Çerçeve yasa ve sonrası: Muhalefetin düzenlemeye yönelik eleştirileri neler?

TBMM Genel Kurulu’nda 10 Ağustos’ta kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecinin ardından atılacak adımların hukuki çerçevesini belirliyor. Düzenleme, örgüt üyelerinin hukuki durumundan süreci yönetecek kurulun yetkilerine kadar birçok başlıkta yeni hükümler getiriyor.
Yasanın kapsamı ve bundan sonraki sürece ilişkin tartışmalar ise devam ediyor. Demokratikleşme adımları, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması, silahsızlanmanın nasıl doğrulanacağı ve süreci yönetecek kurula verilen yetkiler tartışmaların öne çıkan başlıkları arasında.
Yasanın ardından gündeme gelen tartışmalardan biri de 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı oldu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, düzenlemenin Demirtaş’ı da kapsadığını söyledi.
Peki siyasi partiler düzenlemeyi nasıl değerlendiriyor? Bundan sonra Türkiye’yi nasıl bir süreç bekliyor?
Utku Çakırözer: ‘Bu tablo yeni nesil siyaset anlayışının bir yansıması’
Aposto’ya konuşan Yeni Parti MYK Üyesi ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, oylamada ortaya çıkan tablonun parti içinde bir görüş ayrılığı değil, Genel Başkan Özgür Özel’in ortaya koyduğu “yeni nesil siyaset” anlayışının ve çoğulculuğun bir yansıması olduğunu söylüyor.
Bir adım geriden: TBMM tutanaklarında yayımlanan oylama sonuçlarına göre Yeni Partili 91 milletvekilinin 35'i kabul, 54'ü ret oyu vermişti.
Çakırözer, farklı oyların parti içindeki bir ayrışmaya işaret etmediğini vurguluyor:
“Ne ‘evet’ diyen milletvekillerimiz iktidarın hukuksuzluklarını, adaletsizliklerini görmezden geliyor ne de ‘hayır’ diyen milletvekillerimiz toplumsal barışın sağlanmasına, Türkiye’de terör belasının bitmesine karşı duruş sergiliyor. Yeni Parti olarak tüm milletvekillerimizin tek hedefi Türkiye’nin barış, kardeşlik ve huzur içinde yaşanan demokratik bir ülke olması.”
Çakırözer, iktidarın süreci yürütme biçimine ilişkin toplumdaki kaygıların da milletvekillerinin oylarına yansıdığını belirtiyor:
“Yasa Meclis’e geliyor, imzaya getiriyorlar, metni milletvekilleri görmüyor. Bunlar hep şüphe, samimiyetsizlik yaratıyor.”
‘Komisyon raporunun demokrasiyle ilgili bölümü yasada yok’
Çakırözer, Meclis’ten geçen düzenlemede üç temel sorun olduğunu söylüyor. Bunlardan ilki, Meclis’te kurulan komisyonun üzerinde uzlaştığı raporun demokrasi ve hukuk alanındaki önerilerinin yasaya yansıtılmaması.
Komisyon raporunun 6. bölümünün terör örgütünün feshi ve silah bırakma sürecinin yasal altyapısına ilişkin düzenlemeleri içerdiğini hatırlatan Çakırözer, 7. bölümde ise Türkiye’nin demokrasi alanındaki eksikliklerinin giderilmesine ilişkin başlıkların bulunduğunu söylüyor:
“AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, temel hak ve özgürlükler, yargı bağımsızlığı, yerel yönetimlerdeki kayyumların kaldırılması… Bunların hiçbiri bu yasanın içinde yok. Oysa biz hem 6. hem 7. bölümü bekliyorduk.”
Çakırözer’in ikinci itirazı, kurulması öngörülen Takip ve Koordinasyon Kurulu’nun yetkileriyle ilgili:
“Hem yargının hem de yasamanın yetkisinde olan birçok husus yürütmenin eline alınıyor. Bakanlardan oluşacak kurul en siyasi kararları verecek. Yine yargının vermesi gereken birçok hukuki kararı o kurul verecek.”
Üçüncü eleştirisi ise yasanın hazırlanma sürecinin şeffaflığına ilişkin:
“Komisyon çalışmaları uzlaşı içinde gitti. Ama ne zaman ki bu çerçeve kanunu yazma meselesine geldi, bir gizem perdesi indi. Şeffaflıktan uzaklaşıldı. Yasa Meclis’e geldiğinde Cumhur İttifakı ve bazı partiler metni görmeden imza attı.”
Çakırözer, bundan sonraki süreçte yeniden şeffaflığa ve toplumsal mutabakata dönülmesi, siyasi partilerin de sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor.
‘Demokratikleşme için silahların bırakılması ön koşul olmamalı’
Çakırözer, iktidarın örgütün feshi ve silah bırakma süreci tamamlandıktan sonra demokratikleşme adımlarının atılması yönündeki yaklaşımına karşı çıkıyor:
“Önce örgüt lağvedilsin, silahlar bırakılsın, ondan emin olalım, sonra demokrasiye geçelim gibi bir anlayış var iktidar kanadında. Bu olmaz. Terörün bitmesini ve örgütün lağvedilmesini istiyoruz. Ama demokratikleşme için bunlar ön koşul olmamalı.”
