COP28'in ardından

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
197 ülkeden temsilciler, çeşitli sektör grupları ve sivil toplum temsilcilerinin biraraya geldiği Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nin bu yılki oturumu COP28, 12 Aralık'ta sona erdi. Konferansın ana tartışma konularını ve takip edilmesi gereken başlıkları daha önce aktarmıştık. Bu hafta, konferansta alınan kararlar ve Dubai'nin ev sahipliğiyle ilgili devam eden tartışmalara odaklanacağız.
İklim değişikliğiyle mücadelenin finansmanı ve fosil yakıtların kullanımının sonlandırılması gibi yıllardır süregelen birçok tartışmayla başlayan COP28, geçen hafta sona erdi. Çözümsüz kalan bütün tartışmalara rağmen, küresel anlamda birçok ilke imza atılan iki haftayı geride bıraktık.
Öne çıkan başlıklar
- Fosil yakıtları aşamalı azaltım hedefi
Dubai’de düzenlenen zirvenin şüphesiz en dikkat çeken kararı katılımcı ülkelerin "fosil yakıtları aşamalı olarak azaltma" hedefi konusunda ortak bir karara varabilmesi oldu. COP'un 28 yıllık serüveninde bir ilk olan bu ifadenin net sıfır hedefleri doğrultusunda tatmin edici olduğunu söylemek maalesef mümkün değil. Öte yandan 200’e yakın ülkenin katıldığı konferansta Suudi Arabistan’ın başını çektiği, çoğunluğu OPEC üye ülkelerinden oluşan muhalif koalisyonun bu kararın altına imza atmış olması belki de önümüzdeki yıllarda daha da hız kazanacak tarihî bir sürecin ilk adımı olarak görülebilir.
- Yenilenebilir enerji kapasitesi
Konferansın dikkat çeken bir başka kararı ise 118 ülkenin, 2030’a kadar yenilenebilir enerji üretim kapasitelerini üç katına, enerji verimliliği katsayılarınıysa iki katına çıkarmayı öngören anlaşmaya imza atmaları oldu.
- İklim finansmanı
Zirvenin merakla beklenen konularından biri, ilk defa geçen yıl COP27’de gündeme gelen küresel iklim değişikliğiyle mücadele acil durum fonuydu. İklim değişikliğinin doğrudan etkilerinin yoğun olarak yaşandığı, gelişmekte olan ülkelerin afet durumları ve sonrasındaki arama-kurtarma ile yeniden yapılaşma süreçlerinde başvurabilecekleri küresel bir Kayıp ve Zarar Fonu'nun yaratılması fikri, 2021’de Güney Hindistan’da meydana gelen bir sel felaketi sonrasında ortaya çıkmıştı.
Zirvenin ilk gününde kurulması için anlaşmaya varılan fona ilk aşamada Almanya, BAE, Birleşik Krallık, ABD ve Japonya toplamda 800 milyon dolara varan bir bütçe ayrılması taahhüdünde bulundu. Her ne kadar fonun kurulması için atılan somut adım pozitif karşılansa da çeşitli araştırmalara göre gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki 10 yıl içinde yaşayacağı tahribatın boyutunun söz konusu taahhütlerin çok üstünde olduğunu da hatırlamakta fayda var. Birleşmiş Milletler ve Greenpeace işbirliğinde yapılan tahminler, fona ayrılacak meblağın 100-400 milyar dolar seviyesinde olması gerektiğine işaret ediyor.
- Sultan Al Jaber: İklim konferansının başındaki petrol devi CEO’su
COP’un ev sahipliği her yıl Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen bölgesel sınırlar çerçevesinde başka bir kıtada yapılıyor. 2022’de Afrika’yı temsilen Mısır’da yapılan konferansın ardından Birleşik Arap Emirlikleri, Asya-Pasifik Bölgesi adına COP28’e ev sahipliği yapma teklifinde bulunmuştu. Bölge ülkelerinin desteğiyle alınan karar beraberinde birçok tartışma yaratmıştı.
Birleşik Arap Emirlikleri dünyanın en büyük fosil yakıt üreticileri arasında yer almakla birlikte gelecek beş yıl içinde üretimini yaklaşık %51’lik bir artışla yıllık 7,4 milyar varil seviyesine çıkarmayı planlıyor. Bu hedef doğrultusunda 2022’nin sonunda ülkenin ulusal petrol şirketi ADNOC 150 milyar dolarlık yeni yatırım planını duyurmuştu.
