“Circularity Gap Report 2022” İncelemesi

Genel özet, eleştiriler, yorumlar
“Circularity Gap Report 2022” İncelemesi

Herkese merhaba. Bu haftaki yazımızda globalde döngüsel ekonominin yerini anlamamıza olanak tanıyan ve Hollanda, Amsterdam’da yer alan Circle Economy tarafından hazırlanan “Circularity Gap Report 2022” raporunu inceleyeceğiz. Bildiğiniz gibi döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalar gün geçtikçe artıyor ve globalde bu alanda çalışan araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları veya direkt olarak döngüsel ekonomi alanında danışmanlık veren kuruluşların sayısı hızla artıyor.

Döngüsel ekonominin hızla yayılmasını elbette olumlu bir süreç olarak görüyor ve takip ediyoruz. Bu kuruluşların çalışmaları devletlere ve şirketlere çok değerli çıktılar sağlarken, doğru politikaların hazırlanması ve döngüsel dönüşüm sürecinin doğru stratejilerle yürütülmesi adına ayrı bir önem taşıyor. Bu kuruluşlar arasında önemli bir yere sahip olan Circle Economy ise Amsterdam’da 2008 yılından beri çalışmalarını sürdürüyor. Bu yazımızda elbette Circle Economy’ye değil, 5 yıldır düzenli olarak yayımladıkları “Circularity Gap Report”a odaklanacağız. 20 Ocak 2022 günü yayımlanan 2022 yılına ait rapora geçmeden önce, raporun nasıl hazırlandığı ve global “döngüselliği” nasıl ölçtüğüne kısaca bakmak gerekiyor.

“Circularity Gap Report” nedir?
Rapor temelde odaklanılan ekonomik sistemlerdeki malzeme akışlarının izlenmesi ve buralardaki verilerin doğru şekilde analiz edilmesi ile hazırlanıyor. Bu materyal akışlarının izlenmesi için “akış diyagramı” olarak bilinen ve farklı alanlarda kullanılan Sankey diyagramlarını kullanıyorlar. Global malzeme verilerini ve bu malzemelerin haritalandırması odaklı hazırlanan rapor, tüm verilerini uluslararası güvenilirliği olan veri seti sağlayıcılarından temin ediyor.Önceki raporlara kısa bakış
Giriş bölümünde belirttiğimiz gibi, bu sene raporun 5.si yayımlandı. Önceki raporlara detaylıca bakmayacağım ama kısa bir özet vermek gerekirse;
-2018 yılında global ekonominin %9,1'i döngüsel ekonomi ile işliyordu,
-2020 yılında, bu oran %8,6'ya düştü,
-Pandemi ile birlikte ise bu oran 2021 ve ne yazık ki 2022 raporlarında da %8,6 olarak açıklandı.

2019 yılında, tam da pandemi öncesi gördüğünüz gibi global döngüsellik oranında bir artış görülüyor. Fakat pandemide hem tüketicilerin hem de üreticilerin atık oluşumu ve malzeme kullanımı gibi çok temel ve önemli alanlara odaklanmamaları dolayısı ile oran yeniden düşüyor. Global ekonomi hala pandemi etkisi ile uğraştığı için oranın artmıyor olması mantıklı gelebilir. Fakat iklim krizinin pandeminin bitmesini beklediğini düşünmek çok da doğru olmayacak.

Circularity Gap Report 2022 incelemesi
Paris İklim Anlaşması ile birkaç ay önce Glasgow’da gerçekleşen COP26 arasında geçen 6 yıl içerisinde global ekonomimizin döngüsellik oranı artmak yerine azaldı. Ayrıca bu 6 yılda, globalde yarım trilyon tondan fazla işlenmemiş materyal gezegenimizin kaynaklarından elde edildi. Gezegenimizin bize sunabildiklerinden %70 daha fazla tüketmeye devam ediyor ve bu oranı her geçen yıl artırıyoruz. Bu elbette daha fazla devam edemeyeceğimiz bir tüketim çılgınlığı.

Rapor bültenimizin “Ayrıntı” bölümünde değineceğimiz 21 adet çözüm önerisi sunuyor. Bu çözümlerin şirketler, şehirler ve devletler nezdinde uygulanması ile %28 oranında malzeme kullanımı ve işlenmemiş malzeme talebini azaltacağı öngörülüyor. Bu %28’lik azalmanın, global sera gazı emisyonunu da %39 oranında azaltacağı raporda belirtilen detaylı hesaplamalarla gösteriliyor. Tüm bu gelişmeler de gezegenimizin sıcaklığını 1.5 derecenin altında tutma yolunda en önemli desteği sağlayacak. Raporda dikkat çekilen bir diğer konu da bizim de önceki yazılarımızda defalarca bahsettiğimiz yenilenebilir enerji kaynakları. Bildiğiniz gibi globalde yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş hızlıca devam etmekte. Fakat göz ardı edilen en önemli noktayı tekrar hatırlatalım; yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması toplam karbondioksit salımının %55’inin önüne geçebilir. Geri kalan %45’li oran tamamen malzeme kullanımının bulunduğu inşaat, tekstil, gıda ve ulaşım gibi üretim odaklı sektörlerden geliyor. Bu nedenle tüm dünyayı yenilenebilir enerji kaynakları ile donatsak bile, geri kalan süreçlerimizde değişiklik yapmadığımız sürece, iklim krizi ile mücadelede beklenen etkiyi yakalama şansımız olmayacak. Çünkü durum, bazı iyileştirmelerle önüne geçilecek aşamayı çoktan geçti. Raporun kalanına geçmeden önce malzeme kullanımı ile ilgili verileri de hızlıca paylaşalım ki, döngüsel ekonomi adına adım atmadığımız her an ne kadar kötü bir yolda ilerlediğimizi sayılarla da kanıtlamış olalım.

