CHP’de toplu işten çıkarma: ‘Özgür Özel’in otobüsünde olduğum için işten atıldım’

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin verilen "mutlak butlan" kararının ardından Genel Başkanlığa "atanan" Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde başlattığı işten çıkarmalara devam ediyor.
Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa dönmesiyle aralarında CHP Genel Sekreterlik Koordinatörü Gülümhan Gülten, foto muhabir Alp Eren Kaya ve Genel Başkan Kameramanı Serkan Balahan'ın da bulunduğu çok sayıda çalışanı “Kod 48” ile işten çıkardı.
- Nedir? Kod 48, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle iş akdinin bitirilmesine deniyor. Bu nedenler işten çıkarılan çalışanlar, kıdem ve ihbar tazminatı ile işsizlik maaşı gibi bazı haklardan yararlanamıyor. 46 kodu “işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” durumlarında kullanılırken yine işçinin haklarından mahrum kalmasına yol açıyor.
Bir adım geriden: 24 Mayıs’ta CHP Genel Merkezi’ne yapılan polis müdahalesi ve parti binasının “zorla” ele geçirilmesinden bir gün sonra, teknik ofisten üye kabul ofisine kadar pek çok birimden 24 kişi işten çıkarılmıştı. Genel merkeze yakın kaynaklar, işine son verilenlerin sayısının bayramdan sonra artacağını söylemişti.
Tazminatsız işten çıkarıldılar
İşten çıkarıldığını duyuran Gülümhan Gülten, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Onur nişanımdır! Hep tarihin doğru tarafında durmaya çalıştım çok şükür. CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'dir. Onunla ve tüm kadrolarıyla çalışmaktan onur ve gurur duyuyorum. Her şey onlarla tek bir gün birlikte çalışmaya değer. İyiler kazanacak, kötüler kaybedecek” dedi.
İşten çıkarılanlar arasında yer alan foto muhabir Alp Eren Kaya ise “Koltuklar değişir, yönetimler değişir, kararlar değişir. Ama verilen emek ve yaşananlar hafızalarda kalır! Yıllarımı verdiğim Cumhuriyet Halk Partisi’nden kayyum kararı sonucu olarak işime son verildi. İnsan bazen işinden değil, değerlerinden uzaklaşan yönetim anlayışlarından ayrılır. Ama gerçekler asla değişmez" ifadelerini kullandı.
Serkan Balahan: ‘Genel Merkez’de personel kalırsa tazminatsız işten atarız’ dediler’
Mahkeme kararıyla gelen CHP yönetimi, Genel Başkan Kameramanı Serkan Balahan’ı da 31 Mayıs’ta işten çıkardı. CHP’de çalışmaya Kemal Kılıçdaroğlu döneminde başlayan Balahan’ın 6 yıl 2 ay boyunca sürdürdüğü görevine, tek bir SMS’le son verildi.
Balahan, işten çıkarılmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı:
"İnandığım değerlerden vazgeçmediğim için ödediğim her bedel benim için bir şeref madalyasıdır. Ben bugün de tarihin haklı tarafında durduğuma inanıyorum. Yıllar sonra 6 yaşındaki oğlumun gözlerine bakarken, doğruları savunduğumu bilmenin huzurunu yaşayacağım.
Koltuklar, makamlar ve görevler gelip geçer; insanın vicdanı ise hep onunla kalır. Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde."

Aposto’nun sorularını yanıtlayan Balahan, işten çıkarılma sürecinin ani geliştiğini ve herhangi bir resmî bildirim yapılmadığını ifade ediyor:
“Bize herhangi bir açıklama yapılmadı, savunma yok, tebliğ yok. Yayın izleme ve sosyal medya ekibinden arkadaşlarımız, foto muhabirler çıkarıldı. Selin Sayek Böke’nin sekreter ve danışma kadrosu da işten çıkarıldı.”
Balahan, 24 Mayıs’ta CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesiyle girilen gün yaşananları şöyle anlatıyor:
“Genel Merkez’de müdahalenin olduğu gün Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Bey’den personele bir telefon geldi. ‘Genel Merkez’de personel kalırsa tazminatsız işten atarım’ dediler. Genel Merkez’de basın ekibi hariç herkes gitti, biz kaldık. Müdahale olduğunda da Genel Başkan’ın yanındaydık, görevimiz ve işimiz gereği onun yanında kalmamız gerekiyordu.”
Balahan, müdahalenin ardından Özel'in Meclis yürüyüşüne de katıldıklarını belirterek, daha sonra tüm personelin CHP Genel Merkezi'ne çağrıldığını söylüyor.
Ayrıca, atanan yönetimin geçen hafta Genel Merkez’de basın birimiyle yaptığı görüşmelerde birlikte çalışmaya devam edeceklerini ve kimseyi işten çıkarmayacaklarını söylediğini de ekliyor:
“Genel Başkan'ın Meclis yürüyüşüne de katıldık. Sonra bize CHP Genel Merkez personel grubundan ‘tüm personel genel merkeze gelsin’ diye bir mesaj geldi. Gittik, genel merkezde oturduk. Ertesi gün tekrar işe gittiğimizde Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez bizimle tanıştı. ‘Ayaküstü geldim, birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bayramdan sonra toplantı yapacağız, çok daha fazla çalışmamız gerekir, çok çalışacağız’ dedi ve odadan ayrıldı.”
