COP26 Gündemi: İklim Mücadelesi Zirve'den Umudunu Kesiyor

Anlaşmaların yasal boşlukları, uzmanlar ve iklim aktivistlerin tepkisini artırıyor.
COP26 Gündemi: İklim Mücadelesi Zirve'den Umudunu Kesiyor

Küresel Isınma Riskini İlk Defa İki Derecenin Altına Çektik


Geçtiğimiz haftanın bülteninden hatırlayacağınız üzere Hindistan ulusal niyet beyanını güncelleyeceğini açıklamış ve 2030 yılına kadar enerji üretiminin yarısını yenilenebilir enerjiden sağlayacağını ve 2070 yılında da net sıfıra ulaşacağını açıklamıştı.

Özellikle Hindistan gibi gelişmekte olan, nüfusu bir milyardan fazla olan bir ülkenin böyle bir niyet beyanı vermesi, uzmanların küresel ısınma öngörülerini aşağıya çekmiş görünüyor.

Melbourne Üniversitesi'nin ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaptığı hesaplamalar şu anda COP26 için hazırlanmış niyet beyanlar ve özellikle Hindistan’ın bu hamlesi ile küresel ısınmayı iki derecenin hemen altında yani 1,8 ile 1,9 derecede tutabileceğimizi öne sürüyor.

Geçtiğimiz yıla göre net sıfır hedeflerini açıklayan ülkeler artık küresel GDP’nın %90’ını üretmekte. Durum böyle olunca, tarihte ilk defa küresel ısınmayı iki derecenin altında tutma şansımız %50’den yukarı çıkmaya başlamış durumda.

Bu hedef, maalesef Paris İklim Anlaşması’nın hedefi olan bir buçuk dereceden hala yüksekte ve iki dereceye çok da güvenilir bir uzaklıkta değil.

Buna ek olarak, Pasifik halkları ve iklim değişikliğinden dolaylı olarak etkilenen toplulukların yaşam alanları geri dönmeyecek şekilde sular altında kalma riski taşıyor.

1,5 dereceye ulaşmak içinse, finansal olarak gelişmekte olan ülkelere yardım sağlanmalı ve verimlilik ile yenilenebilir enerji teknolojileri artık norm haline gelmeli.

Eğer küresel ısınmayı durduracaksak, bunu bütün toplumların daha iyi bir şekilde yaşadığı bir sonuca bağlamak zorundayız. Yoksa önümüzdeki bu dönüşüm sürecini kaçırmış ve zengin toplulukların fakir topluluklara yönelik suçlarını tekrarlamış olacağız.

Bu yüzden 2030 yılına kadar küresel emisyonların %45 oranında azaltılmasını adil bir dönüşüm ile yapmamız gerek. COP26 ise bu hedefe şimdilik ulaşacak gibi görünmüyor.

Yine de, atılan bazı adımlar bize en azından finansman konusunda gelecek 5 yılın farklı olacağını gösteriyor.

Paranın Yönü Yenilenebilire

Özellikle COP26’nın üçüncü gününde anlaşılan ve şu ana kadar otuza yakın ülkenin ve finansal kuruluşun, önümüzdeki yıl itibarı ile sınırları dışındaki fosil yakıt projelerine finansal desteği keserek, bu desteği temiz enerjiye yönlendirmeye söz vermesi önemli bir adım oldu.

Zira bu ülkeler arasında ABD, Birleşik Krallık, Danimarka, Almanya gibi ülkeler ve Avrupa Yatırım Bankası gibi dev finansal kuruluşlar var.

Uzmanlar bu anlaşma ile beraber potansiyel olarak 21 trilyon dolarlık bir bütçenin temiz enerjiye yatırılacağını düşünüyor.

350.org’dan Mahir Ilgaz kamusal yatırımların küçük bir miktar olduğuna dikkat çekiyor, bununla beraber kamusal finansmanın yenilenebilir teknoloiye doğru yön almasının özel finansmanlar için de belirleyici olacağını belirtiyor.

Bununla beraber bu yatırımların doğalgaza yönelme olasılığı da yok sayılmamakta. Zira, bu anlaşma ülkelerin kendi sınırları içerisinde yapacağı fosil yakıt yatırımları için bir engel getirmiyor.


