

BMI Business School’dan Türkiye'de bir ilk: International Executive MBA Programı Hızla değişen iş dünyası ve rekabet ortamı karşısında güncel iş yönetim metodolojilerine hâkim, stratejik ve vizyoner bakış açısına sahip ve liderlik becerilerini iş dünyasında sergileyebilen biri olmayı hedefliyor musunuz? Eğer öyleyse IAE Paris Sorbonne Business School BMI Business School İstanbul iş birliğiyle düzenlenen International Executive MBA Programı kariyer hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmek üzere tam size göre. Nedir? Dünyanın en köklü ve prestijli üniversitelerinden Paris Sorbonne Üniversitesi'nin resmî iş okulu olan IAE Paris Sorbonne Business School ve BMI Business School İstanbul iş birliğiyle düzenlenen International Executive MBA Programı ; lider yöneticiler geliştirmek için özel olarak hazırlanmış, Université Paris 1 - Pantheon Sorbonne Üniversitesi’nin resmî diplomasına hak kazanmanızı sağlayan, uluslararası geçerliliğe ve tanınırlığa sahip bir İşletme Yüksek Lisans Programıdır. Neler var? Dijital çağda iş yönetimi ve liderlik becerilerini geliştirmeye odaklanan toplam 14 eğitim modülü + tez / proje çalışmasından oluşan program, Avrupa’dan ve Türkiye’den alanında uzman akademisyenlerin yer alacağı eğitim seanslarının yanı sıra; Türkiye’nin üst düzey yöneticileriyle deneyim paylaşma, yönetim simülasyonları, liderlik / kişisel gelişim koçluk seansları ve takım uygulama çalışmalarıyla güçlendirilmiş bir gelişim yolculuğu sunuyor. Modüllerden ikisinin Paris’te, geriye kalanların İstanbul’da gerçekleşeceği program hakkında bilgi almak için Paris Sorbonne Üniversitesi akademisyenlerinin katılımıyla düzenlenecek online tanıtım toplantılarına bu bağlantıyı ziyaret ederek kaydolabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün ve bugün Kral Selman bin Abdülaziz’in davetiyle Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanlığı’nın ziyarete ilişkin açıklamasında “Ziyaret kapsamında yapılacak görüşmelerde, Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler tüm veçheleriyle gözden geçirilecek; iş birliğinin geliştirilmesi imkânları ele alınacaktır. Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra, bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında fikir teatisinde de bulunulacaktır.” ifadeleri yer aldı.
- Neden önemli? Yaklaşık 10 yıldır, iki ülke ilişkilerinde yaşanan gerginliklerin ardından yapılan ilk üst düzey görüşme olması nedeniyle önem taşıyan bu ziyaret, uluslararası basında da geniş yer buldu.
Neler olmuştu?
2011 yılında başlayan Arap Baharı’nda Türkiye’nin bölgedeki yerleşik otoriter rejimlerin aksine Müslüman Kardeşler hareketini desteklemesi Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki çatışmanın başlangıç noktasını oluşturuyordu. Ardından BAE, Bahreyn ve Suudi Arabistan tarafından “terör organizasyonlarını desteklediği” gerekçesiyle uygulanan ambargo süresince Türkiye’nin Katar’a açıktan destek vermesi Türkiye ve Katar’ın Körfez ülkeleri tarafından diplomatik olarak dışlanmasına ve resmî-gayri resmî ambargolar uygulanmasına neden olmuştu. Son olarak, 2018 yılında Suudi Arabistan kökenli ABD vatandaşı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da bulunan Suudi Arabistan Konsolosluğunda öldürülmesiyse iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirdi. O dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık bir şekilde isim vermese de “Kaşıkçı cinayetinin en üst düzey yetkili tarafından emredildiğini” söylemesi Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman arasındaki gerginlikleri artırmış ve iki ülke arasındaki ilişkilerin kişisel bir çatışmaya dönüşmesi olarak yorumlanmıştı.
Türkiye’nin Körfez Açılımı
Arap Baharı ile birlikte gerginleşen Türkiye-Körfez ilişkileri yaklaşık 10 yıl boyunca karşılıklı suçlamalar, sert söylemler ve ambargolar ile kopma noktasına geldi. Türkiye ve Katar’ın karşısında oluşan BAE-Suudi Arabistan bloklaşması ikili ilişkilerde diplomatik kanalları etkisiz bırakarak ekonomik, ticari ve politik bir çatışma ortamı yarattı.