Hâlihazırda uluslararası tepkinin odak noktası olan BAE, Abu Dhabi Ulusal Petrol Şirketi'nin (ADNOC) CEO'su Sultan Al Jaber'i zirvenin başkanlığına atayarak konferansın yönetimi ile ilgili ciddi bir çıkar çatışması olduğu kaygılarını körüklemişti.
Tepkiler Al Jaber’in, COP’un hemen öncesinde, Küresel İklim Raporlama Merkezi tarafından düzenlenen bir oturumda fosil yakıtların kullanımının durdurulmasıyla iklim değişikliğinin önlenmesi arasındaki ilişkiyi gösteren hiçbir bilimsel kanıt olmadığını iddia etmesiyle daha da güçlendi.
Ne var ki Al Jaber’in çevresindeki skandallar bununla sınırlı kalmadı. Konferansın başlamasına günler kala 27 Kasım’da BBC’nin ortaya çıkarttığı belgeler, Al Jaber’in başkanlığıyla ilgili endişeleri doğrular nitelikteydi. BBC’nin ulaştığı 15 toplantı brifinginde, Al Jaber’in petrol ve doğalgaz satışı konusunda işbirliği üzerine katılımcı ülkelerle görüşmeyi planladığı yer alıyordu. Söz konusu belgeler Almanya, Brezilya ve Suudi Arabistan başta olmak üzere pek çok ülkeyle petrol ve LNG tedariği, Latin Amerika’da yapılacak rafineri ihaleleri gibi konuları içeriyordu.
COP sürecinde iş anlaşmaları üzerine görüşmenin doğurduğu etik probleminin ötesinde, ortaya çıkan durum Al Jaber’in doğrudan ilgili BM direktifini de çiğnediği anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne göre COP dönem başkanının tarafsızlık ilkesi doğrultusunda “Taraflı, peşin hükümlü, kayırmacı, kişisel çıkarlar doğrultusunda, tercih veya davranışta bulunmaması; sağlam, bağımsız ve adil muhakemeye dayalı olarak hareket etmesi” bekleniyor.
- Ya Türkiye?
Konferansa bu yıl ilk defa cumhurbaşkanı düzeyinde de katılım gösteren Türkiye’yi toplamda 50 kişilik bir delegasyon temsil etti. Ne yazık ki bu geniş çaplı katılım, ülkenin iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki özverisinin bir yansıması olmadı. Zirvenin en önemli konu başlıkları olarak sıraladığımız üç kararın da parçası olmamayı tercih eden Türkiye, Kayıp ve Zarar Fonu'ndan yararlanacak ülkeler arasına girmek istedi, ancak bu konudaki teklifi reddedildi. Bu durumun ardından Türk delegasyonu taleplerinin karşılık bulmamasını gerekçe göstererek konferansın kapanış bildirisine imza atmamayı ve 2030’a kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmayı öngören taahhüdün parçası olmamayı tercih etti.
Türkiye, İklim Değişikliği Başkanlığı'nın sitesinden yapılan açıklamaya göre İklim Kulübü, Kritik Ham Maddeler Kulübü, Dayanıklı Gıda Sistemleri, Sürdürülebilir Tarım ve İklim Eylemine ilişkin Emirlik Deklarasyonu, Buzul Dostları Grubu, Çimentoda Atılım, İklim İçin Mangrov İttifakı, COP28’de Eğitim ve İklim Değişikliği Ortak Gündemi Bildirgesi, İklim ve Sağlık Deklarasyonu, İklim Eylemi İçin Yüksek Hedefli Çok Düzeyli Ortaklıklar Koalisyonu’na (CHAMP) imzacı oldu.
COP28 gerek sonucunda alınan kararlar gerekse süreç içinde yaşanan skandallarla son yıllarda adından en çok söz edilen iklim konferansı oldu diyebiliriz. Konferansın kapanış bildirisinde ilk defa fosil yakıt tüketiminin azaltılmasına değinilmesi ve iklim finansmanı konusunda atılan somut adımlarla birlikte tarihî kararlara tanıklık ettik. Tarihî olmakla birlikte henüz etki bakımından yetersiz görünen bu kararların gelecekte atılacak daha büyük adımlara alan açıp açmayacağını hep birlikte gözlemleyeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.