Buna ek olarak, Çin ve Japonya, yani dünyanın en büyük fosil yatırımcılarından ikisi, Mayıs ayında G7 zirvesinde pozitif yaklaşsalar da, bu sefer bu anlaşmayı göz ardı edeceklerini açıkladı. Bu anlaşma COP26 boyunca şekil almaya devam edecek gibi.

Finansal yatırımlarına ek olarak, 40’tan fazla ülke kömür özelinde kademeli olarak çıkış kararı da aldı. Kanada, Güney Kore, Ukrayna, Endonezya ve Vietnam gibi ülkeler bulunan bu anlaşma ile bkararına imza attı.

Ama yine, anlaşmanın ince detayları, COP’dan gelen haberleri niye dikkatli incelememiz konusunda bize kanıt olmakta. Anlaşmada geçen "hafifletilmiş kömür" yani bir şekilde karbonsuzlaştırılmış veya karbon salımı telafi edilmiş kömür, oldukça tehlikeli bir tabir.

Her ne kadar bu şekilde ve büyük çapta kömürle üretimin mümkün olmadığı bir bilimsel gerçek olarak kabul edilmiş ve kömür iklim krizinin en büyük nedeni olsa da, fosil yakıt şirketleri bu gibi kelime oyunları ile ekonomik güçlerini korumaya çalışıyorlar.

Hele ki, COP26’ın içinde fosil yakıt şirketlerinden 500’den fazla lobici olması bu anlaşmalarının detaylarını daha da önemli kılmakta. Konferanstaki herhangi bir ülkeden fazla temsilci ile temsil edilen bu sektör, uzun yıllardır yaptığı gibi gerçekleri çarptırmaya devam ediyor.

ABD, Çin ve Rusya Atışmaları Devam Ediyor

Bu sırada COP26’daki politik atışmalar da dikkat çekmekte. ABD Başkanı Joe Biden’ın Çin ve Rus liderlerinin COP26’ya katılmamasını eleştiren konuşmasından sonra, eski ABD Başkanı Barack Obama da iklim krizinin aciliyet durumunda iki ülkenin yokluğuna dikkat çekti.

Bununla beraber Çin Heyeti için bir danışman da, Çin’in aslında sağlam anlaşmalar kurduğunu diğer ülkeler gibi uzak hedefler belirlemedikleri yönünde açıklama yaptı.

Türkiye Sessiz

COP26 gündemi oldukça canlı olsa da, Türkiye heyetinden hala ciddi bir açıklama gelmiş değil. Yapılan tek önemli açıklamada emisyon ticaret sisteminin planlandığı konusunda oldu.

Paris İklim Anlaşması’nı onaylayan Türkiye’den kömürden çıkışa dair hiçbir açıklama yapmamasına tepki gösteren 15 sivil toplum kuruluşu, Türkiye’nin sessizliğini bozması için ortak açıklama yaptı.

Açıklamada “Türkiye 2053 net sıfır hedefinde kararlıysa kömürden çıkış tarihi açıklamak zorunda; çünkü uzmanların raporları gösteriyor ki mevcut politikalarla bu hedefi yakalaması imkansız. Türkiye kömürden çıkış tarihini belirleyip küresel işbirliklerine ne kadar erken katılırsa, bu süreç toplumun geneli için o kadar kazançlı olacak” denildi.

Haftasonu Gündemini İklim Eylemleri Belirledi

Cuma gününden başlayarak Pazartesi gününe kadar, COP26’nin düzenlendiği Glasgow şehrinde ve aynı zamanlarda dünyanın farklı noktalarında iklim eylemleri düzenlendi.

Cuma günü Fridays For Future’un çağrısı ile düzenlenen etkinlikte özellikle gençler ile beraber yerli halklar da yürüyüş yaptı.

Fridays For Future'un etkinliği özellikle bir sonraki gelecek nesil için güvenli bir dünya, sınırların ötesinde birlikte çalışmayı, adalet odaklı, kapsayıcı bir hareket ile sağlanacağı mesajının altını çizdi.

Eylem için bir konuşma yapan Greta Thunberg, COP26’nın temsil konusundaki sorunlarına dikkat çekerek, BM zirvesini “küresel kuzeyin yeşil badana festivali” olarak adlandırdı.