Çakırözer’e göre Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması da tasfiye sürecinin tamamlanmasına bağlanmamalı:
“AYM kararının uygulanması ve Can Atalay’ın Meclis’e gelmesi için yıllarca ‘silahlar verildi mi, teslim oldular mı’ diye beklenmemesi lazım. Tayfun Kahraman hakkında iki AYM kararı var. Aynı şekilde, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının uygulanması noktasında derhal adım atılması lazım.”
Çakırözer, tutuklu yargılama uygulamasına da dikkat çekiyor:
“Tutuksuz yargılama esastır diyoruz. Öğrenci, gazeteci, avukat, belediye başkanı, insan hakları aktivistleri tutuklu. İktidarın unutturmaya çalıştığı demokrasi, adalet, eşit yurttaşlık mücadelesinin tam zamanı şu anda. Bunu biz başlatıyoruz.”
Çakırözer, hem örgütün tasfiye sürecinin hem de demokratikleşme adımlarının takipçisi olacaklarını belirtiyor:
“İktidarın bu süreci kendi ikbaline alet etmesine asla izin vermeyeceğiz. Hem terör örgütünün tasfiye sürecinin hem de atılması gereken demokratikleşme adımlarının takipçisi olacağız.”
Turhan Çömez: ‘Yasa açıkça Anayasa’ya aykırı’
Aposto’ya konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise Meclis’ten geçen çerçeve yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu ve PKK üyelerine “af” niteliğinde hükümler getirdiğini söylüyor.
Çömez, hâlâ cezaevinde bulunan 4 binden fazla PKK üyesinin yanı sıra Avrupa’da arananların ve Irak ile Suriye’de bulunanların da düzenlemeden yararlanacağını ifade ediyor. Yasadan yararlanacak kişilere ilişkin farklı sayıların gündeme geldiğine dikkat çeken Çömez, düzenleme hazırlanırken bir etki analizi yapılmadığını belirtiyor:
“Toplam 9 bin kadar teröristin affedileceğinden bahsediliyor. 30 bin rakamını telaffuz edenler de var. Meclis’te yasayı imzalayanlara soruyoruz, onlar da bilmiyor. Yasa yapılma sürecinde etki analizi yapılır, o da yapılmamış.”
Çömez, cezası 15 yıldan az olanlar için 5 yıl, 15 yıl ve üzerinde olanlar için ise 10 yıl infaz ertelemesi öngörüldüğüne dikkat çekerek, düzenlemenin ilerleyen dönemde hak iadesinin de önünü açacağını savunuyor:
“Bunlara 2 veya 3 yıl sonra hak iadesi yapılabilecek, yani infaz erteleme sürelerinin beklenmesine gerek kalmayacak. Bunlar siyaset yapabilecek, milletvekili dahi olabilecek.”
Çömez, düzenlemenin Anayasa’nın 2, 3, 11, 87 ve 138. maddelerine aykırı olduğunu ve teklif aşamasında Anayasa Komisyonu’nda görüşülmesini istediklerini, ancak başvurularının reddedildiğini belirtiyor.
Çömez, yasada sürecin başlaması için öngörülen MGK’nın örgütün tamamen silah bıraktığına ilişkin tespitini yeterli bir güvence olarak görmüyor:
“PKK’nın silah bırakacağı kocaman bir yalan, sadece kabuk değiştirecek. KCK’nın tüm yapıları, PKK, YPG, PÇDK, PJAK tamamen silahsızlandırılmadan bölgeye asla huzur gelmez. Ve bu atılan adımlar bunu sağlamayacak."
12 Eylül benzetmesi
Çömez, süreç kapsamında görev yapacak kurul ve görevlilere getirilen hukuki, idari ve cezai sorumsuzluğa da karşı çıkıyor. Düzenlemeyi 12 Eylül döneminde darbecilerin kendilerine sağladığı hukuki korumaya benzetiyor:
“Bunun örneği darbe anayasasında var. 12 Eylül darbecileri, yaptıkları anayasaya geçici bir madde koydular ve kendilerini koruma altına aldılar. Ama yıllar sonra bu Anayasa değişti ve darbeciler yargılandı.”
İYİ Parti’nin milletvekili sayısının yasayı doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne taşımaya yetmediğini belirten Çömez, yasal ve anayasal haklarının yanı sıra Meclis İçtüzüğü’nün verdiği yetkileri kullanacaklarını söylüyor.
‘Bu özel affın çözüm olmayacağını biliyoruz’
Çömez, Meclis’ten geçen düzenlemenin terör sorununa çözüm olmayacağını savunuyor:
"AK Parti 24 yıldır terörü bitirmek için gerekli adımları atmamıştır. Pek çok adım atılmalıydı ama yapmadılar, yapamadılar. Ne yazık ki şimdi terör örgütüyle masaya oturdular ve pazarlık yaptılar. Bunun çok vahim sonuçları olacak."
Çömez’e göre çözüm, ekonomik, demokratik, hukuki, siyasi, kültürel, diplomatik, askerî ve istihbari adımların yanı sıra insan hakları ve özgürlüklerin tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün kurumsallaştırılması ve devlet kurumlarının şeffaf ve denetlenebilir şekilde yönetilmesinden geçiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


