Çift Terapisine Var Mısınız?

X, Y, Z yaklaşımları
Çift Terapisine Var Mısınız?

Bizim Y kuşağı için, “çift terapisine gidiyoruz” demek, ilişkimizde sorunlarımız var ve muhtemelen de ayrılacağız, ama köprüden önce son çıkış - bir duruma bakmak istiyoruz demek gibi bir şey. X kuşağı için ise, tamamen konu komşunun zorlamasıyla olacak ve büyük olasılıkla da gizlenecek bir tercihti. Peki Z kuşağıyla birlikte çift terapisi ne şekilde dönüşmüş olabilir, hiç düşündünüz mü?

The Guardian’da bu sene yer alan bir makaleye göre, Z kuşağındaki gençlerin çift terapisine başvurma olasılıkları bir önceki kuşaklara göre çok yüksekmiş. Hatta, bu çiftlerin çoğunluğu da, 1 seneden az bir süredir ilişkide olan ve evli olmayan çiftlermiş.

Z kuşağının, bir önceki kuşaklara göre zihinsel sağlıklarına çok daha fazla önem gösterdiklerine kendi yaptığım çalışmalarda da şahit oluyorum. Buna hiç şaşırmıyorum, çünkü Y kuşağı olarak bizim kuşak da, bir önceki X kuşağına göre bu konuda daha istekli. Psikiyatri Derneği de, Z kuşağının %37'sinin terapi için danışmanlık aradığını, bunu %35 ile Y kuşağının yakından takip ettiğini bildirmiş. Tabi bu arada, NY Post’ta yer alan bir haberde yer aldığı üzere, sağlık konusunda takıntılı olarak görülen bu genç kuşağın, bu ruhsal konulara çok fazla para döküp dökmediği de diğer nesiller tarafından merak edilen konulardan biriymiş.

Çift terapisinde 30 yaş altındaki bireylerin talebinin artmasının sebebi ise, ilişkide yaşanan krizleri ya da büyük bir krizi çözmekten ziyade, ilişkiye bakım verme, ilişkiyi iyi tutabilme arzusundan kaynaklanıyormuş. Yani aslında bir takım problemler kördüğüm haline gelmeden, süreç içerisinde bir aracı yardımıyla iletişimi iyileştirmek de diyebiliriz belki buna.

Terapist arkadaşlarım daha iyi bilirler, ancak bana sorarsanız terapinin amacı, bir şeyleri yumurta kapıya dayandığında çözmekten ziyade, o yumurtanın yuvarlanma ve çatlama emareleri görüldüğünde iyileşme yöntemlerini devreye sokabilmek. Yani bir terapinin başarıya ulaşması için bu şekilde olması daha sağlıklı gibi gözüküyor.

The Guardian’da yer alan makalede, terapi sonrası görüşülen çiftlerden bir tanesi "Onaylanmış hissetmemize ve ilişkimiz için orada olmamıza yardımcı olacak birinin olması harika hissettirdi" diye açıklamış ve devam etmiş: ”Yoga eğitmenlerinin her zaman söylediği gibi, 'Bugün mata çıktığın için kendine teşekkür et.' Sadece terapi sürecine katılmayı taahhüt etmenin dahi bizim için çok büyük bir dönüm noktası olduğunu hissediyorum.”

Yine makalede söz verilen ilişki danışmanı Lia Holmgren, "Eski nesiller terapiyi akıl hastalığının tedavisi olarak düşünürler, bir terapist aramak için bazı sorunlarınız olmalı ve akıl hastası olmalısınız. Artık aşık olan çiftler, bunun bitmesinden endişe ediyor ve iletişim tekniklerini öğrenip, birbirlerini daha başlarda daha iyi anlamayı tercih ediyor." diye çok güzel açıklamış durumu.

Gerçekten de bu zamana kadarki ilişkilerinizi bir gözden geçirdiğinizde, bazen o sırada kendinizle ve birbirinizle çalışıyor olsaydınız (çalışmaktan kastım zihinsel olarak, ilişki üzerine yapılan yatırımlar), ilişki sürecinin daha farklı olacağını tahmin ettiğiniz durumlar yok mu? Oysa biliyorum ki, herhangi bir zaman ilişkinin içinde çok kriz olmadan böyle bir teklifle karşı tarafa gittiğinizde, ya da etrafınıza bunu söylediğinizde, birçok kişi size sorunlu olarak bakabilirdi değil mi?

Umarım dünya genelinde yeni kuşaklar bu konuda ön yargıları yıka yıka hayatlarına devam eder ve gerekli destekleri de alarak, ilişkilerde iyileşmeyi tercih ederler.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

SEN, BEN VE DİĞERLERİ

İlişkideyiz

11 Eyl 2022

pixabay

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR