CDU Genel Başkanlık Seçimi: "Merkelizm" devam ediyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in temsil ettiği Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) 16 – 17 Ocak tarihlerinde yeni genel başkanını seçti. Merkel sonrası Almanya siyasetinin nasıl şekilleneceğine dair tartışmalar devam ederken seçim yarışını Armin Laschet’in kazanması, Merkelci çizginin devam edeceği yönünde yorumlandı. Partinin genel başkanı olmak ise şansölye adayı olmayı garantilemiyor.
- Merkel siyaseti bırakıyor: 2005 yılında Almanya’nın ilk kadın şansölyesi olarak göreve başlayan Merkel, on beş yılı aşkın süredir ülkesi ve Avrupa Birliği için istikrarı temsil eden bir profil oluşturuyor. Merkel'in otuz yıllık siyasi kariyerini 2021 yılında bırakacağını açıklaması ve 2018’de partisinin genel başkanlığını bırakmasının ardından, gözler yeni adaylara çevrilmişti. Gerek köşe yazılarında gerekse akademik çalışmalarda “post Merkel” dönemine dair analizler yapılıyordu. Öte yandan Merkel’in halefinin kim olacağı konusu ise parti kongresine kadar belirsizliğini korumaktaydı. Zira Merkel’den sonra partinin başına gelen ve şansölye adayı olarak gösterilen Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’in parti görevini sembolik olarak yürüttüğü ve asıl liderliği parti sekreteri Paul Ziemiak’ın yaptığı iddia ediliyordu. Nitekim Karrenbauer Şubat 2020’de görevinden istifa ettiğini ve 2021 seçimlerinde aday olmayacağını açıkladı. Bunun üzerine Karrenbauer’in ya da daha doğru bir ifadeyle Merkel’in asıl halefinin seçimi de Ocak 2021’e kalmış oldu.
- Seçim yarışı: 25 Nisan 2020'de yapılması planlanan Parti Kongresi, pandemi koşulları göz önünde bulundurularak 4 Aralık’ta bir günlük süreyle gerçekleşecekti. 4 Aralık Kongresi de salgının beklenen düzeyde kontrol altına alınamaması gerekçesiyle ocak ortasında dijital olarak gerçekleşebildi. Almanya tarihinde ilk olan dijital seçimlerde sonucu 1.001 delegenin oyu belirledi ancak siyasi partiler yasasında bu olağan dışı duruma dair bir düzenleme olmadığı için delegelerin oylarını mektupla da göndermesi gerekti. Mektupla yollanan oyların sayımının ardından resmî sonuçlar 22 Ocak’ta ilan edilecek.
- Yarış: Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren Vestfalya’dan gelen, elli – altmış yaşlarında üç erkek aday yarıştı. Üçü de AB yanlısı, çok taraflılık ilkesini ve transatlantik ilişkilerin kurulmasını destekleyen adayların politika farklılıkları ise ayrıntılarda gizli.
- Friedrich Merz: CDU’nun eski grup başkanvekili olan avukat ve politikacı Merz, 2018 yılında Karrenbauer ile yarışmış ve yine genel başkan seçilememişti. Merz’in Merkel’in mülteci politikasını eleştirdiği ve partiye sola kaydırmakla suçladığı biliniyor. Ayrıca üç aday arasında transatlantik ilişkilere en çok önem veren ve “Almanya'nın Trump’ı” olarak da anılan Merz, BlackRock yatırım fonunun Almanya şubesinin yönetim kurulu başkanlığını yönetiyordu. Diğer adaylara göre ekonomide daha “neoliberal” kalan Merz, Almanya’nın vergi politikasının düzenlenmesi ve serbestleştirilmesi konusunda ısrarcıydı.
- Norbert Röttgen: Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Röttgen, partideki kadın sayısının artırılması, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm konularına eğilmeyi vadederken muhtemel koalisyon adayı Yeşiller Partisi ile flört ediyordu. Sergilemeye çalıştığı “yenilikçi” imajın yanı sıra sıkı bir Çin karşıtı olarak dikkat çeken Röttgen, Huawei’nin 5G teknolojisinin AB’den çıkarılması gerektiğini düşünüyor. Seçimlerden önce kulislerde en zayıf aday olduğu konuşulan Röttgen seçim yarışını son sırada tamamladı.
- Armin Laschet: Seçimlerin ikinci turuna Merz ile kalan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Armin Laschet, 921 geçerli oyun 521’ini alarak yeni lider seçildi. Laschet’in seçimi CDU için Merkel patikasından ayrılmamak anlamına geliyor. Almanya’daki azınlık cemaatleriyle arası iyi olan ve Merkel’in mülteci politikasını destekleyen Laschet; partisinin en önemli rakiplerinden Almanya İçin Alternatif (AfD)’yi sert bir dille eleştiriyor. İklim değişikliği konusundaki duyarlılığı ise yine Yeşiller koalisyonuna olumlu baktığını gösteriyor.
- Laschet’in seçilmesi, Merkel sonrası dönem için kaygılanan dünya liderleri için olumlu bir tablo sunuyor. Birleşik Krallık merkezli The Financial Times gazetesi, Laschet’in seçilmesinin “Merkelizm'in devamı" olarak yorumluyor ve şansölye olmasının da en iyi seçenek olduğunu belirtiyor. Öte yandan Almanya seçmenleri böyle düşünmüyor. CDU’nun kardeş partisi olarak bilinen Hristiyan Sosyal Birliği (CSU) lideri Markus Söder, anketlerde Laschet’in önünde görülüyor ve Laschet’in de bu yönde bir seçim yapması bekleniyor. Şansölye adaylığı için öne çıkan bir diğer isim ise Sağlık Bakanı Jehns Span. Span’ın salgın dönemindeki başarıları Almanya kamuoyunda takdirle karşılanıyor.
- Türkiye için ne anlama geliyor? Lashet’in Türkiye’nin AB politikalarına uyumlu olmadığını ancak ahde vefa ilkesine dayanarak üyelik sürecinin son verilmesine karşı çıktığı, ikili ilişkilerde diyalogdan yana olduğu seçilmeden önce de belliydi. Başbakanlık yaptığı eyalette Türkiye'den göçen 850 bin yurttaşı da yöneten Lashet’in Türkiye ile ilişkilerde Merkel çizgisinden ayrılması beklenmiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde Almanya'da Hristiyan Demokrat Birliği'ndeki liderlik yarışına, Türkiye'de seçmeli din dersi konusundaki tartışmalara, Filistin'den 14 yıl sonra gelen seçim kararına ve belediye meclislerinin çalışmalarına odaklanıyoruz.
21 Oca 2021

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