Kendilerini insanlığın geleceği için ortak bilgi paylaşımı yapan dünya vatandaşları grubu olarak tanımlayan bir düşünce kuruluşu olan Club of Rome(Roma Kulübü), 1972 yılında “The Limits to Growth” kitabını yayımladı. Bu kitap gezegendeki kaynakların, ekonomik büyüme oranlarımızı karşılayamayacağını detaylıca anlatan bilimsel bir kitap olarak önemini hala korumakta.

-Kitabın yayımlandığı 1972 yılında globalde 28,6 milyar ton materyal kullanılıyordu,
-2000 yılına geldiğimizde bu oran 54,9 milyar tona yükseldi,
-Paris İklim Anlaşmasının imzalandığı 2015 yılında malzeme kullanımımız 89,9 milyar tona yükseldi,
-Paris Anlaşması ile bazı şeylerin düzeldiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, COP26’nın yapıldığı 2021 yılında malzeme kullanımımız 101,4 milyar tona yükseldi.
-Son olarak da, yapılan araştırmalara göre döngüsel ekonomiye geçmediğimiz ve mevcut sistemimizi devam ettirdiğimiz süreçte, 2050 yılında toplamda 170 ila 184 milyar tonluk malzeme kullanımı öngörülmekte.


Tüm bunların yanında dikkat çeken en önemli sorun ise şu; bu malzemelerin sadece %8,6’sı yeniden döngü içine giriyor ve tekrar kullanılıyor. Geri kalan %90’dan fazla materyal kullanım sonrası atık haline geliyor.

Raporda ekipçe etkilendiğimiz en önemli bölüm ise toplumun ihtiyaçlarına yönelik çözümleri, gezegenin limitlerini hesaba katarak karşılayabilecek öneriler sunulan bölüm. Önceki yazılarımızı takip eden okurlarımız hatırlayacaktır; global ekonomik sistemimiz sadece ekonomik büyüme odaklı uzun yıllardır. İklim krizi konusunda bilinç arttıkça çevresel etkiler de devreye girmeye başladı. Fakat bu sistemlerin en önemli unsurlarından olan sosyal etkiler halen göz ardı edilmekte. Üretimi, politikaları güncelleyerek, tüketicilerin yaşamlarına etki etmenin istenen verimi sağlamayacağını ne yazık ki hala kabul etmiş değiliz. Gıda israfına odaklanırken, gıdaya erişim sorununu göz ardı ediyor, elektrikli araçlarımızı geliştirmeye çalışırken, bir kova suya ulaşmak için kilometrelerce yürümek zorunda kalan insanları unutuyoruz. Sosyal adalet, eşitlik ve birliktelik temelli bir sistem tasarlamadığımız sürece, döngüsel ekonomiye geçmiş olmamızın pek bir anlam ifade etmeyeceğini artık hepimiz anlamalıyız.

Yazının sonuna yaklaşırken rapor ile ilgili bir diğer önemli bilgiyi de paylaşalım. Rapor yukarıda da bahsettiğimiz gibi sosyal ihtiyaçlar odaklı 21 adet atılması gereken adım sunuyor. Bu ihtiyaçları beslenme, barınma ve sağlık temeline dayandıran rapor, bunun yanında her ülkenin farklı dinamiklere ve kültüre sahip olduğunu, bu nedenle de farklı adımların atılması gerekeceğini ifade ediyor. Toplumsal bir dönüşüm sürecindeyken bu yaklaşım gayet doğru diyebiliriz. Bunu desteklemek adına da döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde insanlığın temel ihtiyaçları göz önüne alındığında henüz sürecin başında olan ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve ileriye yönelik adım atabilecek gelişmiş ülkeler için farklı öneriler sunuluyor.

