CHP’de olası kriz sonbahara ertelendi: Taraflar beklemeye geçti

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
CHP, uzun bir süredir yargıyla yatıp yargıyla kalkmak zorunda kalıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi odaklı operasyonlar, bu operasyonların sonraki gözaltı dalgaları, itirafçı ifadeleri, açılan yeni soruşturmalar… Daha bunlarla ilgili iddianameler hazırlanmadan şimdi de İzmir’den operasyon haberi geldi.
Ceza davalarıyla, tutuklamalarla, cezaevi ziyaretleriyle, bu konuyu anlatmak üzere yapılan mitinglerle, tutulan nöbetlerle geçirilen aylar var. Parti bir yandan dinamik bir görüntü kazanmış durumda ancak önemli bir yorgunluk yarattığına da kuşku yok.
Ama bütün bunların içinde belki de en yorucusu, bir yandan ceza soruşturmalarıyla ilgili bu mücadeleler verilirken bir yandan da kaleyi, yani genel merkezi korumak.
Mutlak butlan tartışması
“Mutlak butlan” kavramı, CHP kurultay davası tartışılana kadar hukukçular dışında kimse tarafından bilinmiyordu. Neden bilinsin ki zaten?
Şimdiyse gündemi biraz olsun takip eden hemen herkes kavramı biliyor ve tartışıyor. Sıradan sohbetlerde bile “Kurultayda mutlak butlana yol açabilecek bir şey yaşandı mı?” sorusuna yanıt aranabiliyor.
CHP’nin Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu kaybettiği, Özgür Özel’in genel başkanlığa seçildiği 38. Kurultay’ın ve sonrasında düzenlenen olağanüstü kurultayın iptali istemiyle açılan dava gündemi bu kadar işgal etmiş durumda.
İki taraf da mutsuz
Bu nedenle CHP başta olmak üzere bütün siyaset gündemi, 30 Haziran tarihine kilitlenmişti. Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, kurultayın iptali istemiyle açılan davada, 30 Haziran’daki duruşmada sözlü açıklamalara geçileceğini önceden duyurmuştu. Bu da davanın söz konusu duruşmada karara bağlanabileceği şeklinde yorumlanıyordu.
Ankara’da iddiaya girenler bile vardı. Kimi, duruşmada Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönmesine karar verileceğini savunuyor, kimi de çağrı heyetinin görevlendirileceğini, yeniden kurultay yapılacağını söylüyordu. Hemen herkes 30 Haziran’a göre hazırlığını yapmıştı.
Ancak beklenen olmadı.
Erteleme kararı verilmesi, partinin farklı kanatlarını mutsuz etti. Davanın bitmesi ve tartışmaların sonlanmasını isteyen CHP hukukçuları mutsuz.
Ekip kurdukları söylenen Kılıçdaroğlu’na yakın isimler mutsuz.
İktidar cephesi mutsuz.
YSK bile mutsuz.
Kritik açıklama
Ancak duruşma yine de önemliydi. Hâkimin duruşmada sarf ettiği şu sözler mutlaka not edilmeliydi:
“Bu celsede karar verecektik ama ceza yargılamasındaki görevsizlik kararının kesinleşmesini bekliyoruz. En azından yargılamanın hangi mahkemede yapılacağını görmemiz gerekiyor. burada bakacağımız iki seçim arasındaki süreler, seçim hakiminin görevi olduğu kısımlar bizi ilgilendirmiyor. Menfaat temini nedeniyle irade fesada uğramış mı uğramamış mı buna bakacağız? Menfaat temini olmuş da olabilir, siyaset menfaat işidir biraz da. Eğer menfaat işi olmasaydı milletvekili seçildikten 1 ay sonra istifa edenler de olmazdı. 1 ayda görüş değiştirmiyor sonuçta insanlar. Ceza davasındaki görevsizlik kararına itirazı, sürecin sonuçlanmasını bekleyeceğiz"
Aslında herkesin beklediği gibi karar çıkacağını ancak ceza davasıyla ilgili görev tartışmasının bekletici neden yapıldığını söyledi hâkim. Bir yandan da usul yönünden davayı reddetmeyeceğinin rengini verdi. Tartışmanın delegelerin iradesinin fesada uğrayıp uğramadığı noktasında olduğunu, bunun için de sadece “Çıkar sağlandı” açıklamasının yeterli olmadığını...
- Aslında duruşmadan hemen sonra, mahkemenin bekleyeceğini açıkladığı itiraz sonuçlandı. Söz konusu itiraz, aralarında görevden alınan, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu sanıklar hakkında, kurultaya şaibe karıştırarak, delegelerin iradesini fesada uğrattıkları iddiasıyla açılan ceza davasıyla ilgiliydi.
İddianamenin gönderildiği Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, suçlamaların ağır ceza mahkemesinin konusu olduğunu belirterek, görevsizlik kararıyla dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderdi. Bu karara Ankara Başsavcılığı itiraz etti. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, bu itirazı yerinde bularak davaya asliye ceza mahkemesinin bakmasına hükmetti.
Böylece, 30 Haziran’daki duruşmayı bu kararı beklemek için erteleyen Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin beklediği karar da duruşmadan sadece bir gün sonra verilmiş oldu. Kulislerde, davacı ve davalı tarafların başvurusu hâlinde, mahkemenin Eylül’deki duruşmayı erkene çekebileceği konuşuldu. Ancak böyle bir başvuru henüz yapılmadı.
İki taraf da beklemeye geçti
Erteleme kararı aslında kimseyi mutlu etmedi. Davanın tarafı olmadığını söylese de mutlak butlan tespiti yapılarak kurultayın iptali hâlinde göreve dönebileceğinin sinyalini veren Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin 1 Temmuz’da işbaşı yapmaya hazır oldukları Ankara’da uzun süredir konuşuluyordu. Birçok isme teklif gittiği, özellikle basın grubunun güçlendirilmek istendiği ifade ediliyordu.
CHP yönetimi ise partiyi tartışmaların gölgesinden çıkarmak için kararın bir an önce verilmesini istiyordu. Özellikle Yüksek Seçim Kurulu’ndan da “Mahkeme böyle bir karar veremez, bu konu YSK’nın yetki alanında” yönünde sinyal gelmesinin ardından beklenti yükselmişti.
Artık iki taraf da beklemeye geçmiş durumda. Kulislerde YSK’nın davadan büyük rahatsızlık duyduğu, olası bir iptal kararının anayasaya aykırılık oluşturacağı görüşünü taşıdığı konuşuluyor.
Ancak tartışmalar hukuki değil siyasi zeminde ilerliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu davayla en ufak ilgileri olmadığını söylese de CHP’yi bölebilecek gelişmelerin yaşanmasının bile ihtimal dahilinde olduğuna yönelik beklentiler çok taze.
- CHP’nin yaz boyunca bu tartışmalardan kurtulaması kolay değil. Duruşmanın erkene çekilmemesi durumunda “mutlak butlan” tartışmalarının da parti yönetimine yönelik gerilimin de süreceği anlaşılıyor.
CHP yönetimi, bu nedenle davayı artık tartışma konusu yapmama kararı almış durumda ama bu da çok kolay değil. Yargının gündeminde CHP var, CHP’nin gündeminde de yargı. Bu gündemden kurultay ile ilgili davayı çekip çıkarmak çok kolay olmayacak. Üstelik de bu operasyonlara paralel olarak kurultay davasını hedef alır biçimde yeni yeni tanıklar piyasaya sürülürken…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026