Thunberg aynı zamanda anlaşmalardaki boşluklara dikkat çekerek, liderlerin sadece kendi yararlarına anlaşmalar yaptığını öne sürdü.

Cumartesi günü ise Türkiye’de dahil olmak üzere neredeyse dünyanın her kıtasında, İklim Adaleti için Küresel Eylem Günü için bir etkinlik vardı.

Glasgow’da sağnak yağmura rağmen 25 binden fazla kişi bir araya gelerek, İklim Adaleti için harekete geçme zamanının şimdi çağrısını yaptı.

Özellikle iklim değişikliğinden dolaylı olarak etkilenen yerli halkların çağrıları dikkat çekerken, iklim krizine karşı evlerini kaybeden Minga Indigena birliği altında Amerika kıtasına yayılmış yerli halkları temsil eden bir aktivist: “Liderlere mi inanıyorsunuz yoksa bize mi?” diyerek topluluğa seslendi.

  • Yerli Halklar Neden Önemli: Birleşmiş Milletler, yerli halklar her ne kadar dünya nüfusunun %5’ini temsil etse de kritik biyoçeşitliliğe sahip alanların %80’inin ve koruma altındaki alanların %40’ının yerli halklara ev sahipliği yaptığını belirtiyor. O yüzden yerli halklardan gelen her kayıp haberi, kritik bir ekolojik alanın kaybı anlamına gelmekte.

Türkiye’nin 14 farklı noktasından yaşam savunucuları, COP26 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi için buluşan liderleri fosil yakıtlardan kurtulmaya, #COPGelGünahlarından diyerek çağırdı.

Afşin’den Adana’ya, Muğla’dan Bartın’a, İzmir’den Eskişehir’e yaşam savunucuları iklim krizini durdurmak için kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtlardan çıkışı ve adil bir enerji dönüşümü çağrısı yaptı.


İstanbul’da da iki ayrı etkinlik düzenlendi. COP 26 Koalisyonu’nun çağrısıyla ilk  eylem Kadıköy Rıhtım’da gerçekleşti. İkinci eylem ise Süreyya Operası önündeydi. Yaşam savunucuları daha sonra Müze Gazhane’de bir araya geldiler.

Peki Şimdi Ne Olacak?

COP26 ‘nın bitimine 4 gün kala, yapılan anlaşmalar ve anlaşmaların eksik tarafları, uzmanlar ve iklim aktivistleri ile liderleri karşı karşıya getiriyor.

Ama şu durumda COP26 hiç bir şeye yaramıyor, Paris İklim Anlaşması çökmüştür gibi basit cümleler ile iklim krizi ile mücadeleyi özetlemek yetersiz kalmakta.

Önümüzde büyük bir mücadele var, bu mücadeledenin bilimsel altyapısı sağlam, teknolojik altyapısı ise finansal destek beklemekte.

Toplumsal olarak iklim krizi konusunda giderek harekete geçen ve konu hakkında bilgilenen, giderek kapsayıcı hale gelen bir sosyal hareket oluşmakta.

Bu konunun çözümü ne sistem dışında, ne de küresel işbirlikteliği bırakmakta yatıyor.

Önemli olan bu hareketi, liderlerin duyacağı şekilde yönlendirmek, bu hareketi destekleyen liderleri karar verici konumlara getirmek. Her mücadelede olduğu gibi, savaşı kazanana kadar büyük veya küçük demeden muharebeleri kazanmak gerekecek.

COP26 da bu muharebelerden biri ve büyük ihtimal kazandıklarımızdan çok kaybettiklerimiz olacak. Önümüzde sınırlı bir süre olsa da, iklim mücadelesinin güçlendiğini görmek mümkün.

Ben kalemi kırıp mücadeleyi bırakmaktansa, adım adım da olsa ilerleyenlerden olacağım, umarım siz de bana katılırsınız. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çevreci GeekÇevreci Geek

BÜLTEN SAYISI

COP26 Gündemi: İklim Mücadelesi Zirve'den Umudunu Kesiyor

Anlaşmaların yasal boşlukları, uzmanlar ve iklim aktivistlerin tepkisini artırıyor.

10 Kas 2021

Getty Images

YAZARLAR

Çevreci Geek

İklim haberleri üzerine yorumlar.

İLGİLİ OKUMALAR