Rapora gelen yorumlar ve düşüncelerimiz
Rapor, döngüsel ekonomi ile ilgili detaylı bilgiler ve öneriler sunuyor olsa da elbette hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bunlardan en önemli ve dikkat edilmesi gereken ise, raporun canlı yayında tanıtımı sırasında çevrimiçi bağlantı ile davet edilen ve döngüsel ekonomi teriminin “isim vereni” olarak anılan Walter R. Stahel’in yorumları. Stahel ile ilgili detaylı bilgi vermeyeceğiz fakat kendisi aslen bir mimar olmasının yanında döngüsel ekonomi, sürdürülebilirlik, ürün yaşam döngüleri gibi bugünlerde çok popüler olan konularla ilgili 1970’lerden beri çalışmakta. O nedenle bu ekosistem içerisinde çok önemli bir yere sahip diyebiliriz. Yazıyı daha fazla uzatmamak adına Stahel’in yorumlarını kısaca paylaşalım;

-Ne kadar yeni materyalin sisteme girdiği veya ne kadar materyalin atık haline geldiği değil, elimizde mevcutta kullanmadığımız ne kadar materyal olduğu bilgisinin eksikliğine dikkat çekiyor,
-Gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki adaletsizliğin ön plana çıkartılması ve araştırmalarla stratejilerin bu adaletsizlik göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini öneriyor, etik düşünmeden çözüm bulamayacağımızı belirtiyor,
-Stratejileri belirlerken “istekler” ve “ihtiyaçlar” olarak ayrım yapılması gerektiğini düşünüyor. Örnek olarak gıdaya erişim bir ihtiyaç iken, elektrikli arabalar bir istek olarak düşünülebilir,
-Elektrikli ulaşım çözümlerine şüphe ile yaklaşmak gerektiğini savunuyor. Kullanılacak materyaller dolayısı ile elektrikli araçların %50 daha ağır olacağını bu nedenle daha çok malzeme kullanılacağını ve elektrikli olunca direkt olarak zararsız olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor,
-Bugüne kadar hep kaynaklara bağımlı teknolojiler geliştirdik, bu düşünce yapısı dolayısı ile bulunduğumuz bu noktadayız, bu düşünce yapısını değiştirmeliyiz,
-İşlenmemiş materyallerin pahalı, ikinci el materyallerin ucuz olmasını fırsata çevirerek sermaye yapılarımızı buna göre güncellemeliyiz,
-Yatırımcılar bu dönüşüm sürecindeki en önemli harekete geçiricidirler,
-Bugüne kadar hep nicelik ölçtük, aslında niteliğin ölçülmesini değerli kılmamız gerekiyor (GSMH, üretim kapasitesi, tüketim, satış rakamları yanlış olduğunu iddia ettiği bazı özellikler)


Walter R. Stahel’in yorumları hakkında ne düşünürsünüz bilemiyoruz, ama biz oldukça hak veriyoruz kendisine. Aynı zamanda bu yorumları raporun tanıtıldığı canlı yayında yapmış olması da etkiyi bir nebze artırıyor, ne dersiniz? 😊 Hatta şu anda Circle Economy’den bazı üst düzey yöneticilerin Stahel’e rapor ile ilgili olumlu yorumu olup olmadığını sitemkâr bir şekilde sorduğunu da söylemiş olalım.

Bizim düşüncemiz ise şu şekilde; döngüsel ekonomi alanındaki her türlü adım elbette olumlu karşılanmalı. Bu rapor, Stahel’in dediği noktalar göz ardı edilince elbette fazlası ile pozitif etkiye sahip. Fakat bu pozitif etkinin devam etmesi için her zaman önerdiğimiz iki temel konuyu belirterek yazıyı tamamlayacağız. İlki duymaktan sıkıldığınız ama en önemli adım olan eğitim ve bilinç. Döngüsel ekonomi sadece üreticilerin daha az plastik kullanarak ürün üretmesi, kimyasal süreçlerin azaldığı gıda üretim süreçlerinin azalması ile erişilebilecek bir sistem değil. Görevi, pozisyonu, sosyal statüsü ne olursa olsun her bireyin düşünce yapısını kavradığı, temel prensiplerini öğrendiği ve hayatının her alanında bu prensiplere göre yaşamaya çalıştığı bir düzen mümkün olursa erişilebilecek bir ekonomik sistem. Bu da ikinci en önemli unsur olan, global birliktelik ve çalışmalar ile yaratılacak global bir yol haritası ile mümkün olacaktır. Hollanda’nın %100 döngüsel olduğu, Finlandiya’nın eğitim sisteminde döngüsel ekonomiyi temel aldığı, AB’nin kendi başına döngüsel ekonomi çalışmaları yaptığı bir düzende, ne yazık ki döngüsel bir ekonomiden bahsetmemiz mümkün olmayacak. Pandeminin bize öğrettiği belki de en önemli şey, dünyanın birbiri ile tamamen bağlı olan bir sisteme sahip olması. Bu da birlikteliğin ve beraber çalışmanın önemini göstermek için yeterli diye düşünüyoruz.

Circularity Gap Report 2022’de yer verilen 21 adımlık yol haritasını inceleyeceğimiz bültenimizin Ayrıntı bölümünü okumanızı tekrar hatırlatıyor ve iyi haftalar diliyoruz,

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

“Circularity Gap Report 2022” İncelemesi

Genel özet, eleştiriler, yorumlar

27 Oca 2022

“Circularity Gap Report 2022” İncelemesi

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR