri içeren özgeçmiş metinlerini oluştururken; uygun gördükleri ve kullanılmasına rıza verdikleri ölçüde kendilerini tanıtmaktadırlar. İşveren ve çalışanın karşılaştığı ilk aşama olan bu süreçte, çalışanın açıkça paylaşmadığı birtakım bilgilerin kendisine bilgi verilmeksizin ya da çalışanın onayı aranmaksızın kullanılıyor ve değerlendirmeye alınıyor olması, açıklık ve şeffaflık ilkeleri ile örtüşmeyecektir. Çalışan adayının sosyal medya hesaplarına erişimi kısıtlamadan herkese açık tutuyor ve bu durum verileri koruyan yasal düzenlemelere aykırı olmasa bile; evrensel kabul gören insan hakları boyutuyla birlikte değerlendirildiğinde, olası çıkarımların sosyal medya kimliği şeklinde tanımlanarak ilişkilendirilmesi ve adayın değerlendirilmesine etik ölçüler ile yaklaşılması gerekmektedir.

Öyle ki, işe alım değerlendirmelerinde dikkate alınması, insan temel hak ve özgürlüklerine açıkça aykırı şekilde kabul gören yaş, etnik köken, siyasal görüş, medeni durum, cinsel kimlik ve yönelim gibi pek çok bilgiye; adayların sosyal medya hesaplarının incelenmesi ile zahmetsizce erişilebilmektedir. İnsan temel hak ve özgürlüklerinin yanı sıra, kişisel verilerin aidiyetinin, kullanımının ve işlenmesinin yasal olarak düzenlendiği, bu yöndeki ilke ve yasaların tüm toplumsal kesimlerce benimsenerek kültürel açıdan toplumda yer edinmesinin amaçlandığı günümüzde; bu tip sorgulamaların yapılmasının ve söz konusu değerlendirmelere dahil edilmesinin etik kültür ile bağdaşmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Sosyal medya incelemesi işe alım sürecinden tamamen çıkarılmalı mıdır?

Çalışanın özgeçmişine açıkça dahil etmediği bilgiler herkesin erişimine açık olsa bile, şayet çalışanın açık rızası mevcut değilse, ilgili verinin kullanılmaması etik bir ilkedir. Ancak, çalışanın bir organizasyonun en önemli parçası ve işveren, işyeri ile işin elçisi olduğu ve dolayısıyla bazı değerlendirmelerin yapılmasına yönelik ihtiyaç ortadadır. Söz konusu ihtiyacın karşılanması adına, işverenlerin etik ilkelerini yazılı hale getirmeleri ve ilan etmeleri elzemdir. Yine bu ilkelerin, ilgili süreçleri yürütecek insan kaynakları profesyonelleri nezdinde ve hatta tüm organizasyon çapında benimsenmesini sağlayacak bir uyum programı oluşturmaları gerekir. Ayrıca, eğer iş süreçleri bakımından zorunlu ise, yapılacak değerlendirme kriterleri hakkında çalışan adaylarına karşı şeffaf bir yaklaşım sergilenmesi en doğru yöntem olacaktır.

Sosyal medya dedektifliğiyle hem çalışan hem de işveren açısından uygun ve doğru çıkarımlar yapılabilir mi?

Gerek kişisel gerekse kurumsal içerikli sosyal medya hesaplarının kullanımın faydaları ve beraberinde risklerinin de olduğu hemen herkesin bilgisi dahilindedir. İşverenlerin, çalışan adayı değerlendirmelerinde başvurduğu sosyal medya hesapları; söz konusu adayın da çalışacağı kurum hakkındaki araştırmalarının da kaynağıdır. Sözün özü, sosyal medya dedektifliği hem işveren, hem de çalışan tarafından yapılabilmektedir. Ancak sosyal medyada iletişimin kurallarının formel olmadığı, sohbet mantığına dayandığı, bazı içerik ve bilgilerin ise gerçeği yansıtmadığı unutulmamalıdır. Özel yaşamın gizliliği, kişisel verilerin güvenliği, telif hakları, ticari enformasyonun sınırlarının çizilememesi, yanıltıcı etiketleme, siber saldırı yöntemleri gibi farklı alanlardan çok sayıda olgunun ve düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir. Öyle ki, bu tablo yapılacak çıkarımların ve sonuçların doğru olmayabileceğini de göstermektedir.

Sosyal medya kullanım yöntemlerinin çeşitlenmesi ile birlikte kullanım amaçları da şekillenmiştir. Sürekli değişen ve gelişen bu durum, etik sorunları da beraberinde getirmektedir. Etik ihlaller karşısında kullanıcılara, içerik sağlayıcılara ve denetim organlarına önemli sorumluklar düşmektedir. Kısacası, "sosyal medyada paylaşılan hiçbir bilginin gizli olmadığı" göz önüne alınarak ilgili paylaşımlar yapılmalı ve fakat bu bilgilerin paylaşılmış olmasının, “söz konusu bilginin kullanımını etik hale getirdiği” peşinen kabul edilmemelidir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR