Doğu Türkistan'daki hak ihlalleri

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Yıllardır karşımıza çıkan ve bir türlü tam anlamıyla gündemimize alamadığımız konu: Doğu Türkistan'daki hak ihlalleri. Avrupa Birliği üyeleri, ABD ve Kanada gibi birçok ülke Çin’in Doğu Türkistan halkına karşı uyguladığı baskıcı politikaları kabul etmesine rağmen Çin hükümetinin haberleri yalanlaması ve yeterince veriye ulaşılamaması dünya basınında Doğu Türkistan meselesinin büyük soru işaretleriyle kalmasına neden oluyor.
- Bir yanda hak ihlalleri raporları, BM ve diğer uluslararası örgütler, Çin hükümetinin “izin verdiği” kamplarda çekilen belgeseller var; ancak diğer tarafta bağımsız gazetecilerin veya gözlemcilerin araştırma için bölgede bulunması engellenerek gerçek bilgiye ulaşım zorlaştırılıyor. Kamplardan kurtulan, bölgeden bir şekilde göç edebilmiş birçok insanın benzer yönde röportajları da iddiaları doğrularken hak ihlallerinin hangi boyuta ulaştığına dair net bilgi alınamıyor. Bu da birçok yanlış bilginin sosyal medyada dolaşmasına sebep oluyor. Özellikle görsellerin yetersiz olması sosyal medyada birçok işkence videosunun, kötü muamele görselinin, çocuk istismarı fotoğrafının yayılmasına sebebiyet veriyor; ancak raporlar ve röportajlar Doğu Türkistan’daki olaylara ait olmayan görüntülerin benzerlerinin zaten yaşandığını ortaya koyuyor. Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.
- Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Doğu Türkistan halkı, Çin hükümetini cinayet işlemek, insanları kaçırmak, işkence yapmak ve zorla kısırlaştırmakla suçluyor. Birçok AB ülkesi de Çin'i toplu tutuklamalar, faili meçhul vakalar, baskıyla çalıştırma, Uygurlara ait kültür ve mirasın yok edilmesi ve toplama kampları gibi uygulamalardan sorumlu tutuyor. Ayrıca, Doğu Türkistan’daki tarihî miras da yok edilmeye çalışılıyor. Yaklaşık 16 bin caminin 2017’den bu yana yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü uydu görüntüleriyle tespit edilirken Çin hükümeti yetkilileri bu iddiayı yalanlamayı sürdürüyor.
- Tepkiler: Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, siyasi grupların “zorla çalıştırma ve Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Uygurların durumu" konulu ortak karar tasarısını kabul etmişti. Avrupa’da 39 ülke ortak mesaj yayımladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, tüm bu uygulamaları kınadığını belirtti. Almanya da dünyada din özgürlüğünün giderek kısıtlandığı parlamentoda konuşularak Doğu Türkistan’daki hak ihlallerini kınamıştı. Kanada, Doğu Türkistan halkına yönelik insan hakları ihlalleri nedeniyle Çin hükümetine karşı yeni ticari önlemler aldığını duyurdu.
- Bazı raporlar: ABD merkezli Center for Global Policy Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki pamuk tarlalarında devlet tarafından zorla çalıştırılan Uygur Türkleri ile ilgili bir rapor yayımlamıştı. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü, Çin hükümetinin Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde bilinenden daha fazla sayıda kamp ve cezaevi kurduğunu hazırladığı raporda ortaya koymuştu. Enstitü bölgede Uygurların gözetim altında tutulduğu bu kampların sayısının 380'dan fazla olduğunu bildirmişti. Bunun tahmin edilenden %40 fazla olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu merkezlerin "eğitim kampı", "cezaevi" ve "gözetim kampı" gibi farklılıklar gösterdiğine işaret ediyor. BM verilerine göre en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.
- Uluslararası sözleşmeler: Ülkelerin farklı yaklaşımlarına rağmen BM azınlıklarla ilgili sözleşmeler ortaya koyarak onların haklarını korumaya çalışmaktadır. BM’nin ortaya koyduğu sözleşmelerinin bir kısmına Çin de taraftır. Soykırım Suçunun Cezalandırılması ve Önlenmesine Dair Sözleşmeyi 1983’de, BM Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesini 1981’de, Kurumsallaşmış Irk Ayrımcılığı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Uluslararası Sözleşmesini 1983’de, yürürlüğe girmemiş olan BM Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesini 1998’de imzalanmıştır. Uluslararası sözleşmelere taraf olmak, Çin hükümetinin azınlıkları koruyan politikalar izlemesine vesile olmamaktadır.
- Türkiye: Doğu Türkistan halkının Çin’de yaşadıkları az bilinen veriler ve görüntülerle bile birçok insan hakkı ihlaline konu olurken Çin’in bu politikaları geri çekmesi için yeterince kamuoyu oluşturulamamıştır. Çin ile Türkiye arasında 2017'de imzalanan fakat TBMM'nin henüz onaylamadığı "Suçluların İadesi Anlaşması"nın Çin yetkilileri tarafından oylanarak kabul edildiği duyuruldu. Bu gündem, Türkiye’de yaşayan 50 binden fazla Uygur kökenli insanı endişelendiriyor. Doğu Türkistan’daki aileleriyle görüşemeyen ve bu anlaşma sebebiyle tedirginliğini sürdüren Türkiye’de yaşayan Uygur kökenli insanlar ise aylardır Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önünde eylem yapıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde bölge ülkeleri tarafından Katar'a uygulanan ambargonun kaldırılmasını, Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri'nin Çin devleti tarafından maruz bırakıldıkları hak ihlallerini ve ABD yaptırımları altındaki İran'In uranyum zenginleştime programını konu alıyoruz.
14 Oca 2021

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.




