Çocuk işçiliği

Çocukların çalışmasına yol açan bütün toplum dinamikleri, sosyal devlet anlayışı ekseninde yapılandırılmalı ve çocuk emeğinin sömürülmesinin derhal önüne geçilmelidir.
Çocuk işçiliği

(Çizim: Olçar Yiğen)

Çocuk işçiliğine karşı engel olmak amacıyla her yıl 12 Haziran, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir. Şüphesiz çocuk işçiliği farklı kültürlerde yaş ve etkileri açısından farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Türkiye’de 18 yaşını geçmemiş herkes çocuk şeklinde tanımlansa da; 15 – 18 yaş arası çalışanlar genç işçi, 14 – 15 yaş arası çalışanlar ise çocuk işçi olarak sınıflandırılıyor.

Gerek uluslararası plandaki gerekse Türkiye’deki yasalar, çocuk işçiliğinin ve emek sömürüsünün önüne geçmek adına birçok düzenleme içeriyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, taraf devletlere çocukların çalışma koşullarını iyileştirmeye ilişkin yükümlülükler atfediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Asgari Yaş Sözleşmesi de çocuk işçiliğini ortadan kaldırmayı hedefleyerek; en az 15 yaşını doldurmuş olan çocukların, fiziksel ve zihinsel gelişimlerini engellemeyecek işlerde çalıştırılabileceğini öngörüyor.

Türkiye özelinde bakıldığında ise; Anayasa’da, “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz” ibaresi yer alırken, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ise çocukların ağır şartlar altında çalışmalarına karşı düzenlemeler içermektedir. Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre, ancak 14 yaşını doldurmuş çocukların, gelişmelerine veya sağlık ve güvenliklerine zararlı etki ihtimali olmayan işlerde ve eğitim yaşantılarını sekteye uğratmayacak şekilde çalışmalarına izin veriliyor.

Ancak söz konusu yasal düzenlemelerin uygulanması, pek çok alanda olduğu gibi çocuk işçiliği örneğinde de yetersiz kalmaktadır. ILO’nun 2017 tarihli Çocuk İşçiliğine Dair Küresel Tahminler başlıklı raporuna göre, dünyada toplam 152 milyon çocuk, diğer bir ifadesiyle her 10 çocuktan biri işçi olarak çalışıyor. Bu çocuklardan, sağlık ve gelişimi etkileyen tehlikeli işlerde çalışanların sayısı da 73 milyonun üzerinde. Çocuk işçiliğinin sektörlere göre dağılımda, tarım açık ara başı çekerken, onu hizmet ve sanayi branşları takip ediyor.

TÜİK tarafından hazırlanan Çocuk İşgücü Anketi 2019 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’de en az 720 bin çocuk işçi olduğu saptanırken, çalışma yaşının beşe kadar indiği örnekler görülüyor. Büyük çoğunluğu, aile ekonomisine yardımcı olmak için çalışan çocukların yüzde 34’ü çalışırken okula devam edemiyor. Yüzde 13'ünün ise çocuk gelişimine uygun olmayan bir ortamda çalıştığı, yüzde 11'inin de kimyasal madde, toz, duman ve diğer zararlı gazlara maruz kaldığı görülüyor.

Çocukların yaptığı işlerin tamamı, ortadan kaldırılmak istenilen çocuk işçiliği kategorisine girmeyebilir. Hatta çocukların kişisel gelişimlerine zarar vermeyen ya da eğitimlerini aksatmayan işler, onlara çeşitli beceri ve deneyimler kazandırıp, yetişkinlik dönemi için bir hazırlık da olabilir. Fakat yukarıda bahsedilen istatistiklerde görüldüğü üzere; çocuk işçiliği büyük ölçüde, fiziksel ve zihinsel gelişimi devam etmekte olan ve eğitim hayatına devam etmesi gereken bireylere karşı bir emek sömürüsünden öteye gidememiştir. Çocukların hangi sebeple olursa olsun işçi sıfatıyla çalıştırılmaları, onların en doğal hakkı olan oyun hakkının veya eğitim hakkının ellerinden alınmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, çocukların çalışmasına yol açan bütün toplum dinamikleri, sosyal devlet anlayışı ekseninde yapılandırılmalı ve çocuk emeğinin sömürülmesinin derhal önüne geçilmelidir.

Elif Ay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Çocuk işçiliği, Brezilya ve yolsuzluk

Etik ve Uyum Bülteni #24

20 Haz 2021

Çocuk işçiliği, Brezilya ve yolsuzluk

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR