
Ege Soley’i şunu yapıyor tanımlamak zor. Hayatı boyunca tutku duyduğu şeylerin peşinden giden, onlar için hayatını değiştiren biri. Bu tutkuların sonucunda dünyanın çeşitli yerlerinde bulmuş kendini. O noktada seyahat bu hikâyelerin neresinde ve nasıl yer kaplıyor onu merak ederek sorularımı sordum.
Kimsiniz? Ne yapıyorsunuz?
Merhaba, Ege ben! Yazmayı, okumayı ve sürekli bir şeyler üretmeye çalışmayı çok seven biriyim. 14 yıl çiçekçilik yaptım, bir tasarım mağazası olan Show Public'i kurdum, bu arada sakin, yakın ve başka isminde üç kitap yazdım. Son iki aydır ise bütün işleri bıraktım, sadece bebeğimi büyütüyorum!
Hayatınızı değiştiren, sizi siz yapan yolculuk nedir?
Üniversiteden mezun olduktan bir sene sonra Paris’e tek yön bir bilet aldım ve ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim olmadan yola çıktım. Sonrasında ise hiç aklımda yokken çiçekçilik öğrenip 4 yıl Paris’te bir çiçekçide çalıştım ve kendime yepyeni bir yol ve hayat çizdim. Tüm bunlar bir Paris biletiyle başladı.
Dağ mı deniz mi?
Dağ.
Hayatınızda çektiğiniz en kıymetli seyahat fotoğrafı hangisi?
Marakeş’e bir iş için gidip müthiş zaman geçirmiş, orada yaşayan birkaç insanla tanışmış ve sayelerinde nefis evler görme şansım olmuştu. Şimdi düşününce Marakeş’in daracık sokaklarında ve geniş avlulu taş evlerinde çektiğim tüm fotoğraflar çok kıymetli ve özel geliyor bana.

En sevdiğiniz rota nedir?
Sanırım İtalya rivierası. En başta Cinque Terre, Sanremo ve Portofino.
En iyi 5 seyahatinizi sıralar mısın?
Köln, Cinque Terre, Bali, Stockholm, Porto. Evet ben bir Avrupa sevdalısıyım!
Daha çok, en yeni, uzak. Seyahati hep bu kavramlarla birleştiriyoruz. Bunların arayışında yakınımızda olanları, etrafımızdan. Geçenleri kaçırıyor muyuz?
Bence kesinlikle evet. Ama şahsen konuşursam açıkçası ben pek yeninin ya da uzağın peşinde değilim. Sevdiğim şehirlere tekrar tekrar gidip lokal gibi takılmayı, daha önce gitmediğim, görmediğim detaylar yakalamayı seviyorum daha çok. Çoğu insana sıkıcı gelebilir ama on kere Londra’ya gitmiş olsam da 11. defa yine gidip tanıdık sokaklarda yürümek, geçen seferden aklımda kalan bir pub’da bütün gün oturup gelip geçeni izlemek bana yepyeni keşiflerden daha keyifli geliyor.
Bir yeri keşfetme telaşı ne zaman geçer, nasıl durmayı, çevresine bakmayı öğrenir insan?
Bu kişiye bağlı bence biraz. Kimimiz yoruluyor, yavaşlamayı öğreniyor, kimimiz de ölene kadar keşif peşinde oluyor. Ben yavaşlamanın, daha dikkatli bakmanın, sıradan ve gündelik olanın tadını çıkarmanın ve programlı değil de biraz “içgüdüsel” gezmelerin tarafındayım.
En sevdiğin yol kitapları nelerdir?
Buna tek bir cevabım var, kesinlikle Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ege'nin peşinde Avrupa'ya doğru, rutinleri yeniden saymaya ve içgüdüsel seyahatlerin sırrını çözmeye gidiyoruz.
06 Nis 2022

YAZARLAR

Ruta
Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.
İLGİLİ OKUMALAR