Körfez ülkeleri tarafından Katar’a uygulanan ambargonun 2021 yılında kalkmasıyla bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ilk toparlanma emareleri görülmeye başlandı. Bu dönemde S-400 krizi nedeniyle ABD ile ilişkilerin bozulması, Doğu Akdeniz ve mülteci meseleleri nedeniyle AB ile yaşanan gerginlikler ve ekonomide yaşanan kur krizleri, Türkiye’yi Körfez bölgesi ile bir diplomatik açılım politikası izlemeye zorladı. Bu açılım politikasının temel nedenleri diplomatik yalnızlık, Batılı ülkelerden gelen yatırımların azalması ve ekonomik krizi aşmak için yeni kaynaklar bulma arayışı olarak özetlenebilir.
Çin, Güney Kore ve Katar ile yapılan SWAP anlaşmaları her ne kadar kısa vadede sıcak para girişi sağlasa da kur krizinin etkilerini baskılama politikası nedeniyle beklenen etkiyi yaratmadı. 2021 yılı Ağustos ayında başlayan ve Aralık ayında Erdoğan’ın Abu Dabi’yi ziyaret etmesiyle hız kazanan Türkiye-BAE yakınlaşması Körfez açılımının en önemli gelişmelerinden biri oldu. Her iki ülkenin devlet başkanlarının karşılıklı ziyaretleri ile kısa zamanda ivme kazanan ikili ilişkiler, Türkiye’nin ihtiyacı olan sıcak para akışı için güçlü bir kaynak yarattı. BAE ile yapılan 5 milyar dolarlık SWAP anlaşması ve imzalanan 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları kur ve enflasyon krizleri ile mücadele eden AK Parti hükümeti için kısa vadeli bir kaynak girişi sağladı. Erdoğan’ın ziyareti sonrasında iki ülke arasındaki ticaret hacminin %50’den fazla artması da ikili ilişkilerde yaşanan siyasi iyileşmesinin ticarete yansımalarını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Yeni hedef Suudi Arabistan
Türkiye’nin BAE ile başlayan Körfez açılımı politikasının yeni hedefi Suudi Arabistan. Cemal Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a devredilmesi kararı ile ivme kazanan yakınlaşma süreci, Erdoğan’ın ziyareti ile yeni bir boyut kazanacak. Hem Batılı kaynaklarda hem de Körfez medyasında bu ziyaretin iki temel amacı olduğu belirtiliyor: uzun yıllardır “değerli yalnızlık” politikası izleyen Türkiye’nin strateji değiştirmesi ve 2023 seçimleri öncesinde ekonomik krizi aşmak isteyen hükümetin kaynak arayışı.
Cemal Kaşıkçı davasını devrederek sergilenen iyi niyet gösterisinin ardından bu ziyaret ile hem Türk ürünlerine uygulanan ambargoların kaldırılmak istendiği hem de SWAP ve yatırım gibi araçlar ile Suudi sermayesinin Türkiye’ye çekilmek istendiği belirtiliyor.
Suudi Arabistan’ın Türk ürünlerine uyguladığı gayri resmi ambargo nedeniyle Türkiye’nin ihracatı %90’dan fazla düşüş gösterdi. Yeni ekonomi modelinde, büyümenin motoru olarak görülen ihracatın hem ekonomi politikaları hem de dış politika üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda ihracatçıların Suudi Arabistan pazarının tekrar açılması yönünde hükümete baskı uyguladığını düşünmek de mümkün.
Değerli Yalnızlıktan Bölgesel Açılıma
Türkiye’nin son 10 yıldır dış politikada takip ettiği değerli yalnızlık stratejisinden keskin bir dönüş yaptığı görülüyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle uluslararası siyasette yaşanan belirsizlikler, 2023 seçimleri öncesi ekonomik krizden çıkma çabaları ve ihracat hacmini artırma politikası çerçevesinde yeni pazarlar bulma arayışı Türkiye’nin BAE ve İsrail ile başlayan açılım politikasını Suudi Arabistan ile devam ettiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TCMB yıl sonu enflasyon tahminini güncelleyerek neredeyse iki katına çıkardı. Yapı Kredi, Almanya'da banka satın aldı. İstanbul Sözleşmesi'nin feshinin "hukuka aykırı" olduğunu savunan savcılık, kararın iptalini istedi.
29 Nis 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