30 Mayıs'ta ise personele genel merkez grubundan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bayramlaşma programı için "Tüm personel genel merkeze bekleniyorsunuz" mesajı geldi.
Balahan, resmî bayram izninde olduğu gün Kılıçdaroğlu'nun programına katılmadığını, bunun yerine Özgür Özel'in Güvenpark'taki bayramlaşmasını takip ettiğini söylüyor:
“Arife günü yarım gün işe gittik. Daha sonra bizim resmî bayram iznimiz başladı, aynı zamanda biz sendikalıyız. Rızamız olmadan bizi çalıştıramazlar. Ben o gün resmî iznimdeydim, Kılıçdaroğlu’nun bayramlaşmasına gitmedim. Özgür Bey’in bayramlaşmasına Güvenpark’a gittim çünkü Özgür Özel hem seçilmiş genel başkanımız hem de grup başkanımız. O duyarlılıkla Özgür Bey’in yanında oldum ve çekimlerini yaptım.”
‘Özgür Bey’in otobüsünde görüntülendiğim için işten atıldım’
Balahan’a göre, işten çıkarılmasının asıl nedeni devamsızlık değil, bu süreçte Özgür Özel’in yanında yer alması ve çekimlerini yapması:
“Tüm bunlardan sonra 31 Mayıs’ta 19.31’de de SGK’dan böyle bir mesaj geldi. 48 kodu onlar için bahane. Hem tazminatımı vermediler hem de resmî tatilde yasal hakkım olmasına rağmen işe gitmediğim için çıkarıldım. Üstelik o gün yönetimin tek bir kameraman ve fotoğrafçı çalışsın diye bir talebi vardı. Özgür Özel'in otobüsünde görüntülendiğim için işten atıldım.”
Kameraman, aynı gün Kılıçdaroğlu'nun bayramlaşma programında görev yapan bir çalışanın da aynı kodla işten çıkarıldığını belirtiyor:
“Şöyle trajik bir şey de var. O gün işe gidip çalışan, Kemal Bey’i çeken arkadaşımız da aynı kodla işten atıldı.”
Balahan, Kılıçdaroğlu dönemindeki çalışma temposuna ve yoğun mesai düzenine dikkat çekiyor:
“Ben Kılıçdaroğlu döneminde işe girdim. Yaklaşık 3,5 yıl boyunca, kampanya dönemine kadar tek kameraman olarak gece gündüz, hafta sonları da dahil olmak üzere, 1 TL bile mesai ücreti almadan her işinde yanında oldum. Her ile onunla gittim, 1 TL fazladan ücret almadım.
Bizim sendikal hakkımız aylık 45 saatlik çalışma süresini kapsıyor ancak ben hiçbir zaman bunun altında çalışmadım. Hep daha fazla çalıştım, hiç izin kullanmadım. Altı yıllık çalışma hayatım boyunca yalnızca bir kez, cenaze nedeniyle yıllık iznimden beş gün kullandım. Onun dışında yıllık izin de yapmadım. Sonucunda da bu kodla işten çıkarıldım.”
‘Özgür Özel’in ekibi bizimle çalışmaya devam etmişti’
Özgür Özel'in göreve başlamasının ardından çalışma koşullarının iyileştiğini ve o dönem hiç kimseni işten çıkarılmadığını ekliyor:
“Özgür Özel’in ekibi geldikten sonra bizimle çalışmaya devam ettiler. Basın danışmanımız Şevket Yaman ile çalıştık. Hatta sayımız da arttı ve daha insani koşullarda çalışmaya başladık. 2,5 yıl boyunca hepimiz işimizi severek yapmaya ve Genel Başkanlık makamına çalışmaya devam ettik.”
Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, işten çıkarmaların “idari tasarruf” kapsamında yapıldığını savunarak, “Fesih nedenlerini tek tek inceleyeceğim. Haklı fesihe ikna olmadığım bir şey varsa arkadaşlarımızın sözleşmelerini devam ettiririz. İşten çıkarmanın nedenlerini de paylaşacağız. İçeriden verilen yanlış bilgi varsa ‘özür diliyoruz, işinize devam ederiz’ deriz” dedi.
Balahan, bu açıklamaya tepki göstererek, “Atakan Sönmez’in açıklaması samimi değil, günah çıkartma gibi geldi bana. Bazı arkadaşlarımızı belki ararlar ama beni arayacaklarını düşünmüyorum” ifadelerini kullanıyor.
Balahan, sözlerini şöyle bitirdi:
"Ben seçilmiş Genel Başkanımızın yanında yürümeye zaten en başından beri karar vermiştim. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında durmayı düşünseydim çok büyük bir hata yapmış olurdum. Biz yine seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ile çalışmaya devam edeceğiz. Gerekirse gönüllü çalışacağız, dayanabildiğimiz kadar."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan devletleri ekonomik ve askerî olarak sınırlandıran CAATSA yaptırımlarına Aralık 2020’den beri maruz kalan Türkiye’ye ABD Başkanı Trump’tan müjde geldi. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen Trump, hediye paketini Erdoğan’a sundu: Yaptırımlar kalkacak, F-35 konusu ele alınacak.




