Dünya'nın aynası: 2000 Senesinde hafta tatiline aya gideceğiz

Paskal şöyle diyordu:
— Aya gitmek! Ben, şahsen buna inanıyorum. İnanıyorum; çünkü Ay, hemen şuracıkta, yanıbaşımızda; inanıyorum..., çünkü inanıyorum.
Eğer, 1900 senesine doğru muhayyilesi (hayal gücü) geniş olan bir gazeteci, Wright kardeşlerle bir mülâkat yapsa ve 1950 senesinde tayyareciliğin nasıl olacağını sorsaydı, muhakkak ki, ihtiyatla söylenmiş bir cevap alacaktı: O devrin buharlı motorlarını gücü ve mütenasip ve o zamanki vasıtalara benzer bir şey olacaktı.
Elli sene sonra, modern tayyareler, kuşlara benziyorlar.
Şu halde aynı muhakeme, 1950 senesinde de yapılamaz mı? 2000 senesinde, seyyareler arası bir hava yolunun varlığı tahayyül edilemez mi?
Nasıl ki ilk otomobiller, at arabalarından kopya edilmiştir, bugün de, süpersonik füzeler tayyarelerden kopya edilebilir.
Bu iş yapılırken kanatlar da ihtiyatla kesilirse hava mukavemetinin fazlası olarak önüne geçilmiş olur. Muayyen bir hızdan sonra dünya atmosferi, bir sıvının gaza nazaran avantajı gibi muharrik bir kuvvet kabul eder. (Yani o hızdan sonra, havanın bu hususiyeti dolayisiyle tayyarenin hızı çoğalır.)
Meriha (Mars'a), Zuhale (Satürn'e) veya Jüpitere gitmek için evvelâ dünya atmosferinin üzerine çıkmak sonra hemen hemen boş bir mesafeyi katetmek ve nihayet vasıl olunan seyyarenin (gezegenin) değişik atmosferi içine girmek lâzımdır. Dünya atmosferinin kalınlığı, müstakbel "Astronef" in (Seyyareler arası uçağın) katedeceği mesafe yanında pek ince kalır. Bir kere boşluğa girince ("Astronel" — Astronotların (Yâni seyyareye gideceklerin) yaşaması için lâzım olan hava sebebiyle — dahili bir basınca mukavemet etmek zorunda kalacaktır. Şu halde bu vaziyete göre, en iyi bir şekilde mukavemete hazırlanmış olması icabeder. Yepyeni bir şekilde koyulması gerekir: Bunun için en müsait küredir. Çünkü küre, asgari sathaya karşılık, nizamî bir hacim temin eder. Fakat bir küre, dünyamızın atmosferini geçebilmek için bir hayli zorluk çekecektir. Çünkü, küre-i arzın cazibesinden kurtulmak için alması lâzım gelen hız, belki de, kâfi gelmiyecektir. Arzın cazibesinden kurtulabilmek için saniyede 11 kilometrelik bir hıza sahip olmak icabediyor. Böyle bir hız da, havayı en kolay bir tarzda yarabilecek bir uçak şeklini iltizam eder. boşluk için en ideal bir şekil olan küre ile, hava için en ideal bir şekil olan süpersonik füze arasında bir şekil maksada kâfi gelir.. İşte bu da, meşhur uçan dairelerdir.
Filhakika, bu mercimeğimsi şekil, dahili ve harici tazyikleri mümkün mertebe azaltabilecek ve havayı kolaylıkla yaratabilecek bir profil arzeder.
Eğer bu "daire"nin, sadece, hedef tutulan seyyareye gidilmek için o istikamette harekete getirilmediğini, fakat aynı zamanda da, kendi mihveri üzerindeki muvazenesini temin için ayrıca bir hareket yaptığını kabul edersek, bugün kullanılmakta olan vasıtaların hiç birine benzemiyen ve fakat ortaya atılan meseleyi halledebilecek yeni bir vasıta elde edilir.
Şüphesiz ki, geriye bir mesele kalıyor: Limit bir ağırlık için kâfi gelebilecek kuvveti haiz, ideal bir motor bulmak. Asrın başlangıcında Wright kardeşler, modern motorları biliyorlar mıydı? Biraz da, beşer zekâsına güvenmek lâzım. Farzedelim ki bu iş için elzem olan motor (Hiç şüphesiz ki, atomun parçalanma kuvvetine istinat eden) bulundu; diğer meselelerin hali gayet kolaydır: Meselâ, merkezi kabine ve motor sabit iken, uçan daire daimi olarak dönecektir.
Muhakkak ki mühendisler, binlerce teknik sualler ortaya koyacaklar ve binlerce maddi imkânsızlıklar göstereceklerdir.
Şuna inanmalıyız ki 2000 senesinde Merihe, Zühale, Ay'a gitmek mümkün olabileceği gibi tekrar dünyaya dönmek ve bu yolculukları en iyi şartlar altında yapmamız imkân dahilinde olacaktır.
Astronotik (Seyyarelere seyahat) henüz aydınlanmış bir rüya değildir, fakat evvelden görüş bilgileri üzerine kurulmuş bir ilimdir. Biz, uçan daireler tahayyül ediyoruz. Aleksandr Ananoff (Alexandre Ananoff (1910-1992): Uzayda yolculuk uzmanı) buna gülüyor. Hafta tatili için Ay'a gitmeyi düşünüyoruz, o, bunu uzak bir hedef olarak kabul ediyor.
Fakat bununla beraber, mükemmel bir uçan daire ile yola çıkınca Ay, pek yakın bir mesafe olacaktır. Nihayet şehir yakınında bir mesire gibi.
N. Nihat ÜLKEKUL
Kaynak: Zafer, 12 Ekim 1950, sayfa 3.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




