Denizaltının altındaki 3. Dünya Savaşı

Avustralya, 2016’da Fransa’yla 66 milyar dolarlık denizaltı almak üzere anlaştı. Bu satış, Fransız Savunma Sanayii için önemli bir hamleydi. Hem az gelir değildi hem de Fransız envanterindeki nükleer güçlü saldırı denizaltısı Barracuda’ların, elektrikli ancak havadan bağımsız itki sistemiyle güçlendirilmiş varyantı vitrine konacaktı.
Alışveriş, Avustralya için de avantajlı görünüyordu. Collins sınıfı elektrikli denizaltılar, uzun mesafe görevler için yetersizdi. En az 30 sene ömürlü, standart elektrikli denizaltılardan daha uzun menzilli yepyeni 12 denizaltı, nükleer teknolojiye sahip olmayan Avustralya için ideal bir çözüm gibiydi.
Gelgelelim, geçen ayın 15’nde ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya üçlü bir güvenlik paktı ilan etti. Fransa, AUKUS diye anılan pakta davet edilmediği gibi, Avustralya ihtar vermeden Fransız denizaltılarının satışını iptal etti. Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian “sırtımızdan bıçaklandık” diye isyan etti. Öyle ki Fransa, ABD ile diplomatik ilişki kurduğu 1778’den bu yana ilk defa büyükelçisini Paris’e çağırdı. Bütün bu tepkiye ve ortamı yatıştırmaya yönelik diplomatik temaslara rağmen, Avustralya’nın Amerikan ya da İngiliz nükleer denizaltılarını tercih edeceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Bir memleket gibidir gemi
Bunların neden olduğunu anlamak için gözümüzü denizaltılardan lüks yolcu gemilerine çevirmemiz gerekiyor. İki Çin Cruise gemisi, dört senedir Güney Çin Denizi’ndeki Paracel adalarına turistik turlar düzenliyor. Çin’in Maldivleri denen bu küçük ada grubu, dünyanın en tartışmalı deniz alanlarından birinde bulunuyor. Çin; Endonezya, Filipinler, Malezya, Bruney, Tayvan ve Vietnam’ın da kıyısı bulunan deniz bölgesinin %90’ında hak iddia ediyor.

Büyük enerji kaynaklarına sahip olduğu düşünülen Güney Çin Denizi’nde gerçekleşen senelik uluslararası ticaret 5 trilyon dolar. Dolayısıyla lüks yolcu gemileri sadece pahalı ve güvertesinde toplu yoga derslerinin yapıldığı sıkıcı bir tatil anlayışının eseri değil. Üç günlük seyahat, yolcuların küçük balıkçı adalarında bayrak törenlerine katıldığı, geminin sinemasında milliyetçi filmler izleyip hep beraber marşlar söyleyerek Çin’in bölgedeki egemenliğini kutsadığı etkinlikler. Çin’in sadece doğal adalarla yetinmediği, askeri varlığını yapay adalarla da pekiştirdiğini de akılda tutmak gerek.
Kimi raporlara göreyse bu turistik gemilerinin yolcularında görülen militarist ruh yakında gemilerin kendine de yansıyacak. Bu yaz, Çin’in askeri tatbikatlarına zırhlı araç ve askeri personel nakli için sivil yolcu gemilerini eklediği haberleri gelmeye başlamıştı. Çin’in bunları askeri nakliyat gemilerine çevirerek kapasitesini ciddi oranda arttırmaya niyetlendiği ileri sürülüyor.
Dünyanın en büyük deniz kuvvetine sahip Çin, neden yolcu gemilerini askeri amaçla kullanmayı planlıyor? Birçoklarına göre sebep açık. Çin, dünya tarihinin en büyük deniz çıkarmasını gerçekleştirip Tayvan’ı ana karaya bağlamayı hedefliyor. Tayvan uluslararası toplum tarafından tanınmasa da ABD ile ayrıcalıklı ilişkileri olan 23 milyonluk, zengin bir ülke. Son zamanlarda, bazen günde 50’nin üzerinde Çin savaş uçağı Tayvan üzerinde uçuyor.
Bu gelişmeler üzerine, Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Wu, Çin’e karşı savaşa hazırlandıklarını açıkladıktan sonra Avustralya’yı yardıma çağırdı. Bir aralar Tayvan’ın özerkliğini koruyarak Çin’le birleşmesine taraftar olanlar, bugün Hong Kong’un başına gelenleri görünce iyimserliğini yitirmişe benziyor. Hong Kong’un görece özerkliği geçen sene tüm protestolar sert bir şekilde bastırılarak kaldırılmıştı.
Tozu alınan nükleer silahlar
Bölgede gerginlik giderek yükseliyor. Avustralya televizyonlarında nükleer savaş riski bile ciddi ciddi tartışılıyor. İşte bu ortamda Avustralya’yı elektrikli denizaltılar kesmiyor. Artık sadece alanını korumayı değil uzun mesafe operasyonlarda kullanabileceği nükleer güçlü denizaltılara ihtiyaç duyuyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Avustralya, Çin’i pandeminin kaynağı konusunda yeterince şeffaf davranmadığı iddiasıyla eleştirince ağır ekonomik yaptırımlarla karşılaştı. Yeni Zelanda gibi geleneksel müttefiklerine biraz mesafe koyup Çin’in suyuna gidebilecek bir konumda değil. Çin konusunda yumuşak bulduğu Fransa yerine ona karşı caydırıcı olacağını düşündüğü ABD ve İngiltere’yle beraber hareket edip denizaltının da iyisini alma peşinde.
Çin’in Tayvan’a müdahalesi kaçınılmaz gibi. Artık kendini hem askeri hem de ekonomik olarak hazırlıklı hisseden Çin’in geri adım atmayacağını öngörmek zor değil. Amerikan özel kuvvetleri ve deniz piyadelerinin Tayvan ordusunu eğittiği haberleri de gündemde. Yine de içinize biraz su serpelim. 2022 Yaz Olimpiyatları Pekin’de. Tayvan’a çıkarma ve muhtemel bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın Olimpiyatlar’dan önce gerçekleşmesi beklenmiyor.
Not: Denizaltılar hakkındaki teknik ve stratejik değerlendirmesi için Doç. Dr. Bleda Kurtdarcan’a teşekkürler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Kağıt toplama işçileri ve kuryelerle konuştuk. 3. Dünya Savaşı tartışmalarını, Çin'de "Yeni Çağ'ı", Facebook'un geleceğini, dünyadan öğrenci hareketlerini ele aldık.
10 Eki 2021

YAZARLAR

Özgür Mumcu
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


